Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6912 E. 2023/5225 K. 21.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6912
KARAR NO : 2023/5225
KARAR TARİHİ : 21.09.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/444 Esas., 2022/223 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde araç satış sözleşmesi yapıldığını, ancak daha sonra davacının borcu ödeyememesi üzerine aracın davacıdan alındığını ve üçüncü bir kişiye satıldığını, araç bedeli için alınan senetlerin karşılıksız kalmasına rağmen iade edilmediğini ileri sürerek İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2011/6614 E. sayılı takip dosyası ile İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/21635 esas sayılı takip dosyasından borçlu olunmadığının tespitine ve % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği araç satış sözleşmesinde bahsi geçen senetlerle, davacının davaya konu ettiği senetlerin aynı senetler olmadığını, dava konusu senetlerin davacının başka borçları için düzenlenen senetler olduğunu savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 14.04.2015 tarih, 2013/129 E. ve 2015/162 K. sayılı kararı ile davacı tarafından sunulan ve taraflar arasında yapılmış olan 30.06.2009 tarihli araç satış sözleşmesinde davacının alıcı sıfatıyla senetler imzalayacağının belirtildiği, ancak senetlerin niteliklerinden hiçbir şekilde bahsedilmediği, icraya konu senetlerin sözleşmede geçen senetler olduğuna yönelik hiçbir ibarenin sözleşmede yer almadığı, aksine davaya konu senetlerin tamamında nakden kaydının yer aldığı, hiçbirinin düzenleme tarihinin sözleşme tarihi ile uyuşmadığı, takiplerin durdurulması yönünde bir karar verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 19.04.2018 tarih, 2016/13818 E. ve 2018/2214 K. sayılı kararıyla dava konusu icra takiplerine dayanak bonoların sözleşmede belirtilen miktarlarda olduğu, söz konusu bonoların taraflar arasındaki sözleşme uyarınca satıma konu aracın bedeli karşılığı verildiği, her ne kadar davalı tarafça dava konusu bonoların araç satışına ilişkin olmadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, nakden kaydının bulunmasının bonoların sözleşme uyarınca verilmediği anlamına gelmediği, taraflar arasında geçersiz olan araç satış sözleşmesinin yerine getirilmediği gözetildiğinde geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldığını geri vermekle yükümlü olduğu, icra ve dava konusu bonoların bedelsiz kaldığına işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.02.2022 tarih, 2019/444 E. ve 2022/223 K. sayılı kararı ile takipler durmadığı için dava konusu takip dosyalarında kısmi tahsilat yapıldığı, yapılan tahsilatlar yönünden davaya istirdat davası olarak devam edildiği, icra takip dosyalarından yapılan tahsilatlara ilişkin bilgilerin gönderilmesinin istendiği, davacının dava konusu icra takip dosyalarına toplamda 58.873,16 TL ödeme yaptığı, ödeme tarihi itibariyle bu miktarın efektif euro satış kuru üzerinden euro karşılığının ise 21.145,93 euroya tekabül ettiği, taraflar arasında geçersiz olan araç satış sözleşmesinin yerine getirilmediği, geçersiz sözleşme nedeniyle herkes aldığını geri vermekle yükümlü olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 21.145,93 Euronun ödeme tarihi itibariyle efektif satış kuru üzerinden değeri olan 58.873,16 TL’nin istirdadına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; menfi tespit davası olarak açılan davada bir kısım ödemeler yapıldığını, ödenen miktarlar yönünden davanın istirdat davası olarak kalan borç yönünden ise menfi tespit olarak devamı gerektiğini, ancak kalan borç yönünden menfi tespit hükmü kurulmadığını, 21.145,93 euronun TL karşılığına hükmedilmesinin doğru olmadığını, faize hükmedilmediğini, hüküm fıkrasında hükmedilen miktara ilişkin davalıdan tahsile şeklinde ifadeye yer verilmediğini, kötüniyet tazminatına da karar verilmediğini, vekalet ücretine karar tarihi üzerinden TL’ye çevrilerek hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince istirdat davalarında bir yıldan sonra talepte bulunamayacağını, hak düşürücü sürenin 06.08.2013’de yapılan ödeme için geçtiğini, davada 41.961, 67 TL’ye hükmedilmesi gerekirken fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senetlerden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti, ödenen senetlerin istirdadı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Davacı; davalı ile arasında adi yazılı şekilde araç satış sözleşmesi bulunduğunu, ancak aracın teslim edilmediğini ileri sürerek sözleşme gereğince verilen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacı icra dosyalarına ödemeler yapıldığını belirterek 21.09.2020 tarihli dilekçesiyle her iki icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, ödenen miktarların devlet bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının istirdadını istemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda icra dosyalarına TL üzerinden yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden döviz karşılığı belirlenerek bu miktarın TL karşılığının istirdadına karar verilmiş ise de davacının ödeme yapılan miktar dışında kalan kısım için menfi tespit talebinin dikkate alınmaması hatalı olmuştur. O halde Dairemizin bozma ilamı gereğince satış sözleşmesinin geçersiz olduğu ve senetlerin bedelsiz kaldığı belirlendiğine göre mahkemece her iki icra dosyası bakımından da davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmektedir.

3. Davacı faiz talebinde bulunmuş olup, mahkemece faiz talebine ilişkin karar verilmemesi de hatalı olmuştur. Mahkemece istirdat kararı verilen miktar yönünden ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince faize hükmedilmesi gerekmektedir.

4. Davacı dava dilekçesinde kötüniyet tazminatı talebini ileri sürmüşse de mahkemece hatalı olarak bu talep yönünden bir karar verilmemiştir. O halde mahkemece yabancı paranın TL karşılığı üzerinden davacı lehine kötü niyet tazminatı takdir edilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemesi doğru olmamıştır.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.