YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/436
KARAR NO : 2023/2590
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/168 E., 2021/466 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin işletiminde bulunan Batman – Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinden hırsızlık yaptıkları ceza yargılaması sonucu verilen mahkumiyet kararı ile kesinleşen davalıların müvekkili şirkete zarar verdiklerini belirterek 4.981,09 TL zararın tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı …; suçun teşebbüs aşamasında kaldığını, zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli ve 2014/768 Esas 2016/333 Karar sayılı kararıyla; “…davalıların hırsızlık suçunu işlediklerinin sabit olduğu” gerekçesiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile 4.981,09 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 08.02.2021 tarihli ve 2020/3794 E. 2021/519 K. sayılı ilamıyla; “Dosya kapsamından, davalının haksız eyleminin aynı zamanda hırsızlık suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/3 üncü maddesine göre ceza zamanaşımı süresi on yıldır. Davaya konu eylem devam eden nitelikte bir eylem olmayıp gelişen durum da söz konusu değildir. Haksız eylem 12.10.2003 tarihinde gerçekleşmiş olup dava tarihi 02.12.2014 tarihi itibariyle yasada belirtilen on yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…suç tarihi olan 12.10.2003 tarihinde zamanaşımının işlemeye başladığı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/3 üncü maddesine göre ceza zamanaşımı süresinin on yıl olduğu, 12.10.2013 tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğu” gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı …’in zamanaşımı defi ve temyizi bulunmadığı halde hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davalı … yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin işletmesinde bulunan petrol boru hattından hırsızlık yapan davalıların kuruma verdikleri araç, malzeme ve işçilik masrafından oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas 1960/9 Karar sayılı, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararları.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı … yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin davalı …’a yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren İlk Derece Mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk Derece Mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosya kapsamından, mahkemece verilen davanın kabulüne dair ilk kararın davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek verilen bozma kararı üzerine mahkemece bozmaya uyulmasından sonra tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen kabul kararını temyiz etmeyen davalı … bakımından hükmün kesinleştiği gözetilmeden, zamanaşımı defi ve temyizi dahi bulunmayan adı geçen davalı bakımından da davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi davacının usuli kazanılmış hakkını ihlal ettiğinden kararın bozulması gerekir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı …’a yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.