YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22303
KARAR NO : 2023/3177
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/226 E., 2021/220 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 30.01.2011 tarihinde davacı …’in sevk ve idaresindeki araç ile Hatay İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru …’ın sevk ve idaresinde bulunan aracın karıştığı kazada davacı …’in yaralandığı belirterek HMK 107 nci madde gereğince fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla … yönünden toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın sürücü …’dan, bağlı bulunduğu idare İçişleri Bakanlığından ve sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini ayrıca uğradığı manevi zarar nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne … yönünden 25.000,00 TL, davacı baba … yönünden 25.000,00 TL manevi zararın sürücü ve idareden tahsilini, davacı baba … yönünden toplam 17.400,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; kendisine husumet düşmeyeceğini belirterek öncelikle usulden aksi takdirde esastan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı … AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalının kusuru oranında sorumlu olduklarını, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını kusur ve aktüer raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev yönünden aksi takdirde esas yönden davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.06.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/423 Karar sayılı kararıyla; davacının %50 kusur oranı ve %15.2 maluliyet oranı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile, davacı … yönünden; cismani zarar kapsamında 72.052,91 TL maddi tazminatın davalı idare yönünden kaza tarihinden sigorta şirketi yönünde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi Zarar kapsamında, kusur durumu da dikkate alınarak 10.000 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, davacı … yönünden 2500 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’ye ödenmesine, davacı … yönünden 6.522,50 TL maddi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden, davalı sigortadan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e ödenmesine; 2500 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’e ödenmesine; Davalı … yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığından Davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/6600 Esas, 2020/4315 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece, İstanbul Teknik Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşacak bilirkişi heyetinden, çelişkiyi giderici ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. Mahkemenin hükme esas aldığı aktüerya raporunda, davacının askerlikte geçecek sürede gelir elde edemeyeceği düşünülerek bu süre mahsup edilmek suretiyle tazminat hesaplaması yapılmış; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan %15.2 oranındaki maluliyetinin askerliğe engel teşkil edip etmeyeceği konusunda da herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu yönden gerekli araştırmanın yapılmayışı, eksik inceleme niteliği taşımaktadır. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; davacının kazadan kaynaklanan %15.2 oranındaki maluliyetinin derecesi ve niteliğine göre, askerliğe engel teşkil edip etmeyeceğinin (maluliyet raporu eklenerek yazılacak yazı ile) ilgili askerlik şubesinden sorulması; alınacak cevaba göre askerlikte geçireceği sürede de efor tazminatı verilip verilmeyeceği tartışılarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; geçici iş göremezlik süresince davacının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenen 9 aylık iyileşme süresi için net asgari ücretten 2.892.29 TL bakıcı gideri hesaplanmış ise de; bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir. Bu durumda mahkemece, davacının bakıcı gideri talebi yönünden kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı (tamamı) üzerinden hesaplama yapılmak üzere ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Davalı sürücü … yönetimindeki Emniyet Müdürlüğü adına kayıtlı olduğu belirtilen aracın davacı idaresindeki araçla karıştığı kaza sonucu trafik kazası meydana gelmiş; davacı taraf, Emniyet Müdürlüğüne izafeten davalı İçişleri Bakanlığına ve bu aracın sürücüsü … aleyhine işbu davayı açmıştır. Sürücü … haksız fiil faili durumundadır. Her ne kadar mahkemece Devlet Memurları Kanunu 13. Maddesi uyarınca davanın polis memuruna açılamayacağı belirtilerek husumet yokluğundan polis memuruna açlan davanın reddine karar verilmiş ise de Olayda hizmet kusuru bulunmayıp davalı sürücüye haksız fiil faili olarak dava açılmıştır. Araç sürücüsü haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olacaktır. Bu durumda mahkemece, davalı sürücü Kürşat hakkında açılan dava yönünden de esas hakkında hüküm kurulması gerekirken husumet yokluğundan ret karar verilmesi doğru değildir. Davalı … şirketinden manevi tazminat talep edilmemiş olup mahkemece sigorta şirketi aleyhine hükmedilmemiş olmasına rağmen manevi tazminat vekalet ücretlerinden sigorta şirketinin de sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına bozma neden ve şekline göre davacılara manevi tazminat miktarı ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma uyarınca alınan 21.01.2020 tarihli raporda, dava konusu kazada davalı sürücü …’ın %75, davacı sürücü …’ın ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve kusur raporları arasındaki çelişkinin bu şekilde giderildiği, davacının askerlik yaptığına dair terhis belgesi sunması dolayısıyla maluliyetinin askerliğe engel teşkil etmeyeceği anlaşıldığından dosyaya yenilik katmayacağı düşünülen müzekkere cevaplarının beklenmesinden vazgeçildiği, davacının bakıcı gideri talebi yönünden kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı (tamamı) üzerinden hesaplama yapılmak üzere aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 02.01.2021 tarihli raporda en son verilere göre incelenmesi değerlendirilmesi sonucu sürekli iş göremezlik zararının davalı tarafın %75 oranındaki kusuru, davacı …’ın %15,2 oranındaki maluliyetine göre 226.653,44 TL, bakım giderinin ise 9 aylık iyileşme süresi ve davalı tarafın kusuru gözetildiğinde 5.496,86 TL olduğu ancak davalı … şirketinin kaza tarihi itibariyle sorumlu olacağı teminat limitinin her iki alacak kalemi yönünden 200.000,00 TL’şer olduğu, davacı …’ın talepleri yönünden ise; hesaplanan 6.120 TL ulaşım ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden davacının kusuru indirildikten sonra bulunan 4.590,00 TL; 02.01.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporuna göre hesaplanan 5.496,86 TL bakıcı gideri ve 17.03.2016 tarihli aktüer bilirkişi ek raporuna göre hesaplanan 855,32 TL kazanç kaybı olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, davacı … yönünden; cismani zarar kapsamında 226.653,44 TL maddi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığı ve Kürşat Yıldırım yönünden kaza tarihi olan 30.01.2011 tarihinden itibaren; sigorta şirketi yönünden (sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olarak) dava tarihi olan 11.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi zarar kapsamında, kusur durumu da dikkate alınarak 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar İçişleri Bakanlığı ve …’dan kaza tarihi olan 30.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacı … yönünden 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar İçişleri Bakanlığı ve …’dan kaza tarihi olan 30.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ye ödenmesine, davacı … yönünden 10.942,18 TL (5.496,86 TL bakıcı gideri, 4.590,00 TL SGK tarafından karşılanmayan yol ve tedavi gideri, 855,32 TL kazanç kaybı olmak üzere) maddi tazminatın davalılar İçişleri Bakanlığı ve …’dan kaza tarihi olan 30.01.2011 tarihinden, davalı … yönünden dava tarihi olan 11.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e ödenmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar İçişleri Bakanlığı ve …’dan kaza tarihi olan 30.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusuru ve maluliyet oranını kabul etmediklerini, taleplerin kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, manevi tazminatın az olduğunu, vekalet ücretlerinde hata olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı İçişleri Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini, ıslaha karşı beyan ve itirazların dikkate alınmadığını, maddi tazminat yönünden kurulan hükmün hatalı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; husumet yokluğundan ret kararı verilmesi gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, maddi tazminat yönünden kurulan hükmün hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücü ve yakınlarının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin tüm, davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin ve davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkeme tarafından, Dairenin bozma ilamından önce yürütülen yargılamada alınıp hükme esas kabul edilen 17.03.2016 tarihli ek aktüerya raporunda kusur oranına göre seçenekli hesaplama yapılmış olup, %50 kusur oranına göre davacı …’in sürekli iş göremezlik zararı 2016 yılı verilerine göre 72.052,91 TL olarak hesaplanmış, mahkemece, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda davacı …’in %50 kusur oranına göre iş göremezlik zararı hakkında 72.052.91 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Dairenin bozma ilamında, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden karar bozulmuştur.
Bozma kapsamında yürütülen yargılamada; bozma ilamı doğrultusunda alınan kusur raporu sonrasında davalının %75 kusur oranına göre yeniden hesap raporu alınmış; 02.01.2021 tarihli rapor ile (2021 verileriyle) davacı için 226.653,44 TL tazminat hesaplanmış mahkemece de davanın davacı … yönünden bu miktar üzerinden kabulüne, karar verilmiştir.
Bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 17.03.2016 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarları için davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalıdır. Mahkemece güncel verilerle hesap yapan 02.01.2021 tarihli raporun hükme esas alındığı dikkate alındığında, bu kabulün usuli kazanılmış hakları ihlal edici nitelik taşıdığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; bozma öncesindeki ilk hükme esas alınan 17.03.2016 tarihli rapordaki tazminat miktarları yönünden davalılar lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin etmek üzere 17.03.2016 tarihli raporda %75 kusur oranına göre de hesaplama yapılmış olup rapordaki davalının %75 kusur oranına göre yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmesi gerekirken, usuli kazanılmış hakları ihlal edecek biçimde güncel verilerle hesap yapan aktüer raporunun hükme esas alınmasıyla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3. Bozma ilamı kapsamı dikkate alınarak davacıların maddi tazminatın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
V. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin tüm, davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin ve davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı İç İşleri Bakanlığı vekilinin ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı İçişleri Bakanlığı’ndan alınmamasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı …’a iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar vekili dava dilekçesinde ; davacı …’in sevk ve idaresindeki araç ile Hatay İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru …’ın sevk ve idaresinde bulunan aracın karıştığı kazada davacı …’in yaralandığı belirterek … yönünden toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın sürücü …’dan, bağlı bulunduğu idare İçişleri Bakanlığından ve Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini ayrıca uğradığı manevi zarar nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne … yönünden 25.000,00 TL, davacı baba … yönünden 25.000,00 TL manevi zararın sürücü ve idareden tahsilini, davacı baba … yönünden toplam 17.400,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini HMK 107. maddeye göre yükseltmiştir.
Mahkeme ilk kararında davanın kısmen kabulü ile, davacı … yönünden; Cismani zarar kapsamında 72.052,91 TL maddi tazminatın davalı idare yönünden kaza tarihinden sigorta şirketi yönünde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi zarar kapsamında, kusur durumu da dikkate alınarak 10.000 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, davacı … yönünden 2500 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’ye ödenmesine, davacı … yönünden 6.522,50 TL maddi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden, davalı sigortadan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e ödenmesine; 2500 TL manevi tazminatın davalı idareden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’e ödenmesine; Davalı … yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, karar verilmiştir.
Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/6600 Esas, 2020/4315 Karar sayılı kararıyla; Mahkemenin aldığı kusur raporunun yetersiz olup mahkemece, İstanbul Teknik Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşacak bilirkişi heyetinden, çelişkiyi giderici ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı yararına, ayrıca davacı …’in %15.2 maluliyetinin askerliğine engel teşkil edip etmeyeceği belirlenerek engel teşkil etmeyecekse askerlikte geçen sürenin tazminattan düşülüp düşülmeyeceğinin tartışılması, davacının bakıcı gideri talebi yönünden kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı esas alınarak bakıcı
giderinin tekrar hesaplanması gerektiği, davalı sürücü … haksız fiil faili durumunda olup, olayda hizmet kusuru bulunmadığı ve davalı sürücüye haksız fiil faili olarak dava açıldığı, araç sürücüsü haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olacağına göre mahkemece, davalı sürücü Kürşat hakkında açılan dava yönünden de esas hakkında hüküm kurulması gerekirken husumet yokluğundan ret karar verilmesi doğru olmadığı ve davalı … şirketinden manevi tazminat talep edilmemiş olup mahkemece sigorta şirketi aleyhine hükmedilmemiş olmasına rağmen manevi tazminat vekalet ücretlerinden sigorta şirketinin de sorumlu tutulması doğru olmadığı gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek bozma kararı doğrultusunda kusur raporu aldırıldığı ve maluliyetinin askerliğe engel teşkil edip etmeyeceği hususunda araştırma yaparak engel teşkil etmeyeceği sonucuna vararak 21.01.2020 rapor tarihindeki davacının geliri esas alınarak yeniden tazminat hesabı yaptırıldığı , davalı … Yıldırımın %75, davacı sürücü …’ın ise %25 oranında kusuru dikkate alınarak, …’ın %15,2 oranındaki maluliyetine göre davacının ıslah dilekçesi göz önüne alınarak 226.653,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.496,86 TL bakıcı gideri ve 40.000 TL manevi tazminatın maddi tazminattan sigorta şirketinin teminat limiti olan 200.000 TL ile sorumlu tutulmasına, Davacı …’ın talepleri yönünden ise; 6.120 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, 5.496,86 TL bakıcı gideri ve 855,32 TL kazanç kaybı ile 15.000 TL manevi tazminata ve davacı … yönünden 15.000 TL tazminata karar verilmiştir.
Mahkemenin bozma sonrası verdiği ikinci kararı davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminde bulunulması üzerine Sayın Çoğunluk; “Bozma kapsamında yürütülen yargılamada; bozma ilamı doğrultusunda alınan kusur raporu sonrasında davalının %75 kusur oranına göre yeniden hesap raporu alınmış; 02.04.2021 tarihli rapor ile (2021 verileriyle hesaplama yapan) davacı için 226.653.44 TL tazminat hesaplanmış mahkemece de davanın bu miktar üzerinden karar verilmiştir.
Bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 17.03.2016 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarları için davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalıdır. Mahkemece güncel verilerle hesap yapan tarihli raporun hükme esas alındığı dikkate alındığında, bu kabulün usuli kazanılmış hakları ihlal edici nitelik taşıdığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; bozma öncesindeki ilk hükme esas alınan 17.03.2016 tarihli rapordaki tazminat miktarları yönünden davalılar lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin etmek üzere 17.03.2016 tarihli raporda %75 kusur oranına göre de hesaplama yapılmış olup rapordaki davalının %75 kusur oranına göre yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmesi gerekirken, usuli kazanılmış hakları ihlal edecek biçimde güncel verilerle hesap yapan aktüer raporunun hükme esas alınmasıyla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar vermiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda Adli Tıp Kurumunun davacı sürücü …’e %50 ve davalı sürücü Kürşat’a %50 kusur belirlemesine göre karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu karar davacı vekilince kusur raporunu ve hesap raporunu kabul etmedikleri yönünde temyiz konusu yapıldığı Yargıtay 17. Hukuk Dairesince yeniden kusur raporu alınması yönünde davacı lehine bozma kararı verdiğine göre öncelikle mahkemenin ilk kararının ve bozma kararının davalılar lehine usulü müktesep hak oluşturduğunu söylemek mümkün değildir.
Türk Borçlar Kanunu 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Burada davacının da temyiz konusu yaptığı ve Yüksek Dairenin davacı yararına kusurdan bozduğu ve mahkemece bozmadan sonra alınan kusur raporunda kusur oranları değiştiğine göre yeni kusur oranlarına göre rapor tarihinde ki verilere göre yeni bir hesap raporu alarak bu rapora göre karar vermesi kanuna ve usule uygundur. Zira bedensel zararlar diğer zararlar gibi gerçekleşip o an itibarı ile belirlenecek zararlar değildir. Bedensel zarar, kişinin … boyu sürekli iş göremezliğinin kişinin hayat tablosuna göre yaşayacağı öngörülen süre içinde sürekli oluşan zarardan oluşmaktadır. Bu zarar belirlenirken kişinin geliri esas alınmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kişinin kaza tarihinden rapor tarihine kadar gelirinin ne olduğu bilebildiğimiz için bu döneme bilinen dönem, rapor tarihinden sonraki döneme ise gelirinin ne olduğu bilinmediğinden rapor tarihinde ki bilinen en son geliri esas alınarak bilinmeyen dönem zararları progresif rant (%10 artırma ve %10 eksiltme) suretiyle belirlenmektedir.
Somut davada bozmadan sonra alınan hesap raporunda davacının gelirinin ne olduğu bilinmektedir. Bilinen gelir varken daha önceki bir tarihteki gelirin esas alınarak tazminat hesabı varsayıma göre yapılması mümkün değildir. Zira kaza tarihinden hesap raporunun hazırlandığı tarihe kadar davacıların gelirlerindeki artışlar bilinmektedir. Son raporun hazırlandığı tarihte davacının gelirinin ne olduğu bilinirken sanki bu gelir bilinmiyormuş gibi geriye giderek varsayıma dayalı bir gelir ile tazminat hesabı yapılması usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece, öteden beri Yargıtay ve doktrince kabul gören “Bilinen gelir varken varsayıma dayalı gelire göre tazminat hesabı yapılamaz” ilkesine uygun verilen kararın onanması gerekirken çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayım.