Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/11107 E. 2023/11609 K. 21.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11107
KARAR NO : 2023/11609
KARAR TARİHİ : 21.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/595 E., 2023/2199 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: … Anadolu 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2021/498 K.

Taraflar arasındaki fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının TSK bünyesinde 15.11.1991-14.09.1995 tarihleri arasında öğrenci, 15.09.1995-14.03.2011 tarihleri arasında jet pilotu olarak çalıştığını, daha sonra özel bir hava yolu şirketinde 4-a kapsamında 30.06.2020 tarihine kadar çalıştığını, 30.06.2020 tarihli dilekçe ile Pendik Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne yaşlılık aylığı bağlanması talepli olarak başvurduğunu, bu talebin kurumca reddedildiğini, 3 yıl 10 ay 15 günlük FHZ süresinin hem sigortalılık başlangıç tarihinden hem de yaş haddinden düşülmesi gerektiğini, bu haliyle müvekkilinin başvuru tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığını belirterek, müvekkilinin emekliliğe hak kazandığı tarihin 15.12.2019 olarak tespiti ile davalı Kuruma müracaat tarihimiz olan 30.06.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının müvekkile bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.11.1991 sigorta başlangıç tarihi olduğu, 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir.

– FHZ süresi, sigortalılık başlangıç süresinden geri çekildiğinde sigortalılık başlangıç tarihinin 31.01.1988 olduğu,

– Bu tarihe ve 506 sayılı kanun geçici 81 inci maddesine göre 23.05.2002 tarihine kadar sigortalılık süresinin 14 yıl 4 ay 22 gün olduğu,

-Bu durumda yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarının 25 yıllık sigortalılık süresi 50 yaş ve 5375 prim gün sayısı olduğu (geçici madde 81-g), 31.10.1973 doğum tarihine göre davacının 50 yaşını doldurduğu tarihin 31.10.2023 olduğu,

-Bu tarihten (31.10.2023) FHZ süresi (3 yıl 10 ay 15 gün) indirildiğinde davacının yaşlılık aylığına başvuru hakkını kazandığı tarihin 16.12.2019 tarihi olduğu anlaşılmıştır.

Bu anlatımlar doğrultusunda davacının 30.06.2020 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğu, 30.06.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.07.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı değerlendirilmiştir.

Davacının yaşlılık aylığı için kuruma başvuru tarihinin 30.06.2020 tarihi olduğu, bu tarihin sehven 06.03.2020 tarihi olarak tefhim edildiği gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edildiğinden tahsis tarihinin “30.06.2020” tarihi olarak tashihine karar verilmiş, davnın kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Uyuşmazlık, hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceğine ilişkindir,

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.11.2022 gün 2022/11959 Esas-2022/15060 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 inci maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yerinde ise de, sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi suretiyle yaşlılık aylığı koşullarının belirlenmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Ne var ki bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve bütün şartların yerine getirildiği 16.12.2022 tarihini izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek; davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … anadolu 21. İş Mahkemesi’nin 24.11.2021 tarihli, 2021/215 Esas – 2021/498 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve bütün şartların yerine getirildiği 16.12.2022 tarihini izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının Tespitine, fazlaya dair istemin Reddine..” dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili Kurum işlemlerinde hata olmadığını, davacının talep ettiği şekli ile fiili hizmet zammı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 inci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 Sayılı Kanunun 8 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.