YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12823
KARAR NO : 2023/22998
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/836 E., 2019/306 K.
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanığın hakaret ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarih ve KYB- 2023/60937 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
1- Mahkemesince sanığın müşteki polis memurlarını basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralama eylemi nedeniyle müştekilere karşı basit yaralama suçundan ayrı ayrı iki kez cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi kapsamında kamu görevlisine görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu, sanığın aynı suç işleme icrası kapsamında aynı suçu birden fazla kişiye karşı işlediği, dolayısıyla sanık hakkında anılan kanunun 43. maddesi kapsamında görevi yaptırmamak için direnme suçundan zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken her bir müştekiye karşı ayrı ayrı basit yaralama suçundan cezalandırılmasında,
2-Ayrıca sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan, yine ayrı ayrı iki kez cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın eylemini aynı suç işleme icrası kapsamında birden fazla kişiye karşı işlediği, dolayısıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle tek bir hakaret suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Hakaret Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin İncelemede;
Sanık hakkında hükmün açıklandığı, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca hükmolunan iki kez 1 yıl hapis cezasına ilişkin Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2019 tarihli ve 2018/836 Esas, 2019/306 Karar sayılı kararının, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 17.01.2022 tarihli, 2019/3521 Esas, 2022/110 K. sayılı kararı ile bozulduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi mümkün olduğundan, istinaf incelemesinden geçerek bozmaya konu edilen ve henüz kesinleşmeyen ilk hükmün kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi mümkün olmadığından kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiştir.
B. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin İncelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında kasten yaralama suçundan kamu davaları açıldığı, mahkemece deliller değerlendirilip takdir edilmesi sonucu eylemlerin kasten yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle mahkumiyet kararları verilmiştir. Delil takdiri yapılarak verilen bu kararlar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.