YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2588
KARAR NO : 2023/4202
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/139 E., 2022/683 K.
DAVA TARİHİ : 20.05.2013
KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 19 parsel sayılı taşınmazın, paydaşlar arasındaki anlaşma gereği paydaş olan müvekkilinin kullanımında olduğunu, davalının haklı bir neden olmaksızın taşınmazın 70.356,49 metrekarelik kısmını 2012 yılında ekim yaparak kullandığını ileri sürülerek 15.000,00 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 19.01.2016 tarihinde talebini 30.527,01 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kadastro parselleri arasında kayma bulunduğunu, dava konusu edilen yeri müvekkilinin ekip biçtiğini, bu yerin 19 değil 4 parsel içerisinde kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmaza davalı tarafından el atılan kısmın 2012 ve 2013 yılları ecrimisil bedelleri toplamı olan 30.527,01 TL’nin, dava tarihi olan 20.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; davalının taşınmaza el attığı tarih olan 15.11.2012 tarihinden dava tarihi olan 20.05.2013 tarihleri arası için hesap edilecek ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken talep aşılarak 2012 ve 2013 yıllarının tamamı üzerinden ecrimisile hükmedilmiş olması; davacının dava konusu 19 parsel (22/A ile yeni 3 parsel) sayılı, 305.968,89 metrekarelik, ‘tarla’ vasıflı taşınmazda 162/2016 hisse ile paydaş olduğu (24.586,79 metrekare), davalının ise taşınmazda hissedar olmadığı, taşınmazın bir kısım paydaşları tarafından kullanım için davacıya muvafakat verildiği, davacı ile muvafakat veren yedi paydaş dışında da taşınmazda paydaşların olduğu, dava konusu taşınmazda davacı ile birlikte 08.03.2016 tarihinde sunulan belge ile davacının, dava konusu taşınmazı kullanması yönünde muvafakat gösteren bir kısım paydaşların payları dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken tam pay üzerinden ecrimile hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı tarafın karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.12.2022 tarihli ve 2022/139 Esas, 2022/683 Karar sayılı kararı ile davalının taşınmaza el attığının sabit olduğu ve el attığı tarih olan 15.11.2012 ile dava tarihi olan 20.05.2013 tarihleri arasını kapsar şekilde ziraat bilirkişinin 01.06.2022 tarihli ek raporunda davacının hisse oranına tekabül eder şekilde hesaplama yaptığı, davacının ıslah dilekçesinde belirttiği talebinin 30.527,01 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın taşınmazda hiçbir hakkı olmamasına karşın taşınmazı kullandığını, 2012 ve 2013 yılları için ecrimisil hesaplanması gerektiğini, kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; muvafakata dair belgenin sahte olduğunu, parsel sınırlarının düzeltilmesi için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, köyde Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca çalışma yapıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tâbi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmî veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin ise temyiz eden davacıya iadesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.