YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1703
KARAR NO : 2023/5346
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/561 Esas., 2021/1549 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/38 E., 2017/936 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Topkapı Şubesi’yle dava dışı Biricik Tekstil … Ltd Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, davalının bu genel kredi sözleşmelerinden üç tanesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza ettiğini ve bu tarihlerde aynı zamanda şirket ortağı ve hissedarı olduğunu, sözleşmelerde eş rızasının bulunduğunu, süresi içinde borcun ödenmediğini ve borçlunun kredi hesaplarının ihtarname ile kat edildiğini, alacağın tahsili için ihtiyati haciz kararı alınarak takip başlattıklarını, davalının ortaklıktan ayrıldığı nedeni ile borca, faize itiraz ettiğini, ortaklığının son bulmasının kefillik ilişkisini sona erdirmeyeceğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, belirtilen tarihli kredilere müvekkilinin kefil olduğunu, müvekkilinin şirketten ayrılmadan önce bankaya karşı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasından sonra asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarını ödememeye başladığını, eş rızasının bulunmadığını, istenen faizin fazla, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçluya yeni kefillerle birlikte yeni kredi sözleşmeleri imzalatılarak başka krediler kullandırılmışsa, daha önceki kredilerde adı geçen kefilin sonraki kredilerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, daha sonraki genel kredi sözleşmelerinde davalının imzası bulunmadığından davalı kefilin dava konusu alacaktan sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının aleyhindeki icra takibine şirketin ortaklığından ayrıldığı iddiası ile itiraz ettiğini, ortaklığın son bulmasının kefillik ilişkisini sona erdirmeyeceğinden davalının, belirtilen kredi çerçeve sözleşmelerinden ve borcun ödenmemesinden sorumlu olduğunu, ayrıca %72 temerrüt faizi uygulanmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun karara dayanak alındığını, borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılmasının yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından davalının kefalet sorumluluğunun devam edeceğini, davalının imzasını havi sözleşmelerin belirsiz süreli genel kredi sözleşmeleri olup çerçeve anlaşması niteliğinde olduğunu, müvekkili bankanın kredi borçlusuna bu sözleşmeler kapsamında cari hesap şeklinde kredi kullandırabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhinde ismi ve imzası bulunmayan sözleşmelere dayanılarak icra takibi başlatıldığını, bilirkişi tarafından bu durumun hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildiğini ve mahkeme tarafından davanın reddi ile davacının kötü niyetinin mahkeme kararı ile tescillendiğini, cevap dilekçesi ile talep edilmesine rağmen icra inkar tazminatının kabul veya reddi konusunda hüküm verilmediğinden kararın eksik olduğunu, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmediğinden mahkeme kararında çelişki oluştuğunu, mahkemenin mevcut delilleri doğru değerlendirmediğini, eksik inceleme ile hakkaniyete aykırı karar verdiğini belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra dava dışı şirket ile davalı banka arasında limit artırımı şeklinde olmayan ve ilk sözleşmeden bağımsız olarak sözleşme imzalandığı taktirde, kefil kefaleti olmayan yeni sözleşmelerden sorumlu olamayacağından ve takibe konu borç davalının kefaletinin olmadığı 27.01.2015 ve 12.06.2015 tarihli sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden doğduğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı vekilinin istinaf talebinin ise davalı tarafın kötü niyet tazminat talebi hakkında hüküm kurulması gerektiği halde, mahkemece olumlu yada olumsuz karar verilmediğinden kabulüne karar verilmesi gerektiği, takibin kötü niyetle yapıldığını ispat yükü davalı tarafa ait olup, takibin kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi için takip tarihi itibariyle alacağın bulunmadığını bile bile takip başlatılması gerektiği, dava konusu takibin kötü niyetle başlatıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabülü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’ nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.