YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2151
KARAR NO : 2023/4108
KARAR TARİHİ : 25.09.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2671 E., 2021/2995 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/795 E., 2019/568 K.
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl davada ve birleştirilen davaya ait dava dilekçelerinde özetle; davacıların İstanbul ili, Beykoz ilçesi, Ortaçeşme Mahallesi, 492 ada 1 parsel sayılı taşınmazda müşterek mülkiyet hükümlerine tâbi hisselerinin bulunduğunu, davalılar tarafından taşınmazdan hisse satın alındığını ve bu satın alma işleminin müvekkillerine bildirmediğini, davlı tarafından gönderilen Kartal 23. Noterliğinin 28996 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kira bedelinin talep edildiğini ve bu ihtarnamenin haksız olarak keşide edildiğini, müvekkillerinin dava konusu hisseleri satış tarihindeki rayiç bedeli ile almaya hazır olduklarını, dava yolu ile kanuni şufa hakkını kullanmak istediklerini belirterek, davalılara ait satışa konu hisselerin tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu gayrimenkul üzerindeki elbirliği hâlinde mülkiyetin yaklaşık 2 yıl kadar önce dava dışı mirasçı Gazi Kurtuluş tarafından sonlandırıldığını, bu nedenle davacıların davada taraf ehliyetinin olmadığını, hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve 2016/631 Esas, 2018/122 karar sayılı ilâmı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf talebinin üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarih ve 2018/1222 Esas, 2018/1836 Karar sayılı kararı ile “fiili taksim iddiası yönünden eksik inceleme yapıldığı” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında yer alan kararı ile; asıl dava yönünden “davacının şufa hakkını kullanmasını engelleyecek ve davalı tarafa bu yönü ile korunması gerekli üstün bir hak tanıyacak herhangi bir maddi ve hukuksal gerektirici nedenin bulunmadığı, davacının davasının sabit olduğu, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere fiili taksimden bahsedilemeyeceği, fiili taksim iddiasının ispatlanamadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne; birleştirilen dava yönünden “davacı vekiline 704.000-TL üzerinden harcı yatırması için süre verildiği, yargılamanın 02/07/2019 tarihli celsesinde davacı vekilinin birleştirilen dava yönünden harç yatırılmadığının beyan edildiği ve mahkemenin 1 nolu ara kararı gereği birleşen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosya 3 ay süre içinde yenilenmediği” şeklindeki gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda III.2 numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından fiili taksimin tespitine yönelik yeterli ve gerekli inceleme yapmaksızın davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğunu, müvekkilinin adına kayıtlı yerde bulunan taşınmaz kiracısına kira bedellerinin müvekkiline düşen kısmını müvekkilinin nam ve hesabına ödemesi amacıyla, Kartal 23. Noterliğinin 30.11.2016 tarih ve 28997 yevmiye numaralı ihtarına rağmen kiracının kiralarını davacılara ödemediğini, aynı mirasçı tarafından yapılan satışta biri hakkında fiili taksimin varlığı kabul edilirken diğeri açısından “tespit edilemediği” şeklinde alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ile mirasçılardan Aziz Gazi Kurtuluş arasında dava konusu yerin satışının gerçekleştiği güne kadar bu yere ilişkin ses çıkarmayan davacıların yeni malike yani müvekkiline karşı hakkını kullanmasının TMK’nın 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda karar başlığında esas ve karar numarası yer alan kararı ile asıl davada davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353-(1)-b/1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince; “davalı taraf istinaf itirazında bulunurken fiili taksimin varlığını ileri sürmüş ise de, mahkemece yapılan keşifte dinlenen tanıklar davacının kiracısı olduklarını belirtmiş davalının kullandığı yeri veya kiralayarak tasarruf ettiği yeri göstermemiştir. Davalı vekili de aşamalarda sunduğu dilekçelerde akrabalık nedeniyle müşterek olarak kira alındığını ifade etmiş olup tek başına fiilen kullanmak ya da tek başına kiralayarak tasarruf ettiği bir yerin bulunmadığı anlaşılmakla fiili taksim iddiasının ispatlanamadığı kanısına varılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere TMK’nın 2. maddesine aykırı dava açıldığının kabul edilebilmesi için davacının ve davalı bayinin satıştan önce ayrı ayrı bir kısım yerleri kullanması ve bu kullanıma karşı durulmamış olması gerekir. Somut olayda bu koşul gerçekleşmemiştir” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesindeki nedenleri tekrar ederek; paydaşlar tarafından tapuda elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürüldüğünü, bu yönde işlemin yapılması nedeni ile davacıların satıştan haberdar olduklarını, bu sebeple davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, dava konusu payı müvekkile satan dava dışı Gazi Kurtuluş ile davacıların akraba olduğunu, her hissedarın payının belli olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Davalı vekili 01.07.2023 tarihli ek beyan dilekçesinde ise; davaya konu taşınmazın tapu kaydında “parsel üzerinde mevcut binaların aidiyeti keyfiyeti beyannamesine merbut listesi gösterilmiştir” ibareli şerhin bulunduğunu, bu listenin dosyaya kazandırılmadan hüküm kurulduğunu, gerekçede de bu husustan bahsedilmediğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık dava konusu olaya uygulanması gereken usul ve yasa hükümlerine herhangi bir aykırılık veya yanılgılı değerlendirme bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2, 732 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilmiş olduğu anlaşılarak asıl davada davalı … vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.