Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/2259 E. 2023/10935 K. 12.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2259
KARAR NO : 2023/10935
KARAR TARİHİ : 12.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, 21.05.2014 tarihli eylem yönünden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/61822 Soruşturma no üzerinden 04.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. Bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliği üzerine dosya infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. Sanığın, erteleme süresi zarfında ikinci kez kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2015 tarihli kararı ile 04.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
B. Sanık hakkında, 31.08.2014 tarihli eylem yönünden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanma olanağı bulunmadığı halde ikinci kez 2014/82626 Soruşturma no üzerinden 18.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. Sanığın, erteleme süresi zarfında ikinci kez kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2015 tarihli kararı ile 04.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
C. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2015 tarihli kararı ile 2014/61822 Soruşturma no ve 2014/82626 Soruşturma nolu dosyalarının birleştirilmesine karar verilmesinin ardından, 10.12.2015 tarihli iddianame ile sanığın, erteleme süresi zarfında 08.11.2015 tarihli eylemi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
D. İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2016/3 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; suçlamaları kabul etmediğine, maddeyi bıraktığına, hapis cezasının bağımlılıktan kurtulmaya yönelik caydırıcı ya da kurtarıcı olmadığına, kararın bozularak yeniden denetim
verilmesini talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)
Sanığın 21.05.2014 ve 31.08.2014 tarihlerinde kullanmak için esrar, uyuşturucu hap ve bonzai temin edip bulundurduğundan bu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına rağmen yine uyuşturucu kullandığından hakkında dava açma ve cezalandırma koşulu oluştuğu, bu nedenle sanığın bu suçla ilgili olarak suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, eylemin birden fazla kez işlemiş olması, müsnet suçu işleme eğilimi de dikkate alınarak eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi gereğince takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verildiği; bu suçun temadi eden suçlardan olması ve arada hukuki kesinti oluşmaması, ayrıca tedbirin infazı sırasındaki uyuşturucu kullanımlarının ayrı soruşturma konusu teşkil edemeyeceği dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmadığı; suçu kabulü lehine takdiri indirim nedeni olarak değerlendirildiğinden sanık hakkında aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulandığı, gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez” hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği şeklindeki amir hükme aykırı olarak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve somut olayda 18.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz süre ve merciinin gösterildiği ve bu erteleme kararının sanığa usulüne uygun olarak 04.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından, 18.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı esas alınarak, 21.05.2014 ve 31.08.2014 tarihli eylemlerin de 18.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının

ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle tek suça konu olacağı kabul edilerek yapılan incelemede;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, sanığın incelemeye konu eylemlerinden önce işlediği 13.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna konu eylemi nedeniyle, 18.09.2013 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 13.02.2014 tarihli ve 2013/969 Esas, 2014/86 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği ve kararın 14.03.2014 tarihinde kesinleştiği ancak sanığın denetimli serbestlik tedbiri kararının gereğini yerine getirerek 07.05.2015 tarihinde infazını tamamladığının bildirilmesi üzerine İzmir Çocuk Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli kararı ile “Düşme” kararı verildiği anlaşılmakla,
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, incelemeye konu ilk eylem olan 21.05.2014 tarihli eylemini yukarıda anılan diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddelerinde öngörülen kriterlere göre teşdide esas alınamayacağından, sanık hakkında incelemeye konu 21.05.2014 ve 31.08.2014 tarihli eylemleri nedeniyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik kararları verildiği ve sanığın, erteleme süresi zarfında 08.11.2015 tarihli eylemi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, Mahkemece eylemin birden fazla kez işlemiş olduğundan bahisle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla, 21.05.2014 tarihli eylemin tek suça konu edilip edilmeyeceği belirlenerek, alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi yapılıp yapılmayacağı yönünden değerlendirme yapılması ve hangi eylemlerin hükme esas alındığı ya da hangi eylemlerin ihlal sayılan eylem olarak nitelendirildiği tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, gerektiğinin gözetilmemesi
nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2016 tarihli ve 2016/3 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.