YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13310
KARAR NO : 2023/9136
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2503 E., 2022/2023 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/529 E., 2022/165 K.
Taraflar arasındaki aksi Kurum işlemlerinin iptali ile yurt dışı borçlanmaları ile elde edilen hizmetlerle birleşen yurt içi hizmetlere göre bağlanan aylığın yeniden belirlenmesi ve ileriye doğru mal edilmesi ile aylığın tekrar hesaplanması ve farklarının davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31.07.2018 tarihli başvurusunun 09.10.2018 tarihli yazı ile kabulü ile birlikte yurtdışı borçlanma ile emekli olmaya hak kazandığını, müvekkiline 1.172,06 TL aylık bağlandığını, akabinde aylığın 1.420,00 TL civarına yükseltildiğini, Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne 12.11.2019 tarihinde yapılan başvuru ile, müvekkilinin gerek sigortalılık başlangıç tarihi gerekse ödediği prim gün sayısı itibarı ile muadillerinin kendisinden daha fazla emeklilik maaşı aldığı gerekçesi ile emeklilik maaşının yeniden hesaplanması talep edilmiş ise de Kurum tarafından konuyla ilgili olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş olmadığını, ancak müvekkilinin gerek sigortalılık başlangıç tarihi gerekse prim gün sayısı dikkate alındığında muadillerine nazaran daha az maaş aldığının görüleceğini beyanla; müvekkilinin hak ettiği maaşın tekrar hesaplanarak muadilleri seviyesine yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, davacının aylığında eksik hesaplanmış bir miktar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Yukarıya alıntılanan yasa hükümleri ve tespitler ışığında; 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi hükmü gereğince, davacının borçlandırılan sigortalılık sürelerinin tamamı, yurt dışında geçen sigortalılık sürelerine ilişkin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan son tarih olan 28.02.2015 tarihinden geriye doğru borçlanılan toplam süre olan 3601 gün geriye gidilerek borçlanma süresinin mal edileceği tarih aralığının belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre davacının iddia ettiği şekilde yurt dışında geçen sigortalılık sürelerinin başladığı 19.03.1985 tarihinden başlayarak ileri doğru gidilmek suretiyle borçlanma sürelerinin mal edileceği tarih aralığının belirlenmesi olanaklı değildir. Öte yandan, Türkiye ve Almanya arasında imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesi gereğince davacının Almanya’da çalışmaya başladığı tarih olan 19.03.1985 tarihi, davacıya aylık bağlanmasında Türkiye’de de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir. Bu noktada, sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi ve borçlanma sürelerinin mal edileceği tarih aralığının belirlenmesi birbiri ile karıştırılmamalıdır. Hal böyle iken, davalı Kurumca davacının 31.08.2015 ve 23.12.2016 tarihli borçlanma başvurularında Kurumun Genelgesi’ne dayalı olarak davacının talebi gözetilerek borçlanmaya esas sürenin sona erdiği tarihlerden başlayarak geriye doğru gidilmek suretiyle borçlanma sürelerinin mal edileceği tarih aralıkları tespit edilmiştir. Bu yöndeki işlemler, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine, yasa hükmüne açıkça aykırı ise de davacının lehine sonuç doğurmuştur. Şu halde, davacının yaşlılık aylığının eksik hesaplandığı yönündeki iddiası, borçlandığı yurt dışı sürelerinin mal edildiği edildiği tarih aralığının belirlenmesinin hatalı olduğu iddiasına dayandığından aylıkların hesabında davacının aleyhine bir yanlışlık söz konusu değildir.
Hal böyle olmakla birlikte, taraflar arasında bir kez daha muarazaya sebep olmayacak şekilde uyuşmazlığın çözümü bakımından davacının yaşlılık aylığının başlangıç tarihinden itibaren hesaplanarak aylık hesabında hata bulunup bulunmadığının değerlendirilmek üzere dava dosyası sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bundan önce düzenlenen raporların hükme esas almaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmakla dosyanın son olarak tevdi edildiği bilirkişinin sunduğu 15.01.2022 tarihli raporda, yapılan hesaplamaların sonucun göre davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasında miktar yönünden bir eksiklik bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Öte yandan, raporda, davacının talebi doğrultusunda yurt dışı borçlanma sürelerinin en eski tarihten başlayarak ileri doğru belirlenecek tarih aralığına mal edilmesi gerektiğinin kabulü olasılığına karşılık seçenekli olarak aylık hesaplaması da yapılmış olmakla birlikte yukarıda açıklanan sebeplerle bu yöndeki hesaplama dikkate alınmamıştır.
Açıklanan sebeplerle; davacının yaşlılık aylığının muadilleri seviyesine yükseltilmesi talebine yönelik davanın reddine….” dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı, kendisi hakkında, aksi yöndeki mahkeme kararının kaldırılması amacıyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava, davacının maaşının yeniden hesaplanarak muadilleri seviyesine yükseltilmesine karar verilmesi isteğinden ibarettir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yöntemince yapılan araştırma, inceleme ve alınan raporlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Alınan rapor dosya içeriğine ve mevzuat hükümlerine uygundur.
Bu itibarla sonuç olarak; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir…”
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı, kendisi hakkında redde dair verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, aksi yöndeki mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı kurumca bağlanan ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile 3201 Sayılı Kanunun 5 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas raporun hesaplama yöntem ve verilerinin yerinde olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.