Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2010/18575 E. 2012/41884 K. 06.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/18575
KARAR NO : 2012/41884
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında müşteki …’yı yaralamaktan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA
2) Sanık … hakkında katılan …’i yaralamaktan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın değişmeyen savunması ile örtüşen katılan …’in beyanlarına ile dosyada mevcut adli raporlara göre, …’nın kafa atması sonucunda İbrahim’in burnunun kırıldığı, bıçakla yaralama konusunda her hangi bir beyan da bulunmadığı anlaşıldığı halde, …’nın eylemini bıçakla gerçekleştirdiği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, ”hüküm fıkrasının 2. fıkrasının 2. bendinin çıkartılarak ve netice cezanın 1 yıl 2 ay “şeklinde değiştirilmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’i silahla tehdit etmek ve genel güvenliği tehlikeye sokmak ile sanık … hakkında müşteki …’yı silahla tehdit etmekten verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Dosya içeriğine göre, sanık …’in müşteki …’yı, bıçakla yaralama eylemi dışında tehdit ettiğine dair, sanık, mağdur yada tanık beyanı bulunmamasına rağmen, sadece iddianame anlatımında kısaca bahsedilen ve dosya kapsamıyla örtüşmeyen soyut iddiaya itibar edilerek sanık …’in “silahlı tehdit” suçundan beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Sanık …’nın, İbrahim’in salladığı bıçağın kendisini yaralaması üzerine “en son çare olarak tabancayı belimden çıkarıp, havaya doğru korkutmak amacıyla 1-2 el ateş ettim” şeklindeki hayatın olağan akışına uygun düşen istikrarlı savunmalarına ve bu savunmaların aksine, katılan sanık …’in kendini cezadan kurtarmaya matuf savunmaları dışında beyan bulunmamasına ve dosya içeriğine göre, katılan …’in boğuşma esnasında, elindeki meyve bıçağını …’nın kalbine saplaması ve bu eylem nedeniyle düzenlenen rapora göre …’nın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması üzerine, kendisini korumak amacıyla havaya doğru 1-2 el ateş etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, silahla tehdit ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarının kasıt unsurunun ne şekilde oluştuğu açıklanmadan her iki suçtan da ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık …’nın, olay sırasında havaya doğru 1-2 el ateş etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, sanık hakkında “silahla tehdit” ve “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçlarından açılan davalarda, 765 sayılı TCK’nin 264/7 madde ve fıkrasındaki “…eylem başka bir suçu oluştursa bile…” şeklindeki düzenlemenin, 5237 s TCK’nin 170/1-c maddesinde yer almadığı göz önüne alındığında, 5237 sayılı TCK’nin 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı öngören fiilden hüküm kurulması gerektiğinden, sanığın eylemine uyan “silahla tehdit” suçundan mahkumiyetine karar verilmesi yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek ve suç niteliğinin bölünmesi suretiyle “silahla tehdit” ve “genel güvenliğin kasten tehlikeye düşürülmesi” suçlarından sanığın ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 06/12/2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.