YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6440
KARAR NO : 2023/7034
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/152 E., 2015/134 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2014/152 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki hali lehe kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İsteği
Dosyadaki mevcut raporların hiçbirinin müvekkilinin üzerine atılı suçu işlediğine dair delil olarak kabul edilemeyeceğine, sadece mağdurenin beyanlarına dayanılarak karar tesisinin yerinde olmadığına, müvekkilinin beyanlarının aksini gösterir bir delilin bulunmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; ”Mağdure …’ün 2011 yılında … … … Kız Yetiştirme Yurdunda kaldığı, yurttan arkadaşı olan … … vasıtası ile suça sürüklenen çocuk … ile tanıştığı, bir süre duygusal anlamda arkadaşlık yaptığı, olay tarihi olan 2011 yılının Haziran ayı içerisinde suça sürüklenen çocuk …’nın ailesiyle birlikte yaşadığı eve birlikte gittikleri, evde kimsenin bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun mağdureye cinsel ilişki teklifinde bulunduğu, mağdurenin önce bu isteği kabul etmediği, ancak sonrasında kabul ederek kendi rızası ile cinsel ilişkiye girdikleri, ilişki sonrasında mağdurenin cinsel organından kan geldiği, bundan sonra değişik tarihlerde yine ssç’nin ikametinde kendi rızasıyla normal yoldan cinsel ilişki yaşadıkları, mağdure hakkında düzenlenen Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı’nın 22/03/2013 tarih, 2013/3568 sayılı raporunda: “kişinin tespit edilen eski yırtıklarına istinaden bakire olmadığı, yırtıkların en az bir ay ve daha öncesine ait olabileceğinin” değerlendirildiği, her ne kadar ssç, mağdure ile altı ay kadar arkadaşlık yapmasına rağmen herhangi bir cinsel ilişkiye girmediklerini savunmuş ise de, dosyada mevcut raporlar, mağdurenin samimi anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ssç’nin savunmalarının kendisini cezadan kurtarmaya yönelik mesnetsiz beyanlardan ibaret bulunduğu kanaatine varılmakla, Haziran 2011 tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdure …’e karşı ssç …’nın organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmış,
Her ne kadar olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğundan bahisle ssç’nin cezasının arttırılması istenilmiş ise de, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen 26/02/2014 tarih, 2014/22224/985 sayılı rapor ile mağdurenin ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan depresyon tespit edildiği, bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği, ancak bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı rapor edilmiş olmakla, bu durumun kesin bir tespit içermediği anlaşıldığından ssç lehine değerlendirilmesi gerektiği düşünülmekle, ssç hakkında TCK’nın 103/6 maddesinin uygulanmaması cihetine gidilmiş,
Her ne kadar ssç ile mağdurenin ilk olarak Haziran 2011 tarihinde cinsel birliktelik yaşamalarından sonra birden fazla kereler cinsel ilişkiye girdikleri anlaşılmış ise de, mağdurenin Haziran 2011 tarihinde on dört yaşının içerisinde olduğu, ancak ssç ile takip eden cinsel ilişki tarihlerinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir şekilde zamanının tespit edilemediği, ilişkinin tarafların rızası ile olduğu düşünüldüğünde mağdurenin on beş yaşını tamamlamasından sonra yaşanılan rızaya bağlı mağdurenin şikayetinin bulunmadığı cinsel ilişkilerinin suç teşkil etmeyeceği, dolayısıyla ilk ilişkiden sonra gerçekleşen cinsel ilişkiler yönünden zincirlemeli suç hükümlerinin tatbik edilmemesi gerektiği kanaatine varılarak, TCK’nın 43.maddesi ssç aleyhine uygulanmamıştır.
Öte yandan TCK’nın 103 maddesinin 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 18/06/2014 tarih 6545 Sayılı Yasanın 59.maddesi ile değişikliğe uğradığı, yapılan değişiklikten sonra TCK 103/2 maddesinde ssç’nin eylemine uyan fiilin cezasının on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası olarak artırıldığı, dolayısıyla TCK’nın 7/2 maddesi dikkate alındığında 6545 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki TCK 103/1-a maddesi yollamasıyla 103/2 maddesinin ssç’nin daha lehine olduğu değerlendirilerek, ssç …’nın değişiklikten önceki TCK 103/2 maddesi gereğince alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden görülmediğinden takdiren sekiz yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ssç’nin suç tarihinde içinde bulunduğu yaş sebebiyle hakkında TCK 31/3 maddesinin uygulanmasına, ssç’nin duruşmalardaki hal ve tavırlarına nazaran hakkında takdiri indirim nedenlerinin tatbik olunmasına dair…” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2014/152 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.