Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/11319 E. 2023/6222 K. 18.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11319
KARAR NO : 2023/6222
KARAR TARİHİ : 18.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/406 E., 2016/244 K.
SUÇLAR : Hakkı olmayan yere tecavüz etme, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red – Bozma

Sanık … müdafinin hem katılan hemde sanık olarak verilen kararları temyiz ettiği sanık … müdafinin yalnızca sanık … hakkında verilen kararı temyiz ettiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan açılan davada doğrudan zarar görmeyen şikayetçi …’nın katılma hakkı olmadığı ve mahkemece verilen katılma kararının temyiz hakkı vermeyeceği ön incelemede tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin hükmolunan cezaların türü ve süresi itibariyle duruşma talebinin kabulünde yasal olanak bulunmadığı yapılan ön incelemede tespit edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, (Sanık … müdafiinin genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu bakımından, sanık … müdafiinin hakkı olmayan yere tecavüz etme suçu bakımından) 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kadirli Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2015 tarihli iddianamesiyle sanık … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 154 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca, sanık … hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 170 inci maddenin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2. Kadirli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli kararı ile sanık … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrası (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca hapis cezasından çevrili 3000 TL ile doğrudan verilen 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık … hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin birinci fıkrası (a) bendi, 62 nci ve 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Şikayetçi sanık … müdafiinin temyiz istemi sanık …’nın, katılan sanığın arazisine tecavüz etmesinin mümkün olmadığına, sanıkla katılan tarlası arasında DSİ’ye ait drenaj kanalı bulunması nedeniyle böyle zorlu bir engeli aşmasının söz konusu olamayacağına, mahkemece hakkı olmayan yere tecavüz suçu bakımından bir araştırma yapılmadığına, delillerin toplanmadığına, bu suçtan bir zarar doğmuşsa zararın giderilip giderilmeyeceği hususunun da sorulmadığına, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına bu sebeple verilen kararın usul ve yasaya hakkaniyete aykırı olduğuna, keşfin yokluklarında yapıldığına bunun usule aykırı olduğuna yeniden keşif taleplerinin dikkate alınmadığına, mahkemece yapılan keşifteki tespit ve raporların eksik ve hatalı olduğuna bu raporlara dayanılarak verilen kararın doğru olmadığına vesaireye ilişkindir.
2. Katılan sanık … müdafiinin temyiz istemi sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay sanık …’nın … köyünde bulunan taşınmazında bulunan otları yakması sonrasında şikayetçi …’ya ait Kadirli İlçesi … Köyü 117 ve 124 no’lu parsellerde bulunan okaliptüs ağaçlarının yanarak zarar görmesine sebep olmak suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Dava konusu olay sanık …’nın katılan …’ya ait 206 Ada 50 numaralı parselin bir kısmına bir hakka dayanmadan okalüptüs ağacı dikerek tecavüz ettiği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık … hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen hükmün incelenmesinde,
a. Sanığın ateş yakmış olduğu yer ile şikayetçi …’nın taşınmazının sınır olduğu, olay günü sanığın arazideki otları yakması sonucu çıkan yangının mağdura ait taşınmaza sıçrayarak taşınmaz üzerinde bulunan okalüptüs ağaçlarının yandığı olay kapsamında sanığın eyleminin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı sayılı Kanun’un 12 nci maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun’un 75 inci maddesi uyarınca ön ödemeye tabi hale getirilen 5327 Sayılı Kanun’un 171 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanığın hukuki durumunun hatalı tayini ile yazılı şekilde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
b. Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. Basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7/1. maddesinde de aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanık … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan verilen hükmün incelenmesinde,
Suça konu taşınmaz başında mahalli bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak sanığın katılana ait taşınmaza tecavüz edip etmediği kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilip, sanığın kastı da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
1. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi …’nın katılma hakkı olmadığı ve mahkemece verilen katılma kararı temyiz hakkı vermeyeceğinden, atılı suçtan zarar gören veya suçun mağdur sıfatı bulunmayan şikayetçi … vekilinin temyiz isteminin CMUK.nın 317 inci maddesi gereğince REDDİNE,

2. Gerekçe bölümünün (1) ve (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Kadirli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli kararına yönelik katılan sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,18.09.2023 tarihinde karar verildi