Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/16266 E. 2013/27422 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16266
KARAR NO : 2013/27422
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1- Sanık …’ın beraatine,
2- Sanık …’ın 2863 sayılı Kanunun 67/2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2, 53, 58 maddeleri uyarıncamahkumiyetine

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık …’ın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili, sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm ise adı geçen sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
… isimli kişinin, Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, sanık …’ın evinde bir koli içerisinde 16 adet tarihi eser ve vazo bulunduğunu 03/05/2010 tarihinde kendisini eve davet ederek eserleri gösterip müşteri bulmasını istediğini bildirmesi üzerine, sanık …’ın evinde mahkeme kararına istinaden yapılan aramada karton kutu içerisinde tarafsız bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor ile tamamının 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile tabi, müzelerde korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğini haiz bulunduğu belirlenen 15 adet eserin ele geçirildiği, sanık …’ın aşamalarda alınan savunmasında; sanık …’ın suça konu eserlerin ele geçirildiği koliyi evine getirerek 1-2 gün sonra almak üzere kendisine bıraktığını, kolinin içerisine baktığında vazo, kase gibi eserlerin bulunduğunu gördüğünü, söz konusu eserleri pazarlamadığını, kimseden müşteri bulmasını istemediğini beyan ettiği, sanığın kardeşi tanık …’ın da eserlerin sanık … tarafından ağabeyi …’ın evine getirildiğini ifade ettiği, sanık …’ın ise eserlerin kendisine ait olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, tüm dosya kapsamı itibarıyla sanık …’ın evinde yapılan aramada ele geçirilen eserleri ticaret kastıyla kabul ettiğinin ve bu eserleri müşteri bulması için …’a gösterdiğinin sübuta erdiği,
Sanık …’ın, suça konu eserlerin kendisine ait olmadığına dair savunmasının aksine, sanık … ile sanığın kardeşi tanık …’ın soyut beyanları dışında, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu itibarla mahkemece adı geçen sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla, tebliğnamede, sanık …’ın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesi ile bozma öneren (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan,
Sanık … hakkında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ın üzerine atılı suçu işlemediğine, katılan vekilinin, sanık …’ın beraatine ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna dair yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sanık … hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, sanık … hakkında tesis edilen (B) numaralı hüküm fıkrasının (5) numaralı paragrafı hükümden çıkarılarak yerine “Sanığın kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1, a, b, d, c, e bentlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar diğer kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan, sanık …’ın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak doğrudan, sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükmün ise DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.