YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/16505
KARAR NO : 2023/10257
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 1988/6 E., 1992/240 K.
SUÇ : 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, nakil aracının müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Dairemizin 05.05.2010 tarihli ve 2010/4011 Esas, 2010/6458 Karar sayılı ilâmıyla, mahkemenin 07.03.2005 tarihli ve 2004/436 Esas, 2005/65 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu ve temyiz incelemesine konu bir karar bulunmadığından bahisle incelenmeksizin iadesine karar verildiği cihetle temyiz incelemesinin mahkemenin 27.10.1992 tarihli ve 1988/6 Esas, 1992/240 Karar sayılı kararına yönelik olarak yapılacağı,
Sanık hakkında teşekkül halinde kaçakçılık suçundan dava açılmış ise de, oluş ve dosya içeriğine göre, olayda teşekkül halinde kaçakçılık suçunun unsurlarının bulunmadığı, eylemin sübutu halinde toplu kaçakçılık suçunu oluşturabileceği anlaşılmış, sanığa atılı suç için suç tarihinde yürürlükte bulunan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında 8 yıldan 12 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezanın öngörüldüğü ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 4 ncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun ise somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından,
Sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile aynı Kanun’un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 5 yıllık olağan ve 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını son kesen işlem olan 27.10.1992 tarihli mahkûmiyet tarihinden itibaren 5 yıllık olağan zamanaşımı süresinin temyiz inceleme gününde dolduğu anlaşılmıştır.
II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, suçta kullanılan nakil aracının ve varsa teminatın iadesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.11.2023 tarihinde karar verildi.