Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/12407 E. 2023/10823 K. 08.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12407
KARAR NO : 2023/10823
KARAR TARİHİ : 08.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/349 Esas, 2020/1548 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)… 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2017/417 Esas, 2019/521 sayılı Kararı ile; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet,
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2020/349 Esas, 2020/1548 sayılı Kararı ile; sanığın beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.09.2017 tarihli ve 2017/142780 Soruşturma, 2017/30955 Esas, 2017/2172 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2017 tarihli ve 2017/295 Esas, 2017/332 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın … Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3…. 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2017/417 Esas, 2019/521 sayılı Kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
4.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2020/349 Esas, 2020/1548 sayılı Kararı ile; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendine göre sanığın beraatine karar verilmek suretiyle aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi, sanık hakkında dosya kapsamındaki delillerin yeterince değerlendirilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A.İlk Derece Mahkemesince;
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın vekilliğini üstlendiği ve boşanma davası açmak üzere gerekli masrafları almasına karşın dava açmadığı iddia ve kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesince;
Dosya kapsamında yer alan tanık beyanlarının çelişkili olması, sanığa yapıldığı ileri sürülen ödemeye ilişkin belge bulunmaması nedenleriyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği konusunda savunmasının aksini gösterir, mahkumiyetini gerektirir, her türlü kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının hükümden tamamen çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280 inci maddesinde;
“(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
Karar verir” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Aynı Kanun’un “Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” başlıklı 303 üncü maddesinde ise;
“(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse,” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında “Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen … sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği” belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükümleri ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tebliğnamedeki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulması talebini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.

İlk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin hüküm fıkrası kısmının hükümden tamamen çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Hükmün düzeltilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi ve kendi arasında çelişki oluşturması nedenleriyle kararın 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması sonrasında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkartılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkûmiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkartılmaması suretiyle gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2020/349 Esas, 2020/1548 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.