Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7353 E. 2023/10536 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7353
KARAR NO : 2023/10536
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/766 E., 2023/160 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/23 E., 2020/22 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.04.2006 tarihinden 29.09.2017 tarihine kadar epilepsi hastası olan davalı …’in bakıcısı aynı zamanda hizmetçisi, temizlikçisi olarak kesintisiz olarak çalıştığını, davacının maaşı asgari ücretin altında olup elden verildiğini, davacı sigorta bildiriminin yapılmasını ve sigorta primlerinin ödenmesini talep etmiş olmasına rağmen talebinin yerine getirilmediğini, davacının bir dönem de davalının işlerini yerine getirmek için vasisi olduğunu ancak aralarında çıkan olumsuzlar nedeni ile vasilik görevini bıraktığını belirterek davacının 01.04.2006 tarihinden 29.09.2017 tarihine kadar sigortasız çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını, davacının hizmet sözleşmesi ile çalışmadığını, davacı ile yapılan iş sözleşmesinin geçerli olmadığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i Müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” …Davalı işveren tarafından davacı adına verilmiş düzenlenmiş işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, kuruma bildirilen hizmetinin bulunmadığı, davacının 24.02.2010-15.05.2010 tarihleri arasında dava dışı iş veren Birinci Sitesi Apartman Yönetimi nezdinde çalıştığı, davanın 18.01.2018 tarihinde açıldığı, davacının dava açılış tarihine göre dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının son bulduğu 15.05.2010 tarihi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşıldığından davacının 01.04.2006-15.05.2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacının 16.05.2010-29.09.2017 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebi yönünden, yargılama aşamasında dinlenen kamu tanıklarının beyanında davalı …’in felçli olması nedeni ile yatalak ve bakıma muhtaç biri olduğu, davalının haftanın altı günü sabah 7-8 saatlerinde davacının evine geldiği, davacının evinin temizliği yaptığı, kişisel ve öz bakım ihtiyaçlarını yerine getirdiği, davacının ev dışındaki işleri ile de ilgilendiği ve işlerini bitirip öğleden sonra 2-3 sıralarında davalının evinden ayrıldığı anlaşıldığından davacının bu dönem yönünden davacının davasının kabulü ile davacının davalı … nezdinde 16.05.2010-29.09.2017 tarihleri arasında dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle; davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı işveren …’e ait iş yerinde 16.05.2010 tarihinden 29.09.2017 tarihleri arasında dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine davacının 01.04.2006-15.05.2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacı ile yapıldığı iddia edilen iş sözleşmesinin, davalının fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle hukuki geçerliliği bulunmadığını,

-Davalı …, 2004 tarihinde akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandığından, davacı ile yapıldığı iddia edilen iş sözleşmesinin hukuki geçerliliği bulunmadığını, TMK’ nın 15 inci maddesine göre “ayırt etme gücü bulunmayan kimselerin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.” Bu durumda davacının, hukuki geçerliliği bulunmayan bir sözleşmeye dayalı olarak çalışıldığı iddiasına dayalı olarak hizmet tespiti talebi dinlenemeyeceğini, Yerel mahkemece bu yönden hiç bir değerlendirme yapılmadığını,

-Yerel Mahkemece, davanın vasi olarak görev yapanlara ihbar edilmesi yönündeki davalının talebinin değerlendirilmemiş ve vasilere davanın ihbar edilmesine karar verilmemiş olması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Davalının hukuki ehliyetinin bulunmaması (davalı 2004 tarihinden sonra akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olduğu için) nedeniyle, davalı adına işçi çalıştırma ve SGK’ ya hizmetleri bildirme yükümlülüğü vasi olarak atanan kişilerin görev ve yetkisinde olduğunu, davacının işçi olarak çalıştığının kabul edilmesi halinde, hizmet bildirimini yapmayan vasilerin hukuki sorumluluğunun bulunması nedeniyle … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/332 E. sayılı dosyasında vasi olarak davalıya atananlara (vasilere) davanın ihbar edilmesini talep edilmesine karşın, yerel mahkemece bu yöndeki talep değerlendirilmediğini,

-Davacının vasi olarak görev yaptığı dönemdeki kendi çalışmalarını SGK’ ya bildirmemesinin, sigortalı işçi olarak çalışmadığını gösterdiğini,

-Davacının, davalının vasisi olarak da bir süre görev yaptığını, davacı vasi olarak görev yaptığı dönemde hukuki işlemleri yapmakla yetkili ve görevli olmasına karşın, sigortalı olarak çalıştığını SGK Başkanlığına bildirmediğini, davacının kendi çalışmalarını SGK’ ya bildirmemesi, sigortalı işçi olarak çalışmadığını gösterdiğini,

-Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları, kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması olduğunu,

-Hizmet tespiti için dava açılabilmesinin koşullarının oluşmadığını, davacı, müvekkile ait işyerinde hizmet sözleşmesi ile ücret karşılığı sürekli ve düzenli biçimde işçi olarak çalışmadığını,

-Sigortalı, bildirimsiz çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içerisinde isteyebileceğini, hizmet tespiti davasının hak düşürücü süre (506 sayılı Kanun m. 79/10, 5510 sayılı Kanun m. 86/9) geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bir kısım hizmetlerin sigortalı hizmet olarak tespitine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kanunda yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü süre olup mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiğini,

-Davacının iddia ettiği gibi çalıştığının kabulü halinde dahi; 01.4.2015 tarihinden önceki çalışmaları nedeniyle hizmet tespitine karar verilmemesi gerektiğini, çünkü, 6552 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi uyarınca ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığının düzenlendiğini, 01.04.2015 tarihinden önceki çalışmaların tespiti talebinin reddine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Sigortalı hizmetin tespiti davasında, davacınin tespitini istediği süreler bakımından sigortalı niteliğini taşıması gerektiğini,; bu hususun, taraf sıfatına sahip olunabilmesi için şart olduğunu, burada sözü edilen sigortalının, zorunlu sigortalı olduğunu, sigortalı hizmetin tespiti davasını açabilecek olan zorunlu sigortalılar ise; kanunun lafzından ve yorumundan çıkan şekliyle, iş ilişkisi kural olarak hizmet akdine dayanan, SSK m. 3’teki istisnalara girmeyen ve işini işverene ait işyerlerinde yapan kişiler olduğunu, mahkemece, 4857 sayılı İş Kanun’u kapsamında bulunmayan yani kapsam dışı olan ev hizmetlerinde çalışanların çalışmalarının sigortalı hizmet olarak hizmet tespitine karar verilmiş olmasının isabetli olmadığını,

-Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı, ( işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, yapılan işin kanun kapsamına girip girmediği vb. ) araştırılması gerektiğini, Yerel mahkemece bu hususlarında incelenmediğini,

-Hizmet tespiti davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğunu ve bu tür davalarda kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığını, çalışma olgusunun her türlü delille ve bu arada tanık beyanları ile de ispatlanabileceğini, hizmet tespiti davalarının niteliği, yargılaması sırasında uygulanması gereken yöntem (davanın kamu düzeni ile ilgili olduğu, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerektiği, ispat biçimi) YHGK’ nın 06.10.2010 gün ve 2010/10-433 E., 2010/453 K. sayılı kararında açıklandığını, Yerel Mahkemece belirtilen ilkelere uygun araştırma ve inceleme yapılmadığından, eksik incelemeye de dayalı hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… taraf beyanları, tanıkların ortak beyanları, vesayet dosyasındaki bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinde de ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davacının haftanın altı günü sabah 7-8 saatlerinde davalının evine geldiği, davalının evinin temizliğini yaptığı, kişisel ve öz bakım ihtiyaçlarını yerine getirdiği, davalının ev dışındaki işleri ile de ilgilendiği ve işlerini bitirip öğleden sonra 2-3 sıralarında davalının evinden ayrıldığı anlaşıldığından, 16.05.2010-29.09.2017 tarihleri arasındaki dönem yönünden, davanın kabulüne kararı verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirildiğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. ” gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79 uncu, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.