Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9153 E. 2023/10511 K. 30.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9153
KARAR NO : 2023/10511
KARAR TARİHİ : 30.10.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/181 E., 2023/219 K.
KARAR : Kısmen Kabulü

Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesince (kapatılan) kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı … vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı işverenlere ait işyerinde 15.08.1999 tarihiyle işe başladığını ve 2008 tarihine kadar çalıştığını, ancak bu çalışmalarının kuruma eksik bildirildiğini belirterek çalışma süresinin tespitini talep etmiş, 24.10.2014 tarihli dilekçesi ile de davalı işverenlere ait işyerinde 21.06.2001 – 25.02.2008 tarihleri arasında çalıştığını belirterek dava dilekçesini ıslah ederek çalışma süresinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı işveren … vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait işyerinin 21.06.2001 tarihinde açıldığını ve davacının çalışmaya başladığı 24.03.2003 tarihinde sigortasının yapıldığını ve davacının 25.02.2008 tarihinde işten ayrıldığını, 24.03.2003 tarihinden önceki çalışma iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin “……” adresindeki işyerini 13.08.2002 tarihinde “Atatürk Mahallesi Dericiler Sitesi D Blok no:29 …” adresine taşıdığını, işten ayrıldığı 25.02.2008 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği döneme dair çalıştığını gösterir herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığını 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacı tarafından çalıştığı iddia olunan döneme dair işe giriş bildirgesinin de mevcut olmadığını, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, hizmet akdinin esaslı unsurunun fiili çalışmanın varlığı olgusu tespit edilmedikçe sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.03.2016 tarihli ve 2014/111 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı ile “1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
Davacının 21.06.2001 – 25.02.2008 tarihleri arasında davacı işyerinde çalıştığı, bu çalışmalardan 21.06.2001 – 23.03.2003 devresindeki toplam 603 gün çalışma süresi yönünden hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine,
Kuruma bildirimi yapılmayan ve kuruma hak düşürücü süreyi kesen bildirimi yapılan 24.03.2003 – 25.02.2008 dönemine ilişkin davacının 1681 gün çalıştığı, 1555 gününün Kuruma bildirildiği, 126 günün bildiriminin yapılmadığı, davacının bildirimi yapılmayan günlerde o günlere ait asgari ücreti aldığının tespitine ” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 09.05.2018 tarih ve 2016/12144 Esas, 2018/4723 Karar sayılı kararında; “… Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya ait hizmet cetvelinden davacının 24.03.2003 – 25.02.2008 tarihleri arasında geçen SSK lı hizmetlerinin davalı ….. sicil no lu davalı işyeri tarafından Kurum’a eksik olarak bildirildiği, davalı işyerinin 21.06.2001 tarihinden itibaren vergi kaydının bulunduğu, 18.01.2002 tarihinden itibaren Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordrolarının getirtildiği, davacı adına düzenlenmiş sağlık raporlarının yer aldığı, sağlık raporlarında yer alan istirahat süreleriyle Kuruma eksik gün olarak bildirilen bir kısım sürelerin uyumlu olduğu, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, yargılama esnasında duruşmalarda bordrolu tanıkların dinlenildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; davalı işyerince davacı adına 24.03.2003 – 25.02.2008 tarihleri arasında Kuruma yapılmış kısmî hizmet bildirimleri var iken reddolunan hizmet sürelerinin ispatlanması halinde bildirimi yapılan hizmet süreleri ile birlikte tespit edilen bu hizmet süreleri arasında da kesintisiz çalışmanın varlığının kabulünün gerekeceği göz ardı edilerek 21.06.2001-23.03.2003 tarihleri arası hizmet tespiti isteminin Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle reddi doğru olmamıştır. Öte yandan davacının sağlık raporu ile belgelenen istirahatli olduğu günlerin eksik gün değerlendirmesinde dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş, hak düşürücü süre nedeniyle reddolunan davalı işyeri nezdinde geçtiği iddia olunan 21.06.2001 – 23.03.2003 tarihleri arası hizmet tespiti istemi yönünden işin esasına girmek ve gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığıyla davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının sağlık raporu ile belgelenen istirahatli olduğu süreleri de göz önünde bulundurmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir….” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Davanın kısmen kabulüne, davacının, davalıya ait 1055953 sicil numaralı işyerinden bildirilen çalışmalarına ek olarak aynı işyerinde,

a)21.06.2001-23.03.2003 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı, sürekli ve kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine,

b)2003/9. ayında 30 gün, 2003/10. ayında 30 gün, 2003/11. ayında 30 gün, 2003/12. ayında 30 gün ve 2005/02. ayında 6 gün olmak üzere 126 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine ” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Yerel Mahkeme tarafından eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, mevcut delil durumuna göre davanın ispatlanamadığını, davacının iddialarının resmi kayıtlarla ispatlanması gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı … vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının 24.03.2003 tarihinde önce çalışmasının bulunmadığını, bu dönemde çalışmasına dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığını, tanık beyanlarının ise asıl ve çelişkili olduğunu, bozma ilamının gereğinin eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, uzman bilirkişiden rapor alınmadan hüküm kurulduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 21.06.2001 – 25.02.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9’uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekili ve davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.