Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12434 E. 2023/2132 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12434
KARAR NO : 2023/2132
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/87 E., 2019/377 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın davacı yönünden kısmen kabul kısmen reddine, asli müdahil yönünden reddine, daha önce onanmasına karar verilen A harfli kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı … Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davanın konusu; … ili … ilçesi … Köyü … Mevkii doğusu: … ve … … mirasçıları tarlası (yol), batısı: … tarlası, kuzeyi: taşlık, güneyi: kısmen … …, kısmen … tarlası ile çevrili 8.560,25 m2’lik yere ilişkindir.

2.Davacı … dava dilekçesinde; yukarıda hudutları belirtilen dava konusu taşınmazın batısındaki 50 parseli satın aldığını, taşınmazın doğusundaki kişilerle birlikte takriben 50-60 senedir kullanıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayan tarım ve kültür arazisi olduğunu, bu nedenle adına tescilini talep etmiştir. Davacı ilk celsedeki beyanında taşınmazı 1982 yılında satın aldığını ve o tarihten beri kullandığını, … ailesinin zilyetliği ile birlikte 20 yılı aşkın süredir kullandığını beyan etmiştir.

3.Asli müdahil … vekili; dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanıldığının, imar ihya edildiğinin doğru olmadığını, davacının 1989 yılında köyden ayrıldığını, dava konusu yerin 1982 yılından beri babaları … ve asli müdahil … tarafından kullanıldığını ve imar ihya edildiğini, ağaçların dikildiğini, dolayısıyla dava konusu taşınmazın asli müdahil … adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; imar ihya koşullarının oluşmadığını, taşınmazın taşlık kayalık vasfında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan bahisle davanın reddini savunmuş olup taşınmazın Hazine adına tescilini savunmuştur.

2. Davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olduğunu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığından ve arazi kadastrosu esnasında da bu nedenle tespit dışı bırakıldığından bahisle davanın reddini savunmuştur.

3. Davalı Köy Tüzel Kişiliği beyanda bulunmamıştır. Bozma üzerine davaya dahil edilen dahili davalı … Belediyesi vekili ise dava konusu yerin mera olduğunu, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2014 tarihli ve 2012/341 Esas, 2014/105 Karar … kararı ile; arazi kadastrosunun 5602 … Tapulama Kanunu (5602 … Kanun) hükümleri gereğince yapıldığı, yörede orman kadastrosunun yapılmadığı, arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin orman ile ilgili çalışma yöntemleri nazara alındığında dava konusu taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu olduğu, her ne kadar orman bilirkişi raporunda kadim kültür arazilerinin devamı niteliğindeki dava konusu bu yerin 6831 … Orman Kanunu’nun (6831 … Kanun) 2896 … 6831 … Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 … Kanun) ve 3373 … 6831 … Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanunla (3373 … Kanun) değişik 1 inci maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, 3116 … Orman Kanunu (3116 … Kanun), 4785 … Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 … Kanun) ve 5658 … Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlarla (5658 … Kanun) ilgisinin bulunmadığı bildirilmişse de, tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına göre, davacı ve asli müdahil yönünden 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddelerindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davasının reddine, davaya konu … ili … ilçesi … Köyünde bulunan ve İlk Derece Mahkemesine 11.02.2013 tarihinde ibraz edilen kadastro bilirkişisinin krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen mavi boyalı 1.852.86 m2’lik (B) harfi ile gösterilen kırmızı boyalı 2.678.98 m2’lik ve (C) harfi ile gösterilen mavi boyalı 2.041.42 m2’lik alanların davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV . BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil … vekili ve davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2014/9546 Esas, 2015/4374 Karar … ilamı ile dava konusu taşınmaz içerisinde bulunan A harfli kısma ilişkin imar ihyanın yapılmadığı ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından kararın onanmasına, B ve C harfli kısımlara gelince zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, kanunun aradığı ilanların yapılmadığı, köy tüzel kişiliğinin taraf sıfatının bulunmadığından belediyenin davaya dahil edilmesi, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının araştırılması, kazanılabilecek yerlerdense zilyetlik ve imar ihya koşullarının oluşup oluşmadığının usulüne uygun yöntemlerle belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı … vekili, asli müdahil … vekili ve davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.12.2015 tarihli ve 2015/14656 Esas, 2015/12595 Karar … ilamı ile karar düzeltme isteklerinin reddine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … Köyünde tesis kadastro çalışmalarının 14.11.1955 tarihinde sonuçlandırıldığı, orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmalarının yapılmadığı ve davaya konu taşınmazın taşlık vasfı ile tescil harici bırakıldığı, kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının geçtiği, alınan bilirkişi raporlarına göre devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, zilyetlik ile kazanılması mümkün olan yerlerden olduğu, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile de davacının ve eklemeli olarak babasının zilyet olduğunun tespit edildiği, taşınmazın imar ve ihyasının yapıldığı, geçmiş yıllara ait hava fotoğrafları ve amenajman planlarından dava konusu taşınmazın açıklık olarak bırakıldığı, geçmişte de orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazda imar uygulaması yapılmadığı, asli müdahil taşınmazı kendisinin ihya ettiğini iddia etmiş ise de zilyetliğin dava konusu taşınmazı davacı ve asli müdahil’in babası …’ın satın alması ile başladığı, …’ın da taşınmazın baştan beri …’a ait olduğunu, satın alındığında oğlunun yaşı küçük olduğu için kendisinin aldığını, 1982 yılında asli müdahil …’in 8 yaşında olup mal edinmesinin mümkün olmadığını beyan ettiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile; … ili … ilçesi … Köyünde bulunan 20.04.2017 ve 25.06.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda krokide B harfi ile gösterilen 2.678.98 m2 alan ile C harfi ile gösterilen 2.041.42 m2’lik alanın davacı adına kayıt ve tesciline, raporların karar eki sayılmasına, asli müdahilin talebinin reddine, bozma öncesi aldırılan 11.02.2013 tarihli raporda A harfi ile gösterilen kısım hakkında daha önce karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı … Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yer orman olup bu yerlerin zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile kendi içinde çelişkili bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hükmün 4 ve 5 inci bentlerinde bulunan vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin doğru olmadığını, vekalet ücretinin ne şekilde tahsil edileceğinin belirtilmediğini, davanın niteliği gereği vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğine göre karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığını, kararın bozularak davanın tümden reddi ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.

3. Davalı … Belediyesi vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazın dikkate alınmadığını, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 … Türk Medeni Kanunu’nun (4721 … Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 … Kanun’un 713 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamında dava konusu olan bozma sonrası kesinleşmeyen B ve C harfli kısımlara ilişkin yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu kısmın taşlık olarak tapulama harici bırakıldığı tespit edilmiştir. Dava 10.08.2012 tarihinde açılmış olup dosya kapsamında 04.02.2013 tarihinde yapılan keşifte davacının tanığı ve aynı zamanda babası olan 1942 doğumlu …; dava konusu yerin çocukluğundan beri aynı şekilde taşlık olduğunu, o zamanda beri şuan ki haliyle taşlık olduğunu, ekilip biçilmediğini, tarla olmadığını, oğlu …’ın dava konusu taşınmazın bitişiğindeki tapulu alanı 1982-1986 yıllarında satın aldığını, dava konusu taşınmazın satın alınan alan dışında olduğunu, taşlık alanın bu tapulu alan ile kendilerine ait yolun karşısında bulunan alan arasında kaldığını, oğlunun bu yere dava açmasının nedeninin taşlık alan olan bu yerde tarım yapılmasa da taşların arasında kalan toprak alanlara ağaç dikmek istemesi olduğunu beyan etmiştir. Davacının diğer tanıkları da; dava konusu yerin taşlık olduğunu, 1982 yılından beri ara ara toprak olan kısımlarına ağaç dikerek kullandığını beyan etmişlerdir. Mahalli bilirkişiler ise taşınmazların kendilerini bildiklerinden beri taşlık ve boş olduğunu, aynı şekilde bulunduğunu, ağaçların ne zaman dikildiğini bilmemekle birlikte davacının ağaçları kullandığını beyan etmişlerdir. Asli müdahilin tanıkları da en fazla 7-8 yıldır dava konusu yerin kullanıldığını, öncesinde kullanımın olmadığını, davacının kullanmadığını ve 1989 yılında taşınmazın bulunduğu yerden gittiğini beyan etmişlerdir. Ziraat ve mülk bilirkişilerinin 13.02.2013 tarihli raporunda ise; B harfli (2.678,98 m2) kısmın üzerinde 33 adet 8-10 yaşlarında zeytin ağacı, 7 adet 12-15 yaşında incir ağacı olduğu , C harfli (2.041,42 m2 kısmın üzerinde ise 48 adet 3-5 yaşlarında zeytin fidanı, 5 adet 12-15 yaşlarında incir ağacı ve 2 adet 10-12 yaşlarında nar ağacı bulunduğu belirtilmiş ve taşınmazların kadimden bu yana imar ihyasını tamamladığı tespit edilmiştir. Zilyetliğin tespitine ilişkin bozma sonrasında yapılan keşifte mahalli bilirkişiler taşınmazın taşlık ve boş olduğunu, taşların … (davacının babası) ve oğulları tarafından temizlenerek kullanıldığını ve zeytin ağacı diktiklerini beyan etmişler, alınan bilirkişi raporlarında ise taşınmazların kültür arazisi vasfında 30 yıl önce imar ihyasının tamamladığı bildirilmiştir.

Az yukarıda ayrıntılı şekilde yazıldığı üzere davacının babasının bizzat verdiği beyanında ağaç dikimi dışında davacının zilyetliğinin, kullanımının söz konusu olmadığının ve ekim dikim yapılmadığının beyan edildiği, diğer tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının da bu beyanı desteklediği, her ne kadar bilirkişi raporlarında dava konusu B ve C harfli yerlerin kültür arazisi vasfında olduğu ve imar ihyasının 30 yıl önce tamamlamış olabileceği şekilinde tespit yapılmış ise de davacının bu taşınmazı tarım arazisi vasfı ile ekim dikim yapmak suretiyle kullanmadığı, taşınmazların hala orta derecede taşlık ve üzerinde yer yer blok halinde ana kayaların olduğu, taşınmazlar üzerindeki ağaçların yaşları gözetildiğinde 20 yıllık kazandırıcı süreyi dolduracak bir kullanımın da olmadığının anlaşıldığı, eski ağaçların sökülüp dikildiği yönünde bir iddia ve ispatın da bulunmadığı, raporlara eklenen 1989 yılı hava fotoğrafının B ve C harfli yerlerin kullanım durumu ile ilgili fikir vermediği gibi taşlık kayalık olduğundan bahisle davanın reddine karar verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen A harfli kısımdan farklı tarla ve bahçe olarak kullanımlarının olduğunun anlaşılamadığı, uzman bilirkişi raporlarında belirtilen kullanıma ilişkin süreleri bizzat davacının kendi tanıklarının dahi desteklemediği, dolayısıyla davacının dava tarihi itibariyle 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetliğini ispat edemediği anlaşılmıştır.

O halde; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 … Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı … Başkanlığna iadesine,

1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.