Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28167 E. 2013/28411 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28167
KARAR NO : 2013/28411
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

İftira suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, … 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23/11/2007 gün ve 2007/127 esas, 2007/138 karar sayılı hükmün katılan … ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 25.04.2012 gün ve 2010/9579 esas, 2012/9964 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu dilekçede, icraya konulan senetteki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, kriminal raporunda senetteki imzanın sanığın eli ürünü olduğunun anlaşılması üzerine sanığın, mahkemede bu imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesinin sanığın suç kastını ortadan kaldırmayacağı lehine etkin pişmanlık sebebi olarak değerlendirilebileceği gözetilmeden yerinde görülmeyen gerekçeyle iftira suçundan beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve katılan …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/06/2012 gün ve 2008/104839 sayılı yazısı ile;
” 5237 sayılı TCK’nın 269. maddesinde, iftiradan dönmenin safhalarına göre cezadan belli oranlarda indirimler yapılacağı hususunda düzenlemeler getirilmiştir.
İftiradan dönmek, failin gerçeği açıklaması, başka deyişle mağdura yüklediği hukuka aykırı fiilin gerçekte olmadığını itiraf etmesidir. İftiradan dönme olgusunun varlığı için, failin ifadesinin bu anlama gelecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerekir. İftiradan dönme iradi olmalıdır. Gerçeğin bilimsel olarak ya da sanığın katkısı olmaksızın ortaya çıkmasından sonra, sanığın rücu etmesinin soruşturmayı yönlendirmede katkısının olduğu düşünülemeyeceğinden etkin pişmanlıktan yararlandırılamayacağı düşünülmektedir.
Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, kendi imzasını taşıyan senetteki imzayı inkar etmesi üzerine, bilimsel olarak yaptırılan inceleme sonucunda imzanın kendisine ait olduğunun belirlenmesinden sonra sanığın beyanından döndüğünün anlaşılması karşısında, gerçeğin sanığın beyanı ile ortaya çıkmayıp, inceleme sonucunda açıklığa kavuşması nedeniyle, sanığın iftira suçu nedeniyle 5237 sayılı Kanunun 269. maddesinde yer alan etkin pişmanlıktan yararlandırılmasının mümkün olmadığı kanaatindeyiz.
Nitekim;Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.12.2008 tarih ve 2008/18649-22352, keza 09.11.2009 tarih ve 2009/3332 esas, 2009/18115 sayılı kararlarında da bu doğrultuda hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.04.2012 tarih ve 2007/127-138 sayılı ilamı ile verilen etkin pişmanlığın uygulanabileceği hususunda hükmün bozulması kararının kaldırılarak, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dosyanın incelenmesinde, sanığın etkin pişmanlık göstererek iradi olarak gerçeğe dönmediği, mağdur hakkında adli soruşturma başladıktan sonra, … Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 11.01.2007 tarihli ekspertiz raporunda suça konu senetlerdeki imzaların sanığa ait olduğunun belirlenmesi üzerine ikrarda bulunduğu anlaşıldığından,
Dairemizce verilen 25.04.2012 gün ve 2010/9579 esas, 2012/9964 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
… 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23/11/2007 gün ve 2007/127 esas, 2007/138 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 19.07.2006 tarihli dilekçesi ile aynı tarihli ifadesinde, katılan tarafından icraya konulan senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, bu senedin katılan tarafından imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak oluşturulduğunu beyan ettiği, kriminal raporunda senetteki imzanın sanığın eli ürünü olduğunun anlaşılması üzerine, sanığın mahkemede bu imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesinin suç kastını ortadan kaldırmayacağı gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle iftira suçundan beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.