Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/3655 E. 2023/4865 K. 18.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3655
KARAR NO : 2023/4865
KARAR TARİHİ : 18.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/140 E., 2023/154 K.
KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu 687 ve 689 No.lu, arsa nitelikli taşınmazların 7/10 hissedarı olduğunu, Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan Ağrı çevre yolu yol yapım ve genişletme çalışmaları neticesinde 1978 yılından beri hissedarı olduğu taşınmazlardan yararlanamadığını ileri sürerek el atma tarihinden, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bedel istemli davanın açıldığı 16.02.2012 tarihine kadar, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL ecrimisilin dönemsel faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı def’i ile beraber, açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: davalı Kurum tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fen bilirkişi raporunda A ve D harfi ile gösterilen kısımlara yol yapılmak suretiyle el atıldığının sabit ve çekişmesiz olduğu gerekçesiyle 687 parsel için 1.905,40 TL, 689 parsel için ise 28.898,08 TL ecrimisilin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…davacının 687 ve 689 parsel … taşınmazlarda paylı malik olduğu, davalı Kurumun dava konusu yerlerle ilgili 1976 yılında kamu yararı kararı aldığı, ancak herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmadığı, taşınmazlara yol yapmak suretiyle kamulaştırmasız el attığı, davacı tarafından aynı Mahkemede 16.02.2012 tarihinde 2012/106 Esasıyla kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bedel istemli dava açıldığı, akabinde aynı yer ile ilgili 02.03.2012 tarihinde 2012/126 Esasıyla ecrimisil talep edildiği ve bu dosyanın 2012/106 Esas … dosya ile birleştirilerek yargılamanın bu şekilde yürütüldüğü, söz konusu esas üzerinden yapılan yargılamada alınan 10.09.2012 tarihli fen bilirkişisi … Maral tarafından düzenlenen ilk raporda 687 parselde 33,17 metrekare, 689 parselde ise 541,12 metrekare alana el atıldığının tespit edildiği, ardından 02.11.2012 tarihli ek raporda ise bilirkişi tarafından kamulaştırma planının çakıştırılması sonucu ölçüm yapılarak 687 parselde 64,20 metrekare, 689 parselde ise 973,69 metrekare bölümlere el atıldığının belirlendiği, 2012/106 Esas … davanın karar aşamasında dosyayla birleştirilen ecrimisil talepli dava tefrik edilerek , 2013/12 Esasına kaydedildiği ve yargılamaya bu esas üzerinden devam edildiği, eldeki dosyada yaptırılan ecrimisil hesabında tefrik edilmeden önceki dosyada alınan fen bilirkişisi ek raporunda belirtilen işgal edilen alan miktarlarının baz alındığı, inşaat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen 27.02.2013 ve 12.07.2013 tarihli raporlarda; emsal karşılaştırma yöntemiyle hesap yapılmayacağı, dava konusu taşınmazlar için hesaplanan bedelin yaklaşık 25 yıllık kira geliriyle eşdeğer kabul edileceği ve buradan hareketle her yıl için dava konusu taşınmazların el atılan kısımlarının değerinin %4’ünün ecrimisil bedeli olarak hesaplanacağı belirtilerek, el atma tarihi olan 1976 yılından kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bedel istemli davanın açıldığı 16.02.2012 tarihine kadar hesaplama yapıldığı, davacının talep artırımını bu hesap üzerinden yaptığı, ancak Mahkemece davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu değerlendirilerek, 16.02.2012 tarihinden geriye doğru 5 yıllık ve davacının yargılama aşamasında taşınmazlar üzerindeki hissesinin 9/10 olduğu tespiti ile belirlenen ecrimisil bedelleri üzerinden davacının anılan hisseleri miktarında ecrimisile karar verildiği, hükme esas alınan ecrimisile ilişkin bilirkişi raporunda Daire uygulamalarına göre hesaplama yapılmadığı ve raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu nedenle Mahkemece 2012/106 Esas … dosyada alınan raporda fen bilirkişisince el atıldığı tespit edilen 687 parsel için 33,17 metrekare, 689 parsel içinse 541,12 metrekare alanların, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu, ecrimisil davasının 02.03.2012, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bedel istemli davanın ise 16.02.2012 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında, 02.03.2007-16.02.2012 tarihleri arasında ecrimisil hesabının yaptırılması ve davacının dava açıldıktan sonraki taşınmazlar üzerindeki hisse miktarı değil, anılan tarihler arasında taşınmazlar üzerindeki hisse miktarı üzerinden belirlenecek ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile bozma ilâmında ecrimisil tazminatının hesaplanması noktasında bir eksiklik bulunduğunun belirtildiği ve söz konusu bu eksikliğin giderilmesinin yeniden keşif yapılmasını gerektirmediği yönünde Mahkemece kanaat oluştuğundan bozma öncesi yapılan keşifte davalı kurumun davacıya ait taşınmaza herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın hukuka aykırı olarak el atmış olduğunun açıkça tespit edildiğinden güncel değerlere ve içtihatlara uygun bozma ilâmı dikkate alınarak yeniden hesaplanan ecrimisil tazminatını içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya yeterli görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyetli olmadığından ecrimisile hükmedilemeyeceğini, taşınmazın ecrimisile hükmedilmeye uygun olmadığını, taşınmazın gelir getirip getirmediğinin tespitiyle karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 … İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden … normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 … kararı).

2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tâbi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmî veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.