Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5570 E. 2023/10164 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5570
KARAR NO : 2023/10164
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/308 E., 2022/102 K.
KARAR : Kısmen Kabul- Kısmen Ret

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararının davalılardan … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekili tarafından süresi içerisinde duruşma istemli temyiz edildiği, dosyanın duruşmaya tabi işlerden olduğu anlaşılmakla duruşma yapılmak üzere tayin olunan 14.02.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşma istemli temyiz eden davalı … San. ve Tic. A.Ş. adına Av. … ile davacılar adına Av….’in geldikleri diğer davalı adına gelen olmadığı görüldükten, gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek, incelemenin aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten, geri çevirme üzeri; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili 13.06.2008 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği sigortalı …’in davalı şirkete ait dondurma fabrikasının “miks” adı verilen departmanda diğer davalı … yanında uzman elektrikçi olarak çalışmakta iken 28.10.2007 Pazar günü saat 16:30 sıralarında geçirdiği kalp krizi neticesinde vefat ettiğini, olayın iş kazası niteliğinde olduğunu davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup, müvekkillerine karşı müştereken ve müteselsilen mesul olduklarını beyanla; (tefrik edilecek olan) 3.000,00 TL kıdem tazminatı ile, destekten yoksunluk sebebiyle her bir müvekkili lehine 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL’şer manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemlerini eş için 200.148,59 TL’ye, çocuk Burçin için 19.209,53 TL’ye,…için 66.061,68 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
1.Davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın müvekkili şirket işçisi olmayıp, diğer davalı … personeli olduğunu, olay günü sigortalının hiçbir elektrik işi veya hazırlığı yapmadan rahatsızlandığını ve hemen hastaneye kaldırıldığını, ancak kurtarılamadığını, müvekkili şirketin tüm yasal düzenlemeleri dikkate alarak iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin tüzük ve yönetmeliklerine riayet ettiğini, davaya konu olayın, işverenin elinde olmayan sorumluluğu bulunmayan bir nedenle ortaya çıktığını, bu nedenle sorumluluğuna gidilmesinin söz konusu olamayacağını, davacı tarafın manevi tazminat talebinin haksız ve fahiş olduğunu, olayın gerçekleşmesinde müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı … (…) Topaloğlu tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır.

III. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
A) İlk Mahkeme Kararı
Mahkemenin 16.06.2015 tarih ve 2008/404 Esas- 2015/535 Karar sayılı ilk ilamıyla; davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile davacı … için 200.148,59 TL, davacı … Örnek için 19.209,53 TL, davacı … için 66.061,68 TL maddi tazminat ile olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, sıfatları, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve paranın bu tarihteki alım gücü, ekonomik koşullar, hak ve nasafet kuralları, davacıların olay nedeniyle duyduğu elem ve acı dikkate alınarak, davacıların her biri için 40.000,00 TL manevi tazminatın (iş kazası) olay tarihi olan 28.10.2007’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

B) İlk Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.10.2017 tarih ve 2016/14169 E.- 2017/7907 K. sayılı ilk bozma kararında özetle; Mahkeme kararını temyiz eden davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin kalp krizi niteliğindeki iş kazası için müteveffa sigortalının işe girişinden önce ve işe girişi sırasında yaptırılan muayenelerine ilişkin kayıt ve belgeleri getirtmek, işverenin periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp krizi riskine yol açacak rahatsızlıklarına ilişkin bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, kaza tarihinde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı üçlü bilirkişi heyetinden kusur raporu almak, verilen raporu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre, karar verilmesi yönünden karar bozulmuştur.

C) İkinci Mahkeme Kararı
Dairenin bozma kararına uyan Mahkemenin 10.09.2020 tarih ve 2017/621 E.- 2020/209 K. sayılı ilamında; maddi tazminatın tespiti noktasında bozmadan sonra alınan hesap raporuna itibarla; davacı … için 200.148,59 TL, davacı … Örnek için 17.128,68 TL, davacı … için 66.061,68 TL maddi tazminat ile olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, sıfatları, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve paranın bu tarihteki alım gücü, ekonomik koşullar, hak ve nasafet kuralları, davacıların olay nedeniyle duyduğu elem ve acı dikkate alınarak, davacıların her biri için 40.000,00 TL manevi tazminatın (iş kazası) olay tarihi olan 28.10.2007’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

D) İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 24.06.2021 tarih ve 2021/1195 E.- 2021/8983K. sayılı ilamında mahkeme kararını temyiz eden davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin; Mahkemece bozma gereğince kusur bilirkişi heyetinden 30.09.2019 tarihinde ve itirazlar üzerine aynı heyetten 20.02.2020 tarihinde rapor alınmış ise de alınan raporda kalp krizinin gerçekleşmesine bünyesel faktörün etkisinin tartışılmadığı, ilk kararı davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. temyiz ettiği halde bozmadan sonra alınan 23.07.2020 tarihli hesap raporu kapsamında eş ve çocuk…yönünden verilen kararlarla bu davalı lehine usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğine işaretle karar bozulmuştur.

IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; bozma ilamı doğrultusunda, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve kardiyoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden, dosya kapsamı ve bozma ilamı doğrultusunda rapor aldırılmış, nedenleri ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, kaçınılmazlık faktörü ve/veya bünyesel faktörlerin %15, müteveffanın ise %25 oranında kusurlu olduğu, (davalı işverenlerin %60 oranında kusurlu oldukları) kabul edilerek; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacı … için hükmedilen 200.148,59 TL maddi tazminatın 171.353,27 TL’lik kısmının olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 28.795,32 TL’lik kısmının davalı … …’ndan olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu kısım yönünden davalı … şirketine karşı açılan davanın reddine, davacı … için hükmedilen 66.061,68 TL maddi tazminatın 56.320,27 TL’lik kısmının olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9.741,41 TL’lik kısmının davalı … …’ndan olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu kısım yönünden davalı … A.Ş.’ye karşı açılan davanın reddine, davacı … Örnek için hükmedilen 17.128,68 TL maddi tazminatın 16.161,29 TL’lik kısmının olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 967,39 TL’lik kısmının davalı … …’ndan olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıların her biri için hükmedilen 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; son bozma kararı kapsamında, müvekkili ve diğer davalıya kusur yüklenilmesinin hatalı olduğunu davanın reddi gerektiğini, kusur raporu kapsamında tespit edilen olgulara göre sigortalının anne ve babasında mevcut bulunan kalp ve diyabet hastalıkları dikkate alındığında soya çekim sebebiyle bünyesel sebep gözetilerek sigortalının ölümünü müvekkiline bağlayan illiyet bağının kesildiğinin kabulü gerektiğini, aynı zamanda sigortalının 15 yıldır günde bir paket sigara içicisi olduğu, kilolu olduğu aynı zamanda işyeri hekimi tarafından tansiyon değerleri bakımından kendisine öneriler yapıldığı ancak bu önerilerin dikkate alınmadığını, sigortalının olay günü bünyesini zorlayan bir işte çalışmadığını, olayda kaçınılmazlık bulunmadığını, diğer davalı ile arasında hukuki ilişkinin değerlendirilmediğini, asıl alt işveren ilişkisi olmadığını, müvekkiline atfedilen müşterek %60 kusurun hatalı olup önceki kusur raporu kapsamında oluşan usuli kazanılmış haklara aykırı olduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu, gerekçede % kaç oranında kusurlu olduğunu belirtilmediğini müteselsil sorumluluğa hükmedilemeyeceğini, davalıların eşit oranda kusurlu sayılmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK’nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ve uygulanma imkanı bulunan 294, 297 ve 298 inci maddeleri, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 332, 98 delaletiyle 41, 42, 43, 44, 46, 47, müteselsil sorumlulukla ilgili 50, 51 inci maddeler ile 141 ila 145 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı özellikle uyulan bozma kararı kapsamında müteveffa sigortalı kusur oranı ile bünyesel faktör oranlarının belirlenmesi davalıların müteselsil olarak sorumlu oldukları %60 oranındaki kusur oranının ise kendi aralarında ileride açabilme ihtimalleri bulunan rücu davasında aidiyetinin tartışılarak sonuca bağlanmasının mümkün olduğu dikkate alınarak bu hususa yönelik temyiz itirazları bozma sebebi yapılmayarak, temyiz edenlerin sıfatlarına temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re’sen dikkate alınarak, davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2.Bilindiği üzere tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra Hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 298 inci maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HMK’nın 297/2 nci maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.

3.Bu aşamadan sonra yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde yer alması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 E. ve 1992/4 K. sayılı ve 10.4.1992 günlü kararı).

4.Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK’nın 294 ve 298 inci maddeleriyle varlık kazandırmıştır.

5.Gerçekten de anılan maddeler kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. 298/2 nci maddesine göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yine Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.

6.Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HMK’nın 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

7.Ne var ki, uygulamada HMK’nın 294 üncü maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

8.İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile HMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi Kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

9.Eldeki temyize konu kararın gerekçesinde, bozma ilamından sonra alınan kusur raporuna itibar edildiği belirtilmek bu 17.12.2021 tarihli kusur raporunda belirtilen %15 bünyesel faktör ve %25 oranında müteveffa sigortalı kusur oranı gösterilmek devamla davalıların müşterek kusur oranı olan %60 üzerinden hesap yapılmakla beraber bu kusur oranının açıkça yazılmaması suretiyle gerekçede noksan yazım yapılması, ayrıca davalı … şirketinin unvanı “… San. ve Tic. Türk A.Ş.” olduğu halde bu açık unvan yerine karar başlık ve içeriğinde davalı şirket tarafından kullanılmadığı anlaşılan “… San. ve Tic. A.Ş.” unvanın belirtilmesi, yine nüfus kayıt örneklerine göre davalı alt işverenin isminin “…” olduğu karar başlığında isabetli şekilde eski soyadları ile beraber gösterilerek açıklayıcı olmuş ise de karar içerik ve hüküm fıkrasında bu durumla çelişecek şekilde ve infazda tereddüt oluşturabilecek nitelikte “…” ismine yer verilmesi de hatalı görülmüştür.
10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11. O halde, davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır

VII. KARAR
1. Temyiz olunan, … 1. İş Mahkemesinin 21.04.2022 tarih ve 2021/308 E- 2022/102 K sayılı ilamının;
a) Karar başlık içerik ve hüküm fıkralarında yer alan davvalı “…” ifadelerinin silinerek yerine “… San. ve Tic. Türk A.Ş.” ifadeleri yazılmak,

b) Karar içerik ve hüküm fıkralarında yer alan davalı “…” ifadelerinin silinmek suretiyle “… (…) (…)” ifadeleri yazılmak,

c) Karar gerekçesinde yer alan “Bozma ilamı doğrultusunda, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve kardiyoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden, dosya kapsamı ve bozma ilamı doğrultusunda rapor aldırılmış, nedenleri ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, kaçınılmazlık faktörü ve/veya bünyesel faktörlerin %15, müteveffanın ise %25 oranında kusurlu olduğu, bilimsel olarak somut olaya uygun şekilde raporda belirtildiğinden, sözkonusu rapor hükme esas alınmıştır.” ifadeleri silinerek yerine “Bozma ilamı doğrultusunda, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve kardiyoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 17.12.2021 tarihli raporda çoğunluk görüşüne göre kusur nedenleri ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, iş kazası niteliğinde kalp krizinin gerçekleşmesinde sigortalının bünyesel faktörünün %15 oranında etkili olduğu, davalıların müştereken ve müteselsilen %60 ve müteveffa sigortalının %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş bu raporun dosya kapsamı ile bilimsel verilere göre somut olaya uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.” ifadeleri yazılmak suretiyle ve bu ifadelerden sonra devam edecek şekilde hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş.’ne iadesine,

3.Dairemizde icra edilen duruşmada davalı … San. ve Tic. Türk A.Ş. kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davalıya verilmesine,

4.Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.