Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/10700 E. 2023/11819 K. 27.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10700
KARAR NO : 2023/11819
KARAR TARİHİ : 27.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1898 E., 2023/1742 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gündoğmuş Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/31 E., 2022/43 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1990 tarihinde yapmış olduğu başvuru ile davalı …’na ait markette işe başladığı, 1990 yılından 18.04.2011 yılına kadar davalı …’nun iş yerinde sigortalı olarak çalıştığı, 18.04.2011 yılında emekli olduktan sonra 2018 yılı sonuna kadar davalı …’nun iş yerinde çalışmaya devam ettiği, davacının emeklilik tarihi olan 2011 yılına kadar 2.000,00 TL maaş aldığı, 2011 yılında emekli olunca 2018 yılına kadar çalışmış olduğu, sigorta primlerinin ödendiğini düşündüğü, ancak sigorta primleri ödenmediği için çalışmamış olarak gözüktüğü, bu durum davacının hak kaybına uğramasına neden olduğu, ayrıca davacının imzası bulunan ve davalı iş yerine ait sunduğu irsaliyeli faturalarda anlaşılacağı üzere, davacının emekli olduktan sonra 2018 yıl sonuna kadar çalışmaya devam ettiği ortada olup tüm anlatılanlar doğrultusunda işbu tespit davasını açarak …’nun davalı şirkette çalıştığı tespit edilmesi gerekliliği bulunduğu iddiasıyla davacının davalı işveren ait iş yerinde 2011 – 2018 yılları arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya ait bakkal iş yerinin 01.09.1994 tarihinden itibaren kapsama alındığı, 21.04.2011 talebine istinaden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, dava dilekçesinde talep edilen dönemde davacı adına bir bildirim bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, davacı taraf iş yeri ortağı olup işçi olarak çalışmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde sunmuş olduğu fatura örneklerinin davacı tarafta bulunmasının gayet normal olduğu, çünkü davacı taraf ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafın davalının iş yerinden emekli olduğu devamında davalı ile adi ortak olarak iş ilişkisinin devam ettiği, davacı tarafın 2011 yılından itibaren iş yerin ortağı sıfatını haiz bulunduğu, 2011 yılında ortaklık ilişkisinin sona erdiği tarih olan 27.11.2018 tarihine kadar davacı tarafın ortaklık sıfatının devam ettiği, bir işyeri ortağının iş yerine teslim edilen mallara ait teslim fişlerini ya da faturalarını imzalaması iş hayatının olmazsa olmazları olduğu, adi ortaklıkta her ortağın kendi sigorta priminden sorumlu olduğu, aksine başka türlü anlaşma olmadıkça adi ortaklıkta her ortak SGK karşısında kendi prim ve sorumluluklarını kendini yerine getirmekle mükellef olduğu, iş yeri ortağı olarak davacı tarafın kendi SGK primlerini yatırmamasının sorumluluğunun davalıya ait olmadığı, hiç kimsenin kendi kusurundan menfaat elde edilemeyeceği, davacı taraf ile davalının ortaklığının 27.11.2018 tarihinde sona erdiği, davalının davacı tarafa %40 hisse oranında birçok menkul ve gayrimenkul devrettiği, davacı taraf ile davalı taraf arasında adi ortaklık %60 – %40 oranında 2011 yılında kurulduğu, 27.11.2018 tarihli ortaklığı sona erdirilmesi anlaşma senedi ve 28.10.2018 tarihli paylaşım anlaşma senedinden de anlaşılacağı üzere %60-%40 oranında işyerinin tasfiye edildiği, davalının iş yerinin tasfiye edilmesi akabinde sözleşmede yazılı olan malları davacı tarafa teslim ettiği, araçları ve gayrimenkulleri davacı tarafa devrettiği, davalı tarafından sözleşmede yazılı hatırı sayılı menkul ve gayrimenkuller devredilmişken davacı tarafın işçi olarak iş yerinde çalıştığının kabulünün mümkün olmadığı, davacı taraf SGK’dan emekli maaşı aldığı, almaya da devam ettiği, davacı tarafın SGK’nu zarara uğrattığı, davacı taraf kendi muvazaasına dayandığı hiç kimse kendi muvazasından menfaat temin edemediği, davacı tarafın Yapı Kredi Emeklilikten bireysel emekli olduğu, davacı tarafın bireysel emeklilik primlerinin davalıya ait Yapı Kredi Bankası Kredi Kartından yatırıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı ile davalı … arasında düzenlenen ve dosyaya sunulan ortaklık sözleşmesi, anlaşma senedi, malların paylaşım ve dağılımına ilişkin düzenlenen tutanaklar dikkate alındığında aralarındaki ilişkinin işçi işveren değil adi ortaklık ilişkisi olduğu, tanıklar …, … ve …’in beyanlarında davalı işyerinde çalıştığı dönemlerde … ile … arasında ortaklığın mevcut olduğu, kendisinin sigorta prim ödemelerinin ikisinin aralarında paylaştıkları, iş yerinde ikisinin de emir ve talimat verdikleri yönündeki beyanları da dikkate alındığında davacının iddialarını tanık anlatımlarıyla da tam olarak ispatlayamadığı, her ne kadar davalı iş yerinin … adına olduğu ve resmi olarak davacının primlerini ödenmesinden yasal olarak sorumlu kişi olduğu düşünülse bile dosya kapsamındaki tüm deliller ve tanık anlatımları davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti ve hiç kimsenin kendi muvazasına dayanamayacağı ilkesi ile Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesi de dikkate alındığında, davacının davalı iş yerinin ortağı olduğu, diğer ortağı ile sigorta primlerinin kendisi tarafından ödeneceğine ilişkin yazılı sözleşme imzaladığı bu haliyle yasal olarak iş yeri davalı adına olmakla birlikte davacının kötü niyetli olduğu nitekim işe başlangıç ve çıkış tarihlerini de tam olarak ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının emekli olduktan sonra davalının iş yerinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiği ancak emeklilikten sonraki çalışmalarının sigortasının yatırılmadığı, davacının çalıştığına dair faturaları dosyaya sundukları ancak Mahkemece dikkate alınmadığı, tanık beyanlarında da bu durumun ispatlandığı, davacıya miras yolu ile intikal eden malların, adi ortaklığın sona ermesindeki mal paylaşımı olarak gösterilmesinin Türk Medeni Kanununun 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 01.04.2011 tarihli adi yazılı ortaklık sözleşmesi, 28.10.2018 tarihli adi ortaklığın tasfiyesine dair yapılan sözleşme ve ekleri, tanık beyanları, tarafların aralarındaki kardeşlik ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında hizmet tespiti talebine konu dönemde davacının davalı ağabeyi yanında hizmet sözleşmesiyle çalıştığı ve aralarında işçi işveren ilişkisi bulunduğu usulen ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 2011 – 2018 yılları arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.