YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3884
KARAR NO : 2023/4862
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/532 E., 2023/124 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ve dava dışı kişilerle paydaşı oldukları dava konusu 112 ada 4 parsel … taşınmazda paydaşlar arasında rızai taksim yapıldığını, buna rağmen davalı tarafından davacının 1/2 hissesine tecavüzde bulunulduğunu ileri sürerek davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu arazinin yarısını kullandığını, davacının taşınmazı kullanmasına engel olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı payının davalı tarafından davacıya kullandırılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 112 ada 4 parsel … taşınmazdaki 1/2 oranındaki davacı hissesine yönelik davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…dava konusu 112 ada, 4 parsel … taşınmazın 1/2 hissesinin davacı, 16/128 hissesinin davalı, diğer hisselerin dava dışı kişiler adlarına kayıtlı olduğu, davacının dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kullanımına ilişkin taraflar arasında rızai taksim bulunduğunu, halen kendi hissesine düşen kısımdan daha az yer kullandığını ileri sürdüğü, 10.3.2015 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 12.3.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda, 112 ada, 4 parselde davacının kullanmış olduğu alanın 595,50 metrekare olarak ve A harfi ile gösterilmiş olduğu, taşınmazın kullanımına ilişkin taksimin ve davacının kullanımına bırakılan bölümün neresi olduğunun belirtilmediği, Mahkemece öncelikle, tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanılması, harici veya fiili taksimin bulunmadığının belirlenmesi halinde davacının da itirazı bulunmayan fen bilirkişilerin raporuna göre davacının taşınmazda kullandığı alan bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi…” gereğine değinilerek karar bozulmuş, davacı tarafın karar düzeltme başvurusunun reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile dosya içeriğinden ve dinlenen tanık beyanlarından, davacının dava tarihi itibari ile dava konusu taşınmazda fen bilirkişi raporlarında B1 harfi ile işaretlenen kısmında kullanımının bulunduğu, davacının taşınmaz malikleri ile aralarında rızai taksim olduğunu ve davalının kendisine bırakılan kısma tecavüz ettiği iddiası ile huzurdaki davayı açtığı, yapılan keşif ile davacının iddiasına konu davalının el atığını beyan ettiği kısmın krokide A1 ile işaretli 144,32 metrekarelik kısım olduğunun anlaşıldığı, davacı her ne kadar taşınmaz maliklerinin arasında rızai taksim olduğunu iddia etmiş ise de bu hususta beyanını destekler bir tanık beyanı sunamadığı, dinlenen mahalli bilirkişi … … beyanında tarafların murisleri arasında filli taksim olduğunu beyan etmiş ise de murisler öldükten sonra tarafların aralarında anlaşamadığını beyan ettiği, bu hali ile tarafların murisleri vefat edip taraflar taşınmazda hak sahibi olduktan sonraki süreçte taşınmazdaki fiili taksimin devam ettirilmediği, bozulduğunun anlaşıldığı, kaldı ki dosya içeriğinden davacı ve davalı dışında diğer taşınmaz maliklerinin dava konusu taşınmazda kullanımlarına ayrılmış bir kısım bulunmadığı, bu kişilerin fiili taksime katıldıklarına ilişkin de bir delil sunulamadığı, paydaşlar arasındaki fiili kullanma biçimine veya harici taksime değer verilebilmesi için o kullanma biçimi veya harici taksimin aynı parsele yönelik olması, tüm paşdaşları bağlayacak nitelik taşıması gerekeceği, çekişme konusu taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanım biçiminin bulunmadığı, bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığı, dava tarihi itibariyle taşınmazda davacının kullanabileceği kısımların da bulunduğu sabit olmakla payından daha az yer kullandığını iddia eden paydaşın el atmanın önlenmesi davası açamayacağı, sorununu ancak izale-i şuyu davasıyla giderebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı asil temyiz dilekçesinde özetle; davalının fiili taksimde kendisine düşen alanı kullandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı asilin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.