YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3969
KARAR NO : 2023/4280
KARAR TARİHİ : 28.09.2023
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/626 E., 2022/557 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptal tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; “konut satış sözleşmesi” başlıklı bilâ tarihli sözleşmeye dayanarak, konut üretim ve satış işleri ile iştigal ettiği anlaşılan davalı şirketten A-1 Blok 19 kapı numaralı bağımsız bölümü satın almada anlaştıklarını, ödemeleri yaptığını ve konutu da teslim alarak oturmaya başladığını bildirerek, belirtilen konuta ait tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 07.02.2013 tarihli dilekçesiyle; 156 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılmakta olan binadaki 21B blok A1-19 No.lu dairenin müvekkiline satıldığını, açtıkları bu tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sırasında dairenin 16.09.2008 tarihinde Gergin’e, bilahare de 17.02.2010 tarihinde Savaş Bozkurt isimli şahıslara satıldığını ileri sürerek davalarını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin (b) bendi uyarınca tazminat davasına dönüştürdüklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı şirket, davacının ihtara rağmen sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, bundan dolayı sözleşmeyi feshettiklerini, açılan davanın reddini savunmuştur.
2. Kayıt maliki olan davalı, davaya yanıt vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2017 tarihli ve 2018/169Esas, 2018/5178 Karar sayılı kararıyla; davalı … Ltd. Şti. yönünden davanın kabulü ile 146.517,20 TL’nin işleyecek faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarih ve 2018/169 Esas, 2018/5178 Karar sayılı ilamında; a- davaya konu bağımsız bölümün davacı vekilinin 07.02.2013 tarihli dilekçesinde belirttiği 21B Blok A1-19 No.lu değil 21A-1 Blok 19 No.lu olduğu dayanak konut satış sözleşmesi ile tüm dosya kapsamından görüldüğü.. UYAP vasıtasıyla temin edilen tapu kaydına göre davaya konu 21A-1 Blok 19 No.lu bağımsız bölümün halen davalı … adına tapuda kayıtlı olduğunun anlaşıldığı… b- Bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı… davacının tapu iptali ve tescil talebinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesi, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam etmiş, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında Yargıtay bozma ilamında bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı belirtilmiş ise de; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarihli ilamından sonra , 7251 sayılı Kanun madde 18 ile değişik 6100 sayılı Kanun’un 177 nci maddesinin 2 nci fıkrasında “Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir” şeklinde değişiklik yapıldığı ve işbu davanın tahkikat işlemlerine ilişkin işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunduğu anlaşıldığından davacının ıslah talebinin değerlendirildiği açıklanmıştır.
2. Mahkeme; davalı şirket tarafından sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davalı yüklenicinin davacıya karşı olan edimlerini yerine getirmediği, davacının ödemiş olduğu bedel karşılıksız kaldığı için davacının mal varlığında meydana gelen bir eksilme ile davalı yüklenicinin mal varlığında sebepsiz meydana gelen bir zenginleşmenin olduğu gerekçesiyle 14.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 146.517,20 TL zararın keşif tarihi olan 18.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
3. Davalı … yönünden yapılan incelemede ise; davalının sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle sözleşme dolayısıyla davacının uğrayacağı zarardan sorumlu olmayacağı kanaati ile bu davalı yönünden açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın ıslah dilekçesinde avans faizi talep ettiğini, mahkemece yasal faize hükmedilmesi gerekirken davacının bu talebine uyarak alacağın avans faizi ile tahsiline karar vermesinin hatalı olduğunu,kararda bu hususta bir gerekçe açıklanmadığını, reddedilen kısım için lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi yazılı temlik sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun 2 nci maddesi hükmüne göre avans faiz istenebilmesi için tarafların tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması gerekir. Davacı taraf tacir olmadığı gibi taraflar arasında ticari işletme ilgili sözleşme ilişkisi bulunmadığından yasal faiz üzerinden karar verilmesi gerekirken, avans faizi üzerinden karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı tarafın tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı tarafın mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “avans” ibaresinin çıkartılarak yerine “yasal” ibaresinin
yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.