Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2196 E. 2023/4736 K. 16.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2196
KARAR NO : 2023/4736
KARAR TARİHİ : 16.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/60 E., 2022/97 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında vasiyetname ve ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, olmadığı takdirde tasarrufların muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan …’in 25.12.2008 tarihinde vefat ettiğini, 04.03.2002 tarihli vasiyet ile sekiz taşınmazını davalıya bıraktığını, 24.06.2005 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile de davalıya taşınmazlarını temlik ettiğini, davalının murise fiilen bakmadığını, muris muvazaası olduğunu, şekil yönünden geçersiz olduğunu, murisin ağır duyma özürü olduğundan işlemlerin de batıl olduğunu ileri sürerek; işlemlerin iptaline olmaz ise tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetin ve sözleşmenin gerçek iradeyi yansıttığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI:
Mahkemenin 21.01.2014 tarihli ve 2010/22 Esas, 2014/8 Karar … kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.01.2014 tarihli ve 2010/22 Esas, 2014/8 Karar … kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 09.04.2018 tarih ve 2016/13569 Esas, 2018/3696 Karar … ilamında; Mahkemece, ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihlerinde murisin fiil ehliyetinin olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerekirken, Adli Tıp raporu alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporuna olan itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenledikten sonra vasiyette bulunduğu taşınmazları ölünceye kadar bakım sözleşmesinde konu etmesi nedeniyle vasiyetnamenin ortadan kalktığını, ayrıca mirasbırakanın ölünceye kadar bakım sözleşmesinde kızlarını mirastan mahrum bıraktığını, işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetname ve ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, olmadığı takdirde muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 … HMK’nın “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.

2. Aynı Yasa’nın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

3. “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

4. 2709 … Anayasa’nın 141 inci maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada Yasa’ya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih ve 7/4 … Kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.

5. Tashih kurumunu tanımlayan 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304 üncü maddesinde, tashihle sadece yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilebileceği, tavzih kurumunu düzenleyen 6100 … Kanun’un 305 inci maddesinde ise “hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa hükmün açıklanmasının veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesinin” istenebileceği belirtildikten sonra, aynı maddenin 2 nci fıkrasında “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmü düzenlenmiştir.

6. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.

7. Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.

8. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Kısaca ifade etmek gerekirse muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının … Borçlar Kanunu’nun 19 uncu maddesi hükmünden yararlanılarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.

9. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde, bakım alacaklısı ile bakım borçlusu arasında diğer mirasçılardan mal kaçırma iradesinin bir ispat yolu da sözleşme gereği tarafların yüklendiği edimler arasındaki nispetsizliktir. Muris gerekmediği halde tüm mal varlığını ya da mal varlığının büyük bir kısmını ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereği devretmiş ise diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle bu husus, muvazaalı işlemin göstergesi kabul edilebilir. Öte yandan, muris mal varlığının tamamını veya önemli bir kısmını sözleşme gereği devretmiş ve yahut devir taahhüdünde bulunmuş olup da bu miktar taşınmazın, ölünceye kadar bakım akdinin karşılığı olduğu hayatın olağan deneyimleriyle anlaşılabiliyor ise salt mal varlığının tamamının devri muvazaa olarak nitelendirilemez.

10. Öte yandan, 4721 … … Medeni Kanunu’nun 565 inci maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş; anılan maddenin 4 üncü fıkrasında da “mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır.

3. Değerlendirme
1. Mahkemece 15.11.2022 tarihinde tefhim edilen kısa kararın 1 numaralı bendinde, yalnızca “davanın reddine” karar verilmiş olduğu halde, gerekçeli kararda 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305 ve 305/A maddesindeki koşullar oluşmadığı halde 6100 … Kanun’un 305/A maddesi gerekçe gösterilerek; 1 numaralı bentte “davanın reddine”, iki numaralı bentte ise “davacının terditli talebi olan tenkis isteminin hukuki yarar şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmesi suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulması gerekmiştir.

2. Kabule göre de; mirasbırakan tarafından düzenlenen Sivas 1. Noterliği’nin 24.06.2005 tarihli ve 13415 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu edilen taşınmazlar, yine mirasbırakanın düzenlediği Almus Noterliği’nin 04.03.2002 tarihli ve 0267 numaralı vasiyetnameye de konu edildiğinden, mirasbırakanın ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile vasiyetnameden döndüğünün kabulü gerekir. Diğer yandan ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu edilen taşınmazlar her ne kadar halen mirasbırakanın adına kayıtlı ise de bakım borçlusunun bakım alacaklısının külli haleflerine karşı her zaman edimin yerine getirilmesi için tescile zorlayabileceği açıktır. Bu bakımdan sözleşmeye konu edilen taşınmazların mirasbırakan adına kayıtlı olmasının davacıların hukuki yararının olmadığı sonucuna götürmeyeceği tartışmasızdır. Dolayısıyla dava konusu edilen ölünceye kadar bakım sözleşmesinin arkasına gizlenmek suretiyle diğer mirasçılardan mal kaçırmak mümkün olduğundan, davacıların sözleşmenin muvazaalı yapıldığı iddiasına yönelik delillerinin de toplanarak, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin bakım amacıyla mı, diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla mı yapıldığının tespiti ile sözleşmenin iptalinde davacıların hukuki yararı bulunduğu gözetilerek esas hakkında inceleme yapılması gerekirken yazılı inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.