YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3082
KARAR NO : 2023/6708
KARAR TARİHİ : 21.11.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/703 Esas, 2022/16 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/107 E., 2019/26 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip
gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “PACIFIC Group+Şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için davalı Kurum’a başvuruda bulunduğunu, davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığının 2018/98800 kod numarasını alan başvuruyu, 2014/07161 sayılı “PACIFIC+Şekil” ibareli markayı mesnet göstererek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı olarak 3. sınıfta yer alan mallar bakımından kısmen reddettiğini, anılan karara karşı YİDK nezdinde yapmış oldukları itirazın kısmen kabul edildiğini ve bir kısım malların başvuruya iade olunduğunu, kalan mallar bakımından ise itirazlarının yerinde görülmediğini, oysa başvuruya konu marka ile reddedilen marka arasında reddedilen mallar bakımından da 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile redde mesnet markanın kapsamında yer alan mallarla başvuru kapsamından çıkarılan 3. sınıf malların aynı/aynı tür oldukları ancak başvuru konusu işaret ile redde mesnet markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, redde mesnet markanın kare şekil içerisinde yatay kırmızı şerit zemin üzerinde “PACİFİC” ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu işarette ise “PACIFIC Group” ibaresi ile bu ibarenin sağ bitişiğinde stilize edilen “AA” ibaresinin ve bu ibareyi içine alan çember şeklinin bulunduğu, ayrıca “PACIFIC” ibaresinde bulunan “P” harfi içerisinde ufak bir şeffaf şeklin de yer aldığı, bu hale göre başvuru konusu işaretin, redde mesnet markayla aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, aralarındaki farklılıkların bunu engellediği, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında “PACIFIC” ibaresinin ortaklığından kaynaklı görsel, sescil ve anlamsal bir benzerlik olmasına rağmen, içerdikleri diğer biçimler, yazım şekli, özellikle başvuru konusu markada stilize edilmiş “AA” ibareli şekil ve “P” harfi içerisinde bulunan şekil unsuru ile redde mesnet alınan markada kırmızı renkli yatay şeritli zemin görseli karşısında ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten uzaklaştıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik bulunduğunu, her iki markada da ilk okunan ve algılanan unsurun “PACİFİC” ibaresi olduğunu, bu ibarenin, markalarda vurgulanarak ön plana çıkarıldığının açık bulunduğunu, redde mesnet markanın ayırt edici esas unsuru olan “PACİFİC” ibaresinin, davacı marka başvurusu içerisinde aynen ve esas unsur olarak yer aldığını, davacının zamansız olan tescil talebi hakkında hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, zira tertip tarzı ve yer verilen şekil unsurlarıyla başvuruya anılan madde kapsamında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2017 tarihli, 2017/11-78 E. 2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetkinin olmadığı, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup, Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, dolayısıyla tescil isteminin ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği ve ayrıca bu talebin reddine karar verilmemesinin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş, bunun yanında, davacı yanın dava dilekçesiyle, YİDK kararının iptali yanında başvurunun tesciline karar verilmesini de talep ettiğini, davacının zamansız olan tescil talebi hakkında hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, oysa Mahkemelerin yetkisi dahilinde olmayan ve zamansız olan tescil talebinin reddine karar verilmesi ve müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçede bilgilerine yer verilen Hukuk Genel Kurulu kararı emsal gösterilerek tescil talebinin YİDK kararının iptaline bağlı doğal bir sonuç olduğu belirtilmiş ise de iş bu davanın konusu olan YİDK kararının, 6769 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesi kapsamında nispi nedenlere ilişkin değil aynı Kanun’un 5 inci maddesi kapsamında mutlak nedenlere ilişkin olduğunu, markanın mutlak nedenlerle reddine dair verilen YİDK kararının iptal edilmesinin doğal olarak markanın tescili sonucunu doğurmayacağını, bu yöndeki YİDK kararının iptalinden sonra markanın, öncelikle marka bülteninde ilan edileceğini ve gerekli diğer işlemler de yapıldıktan sonra tescil edilip edilmeyeceğine karar verileceğini, Bölge Adliye Mahkemesinin bu husustaki gerekçesinin hatalı olduğunu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.10.2017 tarihli, 2016/3579 E., 2017/5930 K. sayılı ilamının da belirttikleri hususları onaylar nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvurunun tescil edilmesine ilişkin talebin, YİDK kararının iptali talebinden bağımsız ve ayrı bir talep niteliğinde olup olmadığı ve buradan varılacak sonucuna göre bu talep hakkında müstakilen bir hüküm tesis edilmesinin gerekli olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun’un 140 ıncı ve 141 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacı taraf dava dilekçesiyle, YİDK kararının iptali ile birlikte başvuruya konu markanın sicile tescili de talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının iptaline bağlı doğal bir sonuç olduğu, dolayısıyla ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de huzurdaki davada, marka başvurusunun mutlak nedenlerle reddine ilişkin YİDK kararının iptali talep edilmiş olup Dairemizin 31.10.2017 tarihli, 2016/3579 E., 2017/5930 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere başvurunun mutlak nedenlerle reddine dair YİDK kararının iptali doğal olarak markanın tescil edilmesi sonucu doğurmayacak, kararın iptalinden sonra tescil işlemlerine devam edilecektir. Dolayısıyla dava dilekçesiyle ileri sürülen tescil istemi mevsimsizdir. Ancak davacı dava dilekçesiyle her ne kadar YİDK kararının iptali yanında başvurunun tesciline karar verilmesini de talep etmiş ise de replik dilekçesiyle talep sonucunu daraltmış tescil istemini geri çekerek yalnızca davaya konu YİDK kararının iptalini talep etmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 141 inci maddesine göre davacı, cevaba cevap dilekçesinde herhangi bir yasak ya da sınırlamaya tabi olmadan iddia ve savunmalarını değiştirebilir veya genişletebilir. Davacı bu şekilde talep sonucunu yeniden belirleme imkanına sahiptir. Bunun için karşı tarafın rızasına, feragate veya ıslaha gerek yoktur. Bunun yanında 6100 sayılı Kanun’un 140 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, hakimin, ön inceleme duruşmasında, tarafların anlaşamadıkları hususlarının nelerden ibaret olduğu bir tutanakla tespit edeceği, bu tutanağın altının taraflarca imzalanacağı ve tahkikatın da bu tutanak esas alınarak yürütüleceği belirtilmiş olup somut olayda, ön inceleme duruşmasında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya konu YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu tespit edilmiş, taraflarca bu tespite yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadan tutanağın altı imzalanmıştır. Bu itibarla, davacının talep sonucunun sadece davaya konu YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğunun kabulü zorunlu olup Bölge Adliye Mahkemesinin anılan gerekçesinin sonuca bir etkisi bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.