YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6032
KARAR NO : 2023/7942
KARAR TARİHİ : 11.09.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespiti ile gelir bağlanması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekilinin temyiz istemi hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … Belediyesinde çalışırken 28.01.2011 tarihinde iş kazası geçirerek malul kaldığını, kazanın sol el işaret parmağı, çöp koyneynerinin kolu ile kamyonun kaldırma indirme kolu arasında sıkışması sonucunda meydana geldiğini, Turhal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/180 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, maluliyetin tespiti için Kuruma başvurulduğunu, ancak herhangi bir tespit yapılmadığını, davacının kaza nedeniyle uzun süre tedavi gördüğünü, ayrıca stres bozukluğu da yaşadığını belirterek, davacının maluliyet oranının tespitine, kaza sonrası yaşadığı travma sonrası stres bozukluğunun da dikkate alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; husumet ve derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davada sorumluluğu bulunmadığından, husumet itirazında bulunduğunu, Turhal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/180 Esas sayılı doysası ile açılan tazminat davasının halen derdest olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2016 tarih, E.2014/2127, K.2016/431 sayılı kararıyla; Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporu ile davacının bildirilen arızasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının belirtildiği, yargılama sırasında YSK raporu alınmamış ise de sonraki aşamaların usule uygun olarak takip edildiği ve bu aşamadan sonra sonuca etkili olmayacağı kanaati ile YSK raporu alınması yoluna gidilmediği, böylece maluliyetin usule uygun olarak ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının meydana gelen kaza neticesinde elini sağlıklı kullanamadığını, mesleki maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının fiziken maluliyet belirlenemese de piskolojik olarak maluliyetinin olduğunu, kaza sonrasında stres bozukluğu meydana geldiğini, bunun sonucunda da maddi tazminat gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2017 tarih ve E. 2017/556, K. 2017/559 sayılı kararıyla “Davacı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 31.10.2018 tarih, E. 2017/3770, 2018/8679 sayılı kararında ilamda açıklanan ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararına ve yasal prosedüre uygun şekilde Yüksek Sağlık Kurulunun bağlayıcı şekilde karar alma yetkisi nedeniyle öncelikle buradan bir rapor aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekliliğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2019 tarih, E. 2019/80, K.2019/223 sayılı kararı ile; bozma ilamında geçen ve bozmaya gerekçe yapılan İçtihatları Birleştirme BGK 1976/6 E, 1976/4 K. sayılı kararının “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109 ncu maddesinde sözü edilen sigortalıların sürekli işgöremezlik, malüllük ve erken yaşlanma halleri ile hak sahibi kimselerin malüllük durumlarının tesbitine ilişkin raporlar üzerine, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilerek durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanması halinde ilgililerin buna karşı mahkemeye başvurabileceklerine, mahkemenin söz konusu kararla bağlı bulunmadığına … karar verildi. ” şeklinde olduğu, yani açıkça Yüksek Sağlık Kurulu raporunun ilgililer yönünden bağlayıcı olmadığının belirtildiği, bu içtihadın bu aşama geçilerek bir biri ile uyumlu bundan sonraki aşamalara ilişkin rapora rağmen Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması gerektiği anlamı taşımadığı, kaldı ki sigortalı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı dışında başka bir kişinin de davada taraf olması gözetildiğinde bu aşamadan sonra Yüksek Sağlık Kurulu’ndan rapor alınsa ve bu rapor daha önce alınan Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporlarından farklı olsa bile bir biri ile uyumlu raporlar karşısında hükme esas alınamayacağı kanaati ile Yargıtay bozma ilamına karşı önceki kararda direnilmesi sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih, E. 2019/10-779, K. 2022/411 sayılı kararında davacının maluliyetinin tespiti amacıyla Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınsa ve bu raporda daha önce Adli Tıp Kurumundan alınan raporlardan farklı bir oran belirlense dahi Yüksek Sağlık Kurulu raporunun Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden bağlayıcı olduğu, ilgililer yönünden bağlayıcı olmadığı ve işverenin itirazı hâlinde 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesindeki prosedür takip edilerek rapor alınmasının gerektiği, eldeki davada daha önce alınan Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporlarının birbiri ile uyumlu olduğundan Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınsa bile bu raporun hükme esas alınamayacağı belirtilerek işverenin Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz edip etmeyeceği belli olmadan itirazı varmış gibi değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesinin doğru bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkta Kanun’un 95 inci maddesindeki yasal prosedür işletilerek öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hukuk Genel Kurulu bozma kararı doğrultusunda alının YSK raporunda davacının maluliyet oranının %1 olduğunun tespit edildiği, YSK raporuna karşı taraflarca itiraz edildiği, bozma kararı öncesinde alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporu ile davacının bildirilen arızasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının belirtildiği, davacı tarafından HGK kararı sonrasında Adlı Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınması talep edilmiş ise de, daha önce mevzuata uygun olarak ilgili Adli Tıp Kurulundan ve ona itiraz üzerine itiraz mercii olan Adli Tıp Kurulundan rapor alınmış olması nedeniyle bu talep kabul edilmeyerek, Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulunun birbiri ile uyumlu raporları dikkate alınarak ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Hukuk Genel Kurulu bozma kararı doğrultusunda alınan YSK raporunun gerçeği yansıtmadığını, itirazlarına rağmen Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınmadığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 27.02.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespiti ve gelir bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2- 01.10.2008 sonrası yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde de “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır…
Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri,
A) Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi,
B) Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden ay başından başlar” hükmü getirilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için meslekte kazanma gücünün %10 oranında azalmış olması ve azalma olan tarihin tespiti gerekmektedir;
3-Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde (506 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
3.Değerlendirme
Eldeki dava dosyası incelendiğinde, Hukuk Genel Kurulu bozma kararı doğrultusunda alınan Yüksek Sağlık Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %1 olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar ile arasında çelişki meydana geldiği, sürekli iş göremezlik derecesine yönelik itirazların ve çelişkinin giderilmediği anlaşılmakla, ilgili mevzuat hükümlerinde açıklanan prosedür ikmal edilerek sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi belirlenerek elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.