Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3171 E. 2023/6796 K. 23.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3171
KARAR NO : 2023/6796
KARAR TARİHİ : 23.11.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1488 Esas, 2022/521 Karar
DAVA TARİHİ : 25.04.2018
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/127 E., 2019/1 K.

Taraflar arasındaki tespit, men ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “… Ekmek” markasının 2014/83308 sayı ile müvekkili adına tescil edildiğini, davalının aynı ibareyi işletmesinde izinsiz kullandığını ileri sürerek davalının, müvekkiline ait markaya tecavüzünün tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, aynı isimli ürünleri piyasaya sürmekten men’ini, belirsiz alacak niteliğinde şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, kararın ilanını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin farklı yazı karakteri ve renk kullandığını, davacının sembolüne yer vermediğini, müvekkilinin tekelleştirildiğini bilmediği mahalle adını sarı buğday ekmeğini nitelediğini, uyuşmazlığın yıllardır o bölgeye işaret eden, herkesçe bilinen mahalle adını tekeline almak istemesinden kaynaklandığını, tespit ile durumdan haberdar olan müvekkilinin sonradan bu isim ile üretim yapmadığını, maddi zararın doğmadığını, davacının manevi tazminat talebiyle haksız kazanç sağlamaya çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit dosyasındaki tespitlere göre işletme adı “Uneksan” davalıya ait fırın ve satış mağazasında ekmek ve benzeri ürünler satıldığı, davalının işletme adında veya broşür, etiket, poşet vb. tanıtım gereçleri üzerinde davacıya ait markaya rastlanmadığı, beyaz bir kağıt parçasına yazılı “… ekmeği” ibaresinin tespit edildiği, kağıdın selobantla fırın tezgahına yapıştırıldığı, tezgah içindeki ekmekleri isimlendirdiği, ekmek çeşitlerine göre tezgahta bölmeler bulunduğu, davacının tescilli “…” ana unsurun taşıyan markasının şekil unsurunun da sözcüğün iki kenarına yerleştirilmiş “başak” figürü olduğu, bu haliyle karşılaştırıldığında davacının birebir taklit ve kopya yapmadığı, ancak ekmek türünü belirtmek adına salt bu ekmeklere özgü tezgah dolabının üzerine küçük bir etiket yapıştırdığı, bu ibarenin tüketici açısından bilgi verici amaç taşıdığı, nitekim, davalının markanın şekil unsurlarını kullanmadığı, “…” ibaresinin ise İzmir Çiğli ilçesine bağlı bir mahallenin adı olduğu, uzun zaman önce köy karakteri taşıyan bölge kendine özgü ekmeği ile bilindiği, bununla birlikte, ekmeğin coğrafyayla sınai hak anlamında bir şöhret ve özelliği bulunmadığı, markanın geçerliliğinin tartışma konusu olmamakla birlikte, davalının eylemenin markaya tecavüz oluşturduğu iddiasını kabul etmeye yeter somut kanıtlar bulunmadığı, kullanımın markasal olmadığı, tüketicileri yönlendirecek, onların dikkatini çekecek mahiyette, vurgulu olarak değerlendirilmediği, davalı kullanımının tüketiciye ekmek türünü açıklamak üzere ticari teamül ve dürüstlüğe uygun bir kullanım olduğu kanısına varıldığı, davalının kendi ticari faaliyetinde öne çıkardığı markasının, “Uneksan + logo + Modern Karafırın” olduğu dikkate alınarak marka ihlalinin gerçekleşmediği gerekçesiyle marka hakkına tecavüz davasının, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüketicinin davalının kullandığı “kalkıç ekmeği” ibaresini müvekkilinin markası ile karıştıracağını, figürlerin kullanılmamasının karıştırılma ihtimalini yok etmediğini, zira müvekkili markasındaki ayırt edici unsurun “kalkıç ekmek” ibaresinden oluştuğunu, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının “markasal kullanım” kavramı kapsamında tüketicinin malla markayı irtibatlandırmasını sağlayacak şekilde olmadığı, haksız yararlanma ya da imaj transferinden söz edilemeyeceği, tüketicinin, davacının ürününü aldığı konusunda yanılgıya düşürülerek davalı ürünlerini satın almasına yol açılmasına sebebiyet verilmediği, sonuç olarak davalının kullanımının markasal kullanım mahiyetinde olmadığı, davalının ekmeğin çeşidi açıklamak amacıyla ve salt “…” ibaresini öne çıkarmayacak şekilde bu ifadeyi kullandığı, davalı şirketin kendi markası olan “uneksan” markasını öne çıkardığı, ancak vekâlet ücretinin yanlış belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, marka hakkına tecavüz davasının, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun, doktrin, kurum teamülü ve Yargıtay uygulaması bir arada değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler tarafından, davalının kullandığı “… Ekmeği” ibaresinin, müvekkilin tescilli markası ile karıştırılacağını, keza müvekkilin tescilli markasının “… Ekmek” olduğunu, davalının kullandığı ibarenin ise “… Ekmeği” olması karşısında, davalının marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, davalının kullanımının satılan ekmeklerin tanımlanması ve tüketiciye bilgi verilmesi amacından başka, ortalama tüketici nazarında oluşan karıştırma ihtimaliyle, yine müvekkiline ait tescilli marka ile üretilen ürünlerin, marka hakkına tecavüz suretiyle satılması olduğunu, müvekkilinin markasının tüketici tarafından düşünmeye gerek bırakmadan marka ile ilgili mal ve hizmet arasında yeteri kadar ve doğrudan özel bir ilişki kurulabilmesine olanak sağladığını, müvekkilin markasına ayırt edicilik fonksiyonu katan işaretin başak figürü değil, markanın özünü oluşturan “… ekmek” ibaresi olduğundan, davalı kullanımının tanımlama amacından başka, tecavüz kapsamında kaldığını, ortalama tüketicinin, başak figürlerinin eksikliğini fark ederek yanılgıya düşmeyeceği yönündeki değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin markasının üretime konu malın coğrafi ve ticari kaynağını belirtmeye yaradığı gibi, ürünü diğer ekmek çeşitlerinden ayırdığını, müvekkile bu marka adı altında kendine özgü “… Ekmeği” ni üretme imkan ve hakkını verdiğini, … ekmeğine adını veren köyde, kendine has bu ekmek uzun yıllardan bu yana ve halen yalnızca müvekkilin fırın işletmesinde üretildiğini, bu fırından çıkan ekmeğin, bilhassa yakın mahalleler dışında dahi İzmir büyükşehir hudutlarında yer alan bir çok ilçede bulunan bayi, süpermarket ve şarküteri işletmelerine her gün satış ve teslimi yapıldığını, tüketici yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.