YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16830
KARAR NO : 2010/21466
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 16.500,00 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin muris …’nün izni ile ona ait arsa içine ev yaparak ikamet ettiğini ancak murisin ölümü üzerine eşinin borcuna karşılık hissesini davalıya intikal ettirdiğini, müvekkilinin tescil talebinin reddedildiğini, kararda muhtesad bedelinin talep edilebileceğinin belirtildiğini bu nedenle davalı için sebepsiz zenginleşme teşkil eden muhtesad bedelinden fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak 2.500,00 TL için dava açıldığını, muhtesatın değerinin 19000,00 TL olarak belirlendiğini, ilk davada 2500 ,00 liraya hükmedildiğini beyanla bakiye 16.500,00 TL’nin 3.5.2004 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak murisin tüm mirasçılarına yönetilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının açtığı müdahalenin meni davasının kesinleşme tarihi olan 29.5.2006 tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı dolduktan sonra iş bu dava açıldığından sözedilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş , hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu 66. Maddesinde sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak haklarının 1.-10 yıllık sürelerde zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir.
22.2.1991 gün ve 1990/1-1991/1 sayılı Yargıtay İBK. da da vurgulandığı gibi; iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Malvarlığı henüz zenginleşene verilmeden, davalının sebepsiz iktisabından ve bunun doğal sonucu olarak geri almaya ilişkin dava hakkından bahsedilemez. Dava hakkının doğmadığı hallerde ise BK.nun 66. maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması düşünülemez.
Somut olayda, davacı taşınmazı kullanmaya devam ettiğini kısmi davada ileri sürdüğüne göre, davalının açtığı men’i müdahale davasının sonucunda verilen kararın infaz tarihi (diğer bir deyişle davacının taşınmazı terk ya da teslim tarihi) araştırılarak zamanaşımının da bu tarihten başlatılması gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar yerine getirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.