YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5452
KARAR NO : 2023/6204
KARAR TARİHİ : 16.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/798 E., 2022/162 K.
SUÇLAR : Kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması
Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2018/798 Esas, 2022/162 Karar sayılı kararları ile sanık hakkında
a) Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 29.03.2022 tarihinde kesinleştiğine,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 24.06.2022 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhleri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/5659 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60834 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60834 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 193/2. maddesinde yer alan, ‘(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.’ şeklindeki ve anılan Kanun’un 195/1. maddesinde yer alan, ‘Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.’ şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2018 tarihli kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 21.11.2018 tarihli ve 2018/1805 Esas, 2018/2917 sayılı kararı ile bozulması sonrasında yapılan yargılamada mahkemesince atılı suçlara ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun’un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan;
“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
2. Hâkim veya mahkemenin, kovuşturma aşaması sonucunda verdiği karar ya da hüküm, kanun yolu incelemesi ile ortadan kaldırılmadıkça veya yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü söz konusu olmadıkça aynı davaya bakma imkânı olmadığı hâlde, mahkemenin, yeniden dosyayı ele alarak verdiği karar ya da hüküm hukuken geçersizdir. Bu hüküm veya karar, kural olarak olağan kanun yolu olan itiraz, istinaf ve temyiz yoluna konu olamayacağı gibi olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna da konu olamaz.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.10.2009 tarihli ve 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında; “…Hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklı olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin bu nedenlerle reddine karar verilmesi” gerektiği kabul edilmiştir.
4. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2018 tarihli ve 2013/351 Esas, 2018/281 Karar sayılı kararları ile sanık … hakkında kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine karar verildiği, anılan kararların istinaf edilmeksizin 21.05.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştikleri anlaşılmıştır.
Bununla birlikte Mahkemece aynı karar ile inceleme dışı sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün sanık … müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 21.11.2018 tarihli ve 2018/1805 Esas, 2018/2917 Karar sayılı kararı ile “Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230, 232 ve 289.maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve denetim işlevinin yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması zorunludur. Sanık … ile diğer sanıklar hakkında TCK’nin 86/2, 86/3-e maddesi kapsamında iki kez yaralama eylemi gerçekleştirdiği iddiasıyla kamu davası açıldığı halde, tek eylemden hüküm kurulduğu ve kime karşı hangi eyleminden dolayı hüküm kurulduğunun açıkça belirlenmediği, oysa sanıklar haklarında açılan kamu davası ile ilgili kurulan hükmün dayanaklarının şüpheye yer vermeyecek şekilde gerekçeleriyle kararda açıklanıp gösterilmesi gerekirken, somut olayda; hükümde de bu konuda açıklık bulunmadığı ve kararın denetime elverişli olmadığı” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
İstinaf bozması üzerine Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2018/798 Esas, 2022/162 Karar sayılı kararları ile sanık … hakkında inceleme konusu mahkûmiyet kararları verilmiş ise de, aynı sanık hakkında aynı Mahkemece 20.04.2018 tarihli ve 2013/351 Esas, 2018/281 Karar sayılı kararları ile verilen beraat kararlarının istinaf edilmeksizin kesinleştikleri dikkate alınmamıştır. İnceleme
dışı diğer sanık … hakkındaki istinaf bozma ilâmı, aleyhine istinafa başvurulmamış olan sanık … hakkındaki beraat hükümlerine sanığın aleyhine olacak şekilde teşmil ettirilmiş ve sanık … hakkında inceleme konusu kararlar verilmiş ise de anılan mahkûmiyet kararlarının, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu belirlenmiştir.
6. Hukuken varlık kazanmayan bir kararın kanun yararına bozma istemine konu edilmesi olanaklı değil ise de mevzuatta hukuken geçersiz nitelikteki kararların kendiliğinden yok sayılmasını düzenleyen bir hüküm de bulunmadığından hukuken geçersiz olan kararlar, olağan veya olağanüstü kanun yolları vasıtasıyla, hukuken geçersiz olduklarına ilişkin bir tespit yapılmadıkça şeklen varlığını koruyacaktır.
7. Yukarıda (3) numaralı paragrafta zikredilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hukuken geçerli olmayan, yok hükmünde olan inceleme konusu kararların kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.10.2023 tarihinde karar verildi.