Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/8999 E. 2023/3280 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8999
KARAR NO : 2023/3280
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4158 E., 2020/130 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Avukatlık yapmakta olan müvekkil silahlı örgüt kurma ve yönetme suçundan 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, 21.09.2017 tarihinde tutuklanmış, 14.09.2018 tarihinde tahliye edilmiştir. Tahliye kararına karşı 15.09.2018 tarihinde savcılık tarafından itiraz edilmiş, aynı gün itirazın kabulü ile tahliye kararının kaldırılmasına ve tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir. Müvekkilin tutuklu kaldığı süre içerisinde tutukluluk incelemelerinde müvekkilin tutukluluk halinin devamına, tutukluğa itiraz incelemelerinde itirazın reddine, tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılması taleplerimizin de reddine karar verilmiştir. Müvekkilin haksız olarak tutuklaması, makul süreyi aşan bir süre tutuklu kalması, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle oluşan zararın karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 25.12.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süre ve yetki yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Talebe konu karar henüz kesinleşmediğinden davanın bu yönden de reddine karar verilmesi gerekir. Davacı hakkında verilen karar davacının tazminata hak kazanmasını sağlayacak mahiyette değildir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Tazminat talebine konu olan masraflar belgelendirilmemiştir. Mükerrer dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2018/507 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.01.2020 tarihli ve 2019/4158 Esas, 2020/130 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.11.2021 tarihli ve 2020/41501 sayılı, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi uyarınca açılan davanın, tazminat davasının dayanağı olan asıl davanın derdest olması sebebiyle reddedilmemesi gerektiğine, yakalama, gözaltı ve tutukluluk işlemlerindeki usulsüzlüklerin davacının avukat kimliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/105607 Soruşturma numaralı hazırlık soruşturması kapsamında12.09.2018 tarihinde gözaltına alındığı, İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.09.2017 tarihli, 2017/474 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, hakkında Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme suçundan kamu davası açılmış olduğu, davacının diğer sanıklarla birlikte yargılandığı İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince 14.09.2018 tarihinde tahliye edildiği, Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerine 15.09.2019 tarihli ara karar ile davacı hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkartılmasına karar verildiği ve davacının hala yakalanamadığı, söz konusu dosyanın hala derdest olduğu anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde, usul kurallarına uymama veya keyfî adlî işlemler nedeniyle, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddî veya manevî zarar hâlleri gösterilmiş ve bu hâller gerçekleştiğinde zarar gören kişilerin Devleti dava ederek zararlarının giderilmesini istemek hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Kanunda belirlendiği şekilde usulsüz işlemlere muhatap olmuş veya bu gibi hâllerle karşılaşmış bulunan kişi, uğradığı her türlü maddî ve manevî zararlarını Devletten dava etmek, isteyebilmek hakkına sahiptir. Kanunun 142 nci maddesinde ise, tazminat davasının açılmasının, ilgili kişi hakkındaki kararın veya hükmün kesinleşmesiyle olanaklı hâle geleceği belirtilmiştir. Kesinleşme, ilgilisine veya varsa vekiline tebliğ edildiğinde, tebellüğden itibaren üç ay içinde dava açılabilecektir. Karar veya hükmün, tebliğ edilememesi veya tebliğinin herhangi bir nedenle gerçekleştirilmemiş bulunması durumunda dava hakkı, karar veya hükmün kesinleşmesinden itibaren nihayet bir yıllık sürenin sona ermesiyle düşecektir.

Yukarıdaki açıklamalar, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli cevabi yazısı ve ekleri ile tüm dosya kapsamına göre; davacının sanık olarak yargılandığı tazminata konu İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 E. sayılı dosyasında yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmakla, davacının üzerine atılı suçtan beraatine dair verilen ve kesinleşen bir karar bulunmadığından ve yasal koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 E., 2019/125 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 12.09.2017 – 14.09.2018 tarihleri arasında 367 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yargılamanın hala devam ettiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye, davacının haksız olarak tutuklanması, makul süreyi aşan tutukluluk süresi, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle dava açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
6749 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince; gözaltı süresinin, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemeyeceği, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebileceği düzenlenmiş olup; dosyanın incelenmesi neticesinde davacının 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 21.09.2017 tarihinde tutuklama istemi ile gönderildiği sulh ceza hakimliğince tutuklandığı, bu şekilde davacı yönünden 6749 sayılı Kanun’da öngörülen yedi günlük gözaltı süresinin aşılmış olduğu tespit edilmekle, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin yazılı emrinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğinin ve bulunmaması halinde davacının makul miktarda tazminata hak kazanacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.01.2020 tarihli ve 2019/4158 Esas, 2020/130 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2023 tarihinde karar verildi.