YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1753
KARAR NO : 2023/6101
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/154 E., 2021/535 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, dava dilekçesi ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro sırasında davacılar adına tespit edilen taşınmazlara bitişik olan 101 ada 105, 138, 145, 148 ve 130 ada 8 parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün tapu kayıtlarının iptali ve davacılar adına tescili istemiyle dava açmış; yargılama sırasında 19.11.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 101 ada 84, 107, 108, 145, 148 ve 130 ada 8 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2015 tarihli ve 2011/140 Esas, 2015/630 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmazların tarla vasfında olup mülkiyetlerinin davacılarda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2019 tarihli ve 2019/2741 Esas, 2019/6941 Karar sayılı kararıyla, “başta dava edilmeyen 101 ada 84, 107 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da karar verilmesi istemiyle verilen dilekçedeki istemin hukuken “ıslah” olarak kabulüne olanak bulunmadığı, bu parsellerin de davanın konusu kabul edilerek haklarında hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu; Mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz bulunduğu belirtmek suretiyle çekişmeli 101 ada 145 ve 148 parsel sayılı taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kayıtları ve bu tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanak ve haritaları, dağıtım cetvelleri ve belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıtlar ile taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtların getirilmesi, bundan sonra hava fotoğraflarından da yararlanılmak ve üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle dava konusu taşınmazlarla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zilyetlikle edinim koşullarının davacılar lehine oluştuğunu, bozma öncesinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin taşınmazların evveliyatını daha iyi bilebileceklerini, buna rağmen bozma sonrasında yapılan keşfin hükme esas alınmasının isabetsiz bulunduğunu, sonradan dava konusu olduğu anlaşılan 101 ada 84, 107 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar ile dava dilekçesinde dava konusu olduğu belirtilen 130 ada 8 parsel sayılı taşınmaz hakkında da keşif yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 46 ncı maddeleri .
3. Değerlendirme
1. Mahkemece, taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, çekişmeli 130 ada 8 parsel sayılı taşınmaz dava dilekçesinde dava konusu edildiği halde bu parsele ilişkin keşif yapılmamış, dava konusu taşınmazların tespitine esas tapu kayıtları getirtilerek keşif mahallinde uygulanmamış, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli rapor alınmamış, hüküm vermeye yeterli bulunmayan araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilmiştir.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle çekişmeli 130 ada 8 parsel sayılı taşınmazın senetsizden tespit edildiği gözetilerek 101 ada 145 ve 148 parsel sayılı taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kayıtları ve bu tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları, tablendikatif cetvelleri ve yörede yapılan toprak tevzi çalışmaları ile ilgili tüm evrak (dağıtım cetvelleri, tahdit haritaları vb.) getirtilmeli, belirtmelik tutanağında herhangi bir kayıt ya da belgenin esas alınıp alınmadığı belirlenmeli, tevziye esas alınan kayıtların bulunması halinde bu kayıtlar tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte istenilmeli, taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtlar getirtilmeli ve Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazlara ilişkin tevzi tapu kaydının oluştuğu tarihten 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılarak Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya ikmal edilmelidir.
3.Bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve tespit edilecek taraf tanıkları ile hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişisinden teşekkül edecek kurulun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
4.Yapılacak bu keşif sırasında her bir taşınmaz başında tespite esas tapu kayıtları ve var ise belirtmelikte gösterilen kayıtlar tek tek yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişisi eli ile uygulanmalı, özellikle teknik bilirkişi tarafından toprak tevzi haritaları ile kadastro paftasının usulüne uygun şekilde var ise sabit sınır yerleri esas alınmak suretiyle çakıştırılarak taşınmazların toprak tevzi sırasında hangi parsel numarası ile hangi dayanakla ve kim adına belirtildiği saptanmalı, böylelikle taşınmazların öncesinin zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığının tespitine çalışılmalı, bu kapsamda bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli parsellerin öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla, sıvat yeri gibi özel mülkiyete konu olamayacak umuma tahsis edilmiş yerlerden olup olmadığı hususları maddi olaylara dayalı olarak sorulup açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları olan belgelerle denetlenmeli, bilirkişi ve tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazların değişik yönlerden gösteren fotoğrafları da eklenmek suretiyle niteliğini, toprak yapısını, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, taşınmazların istifadesi umuma ait olan mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını ve taşınmazların komşu parsellerden doğal yahut yapay ayırıcı sınırlarla ayrılıp ayrılmadığını, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığını, meradan sökülerek elde edilip edilmediğini belirtir şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınmalı; fen bilirkişisine kadastro paftasını, belirtmelik tutanağını, toprak tevzi haritasını ve var ise mera tahsis haritasını gösterir şekilde keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle çekişmeli taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir içerikte rapor istenmeli, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazine’ye ait tapu kayıtları kapsamında kaldıklarının anlaşılması halinde tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği ve tapu kayıtları kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin bulunması halinde tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak değerlendirilmeli; davacılar ve mirasbırakanları adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yolu ile edinilen taşınmaz miktarı yönünden de araştırma yapılmalı; ondan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
5.Mahkemece değinilen hususlar göz ardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.