Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/489 E. 2023/10915 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/489
KARAR NO : 2023/10915
KARAR TARİHİ : 07.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1121 E., 2021/1437 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/226 E., 2020/149 K.

Taraflar arasındaki davalı Kurumca yapılan borç tahakkuku işleminin iptaliyle, aylığın düşürülmesina dair Kurum işleminin iptali ve Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı … Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 01.01.1983-31.05.1999 tarihleri arasında 6038 günlük hizmet süresine ait prim günlerinin karşılığı olarak adına tahakkuk ettirilen 12.076 Amerikan Doları karşılığı olarak 20.942 İsviçre Frangını 09.05.2001 tarihinde 3201 sayılı Kanun uyarınca hizmet borçlanması yoluyla SGK’ya ödediğini, ve devamındaki çalışmalarının da dikkate alınarak 01.04.2013 tarihinde emekli olarak emekli maaşı almaya hak kazandığını, SGK tarafından 10.08.2018 tarih ve 48329912-205.02.01-E.10217459 yazısıyla fuzuli ödeme yapıldığından bahisle müvekkiline 18.07.2013-17.05.2018 süresi aylığının sosyal yardım zammı tutarının 116.048,85 TL borç aslı, 15/08/2018 tarihi itibariyle 24.653,37 TL faiziyle toplam 140.702,22 TL borç çıkarıldığını ve 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi uyarınca borcun tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin davalı kurumun 13.01.2014 tarih ve 2014/IS/003 sayılı raporunun gönderildiğini, bu rapora göre müvekkilinin çalışmadığı halde kendisini çalışıyormuş gibi göstererek usulsüzlük yaptığından bahisle hizmetlerinin iptal edildiiğni ve emekli aylığının kesildiğini müvekkili tarafından 03.09.2018 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz üzerine kurumun 11.09.2018 tarihli yazısı ile müvekkilinin itirazının reddedildiğini beyanla müvekkilinin geriye dönük tahakkuk edilen bedel yönünden yapılacak bağımsız bilirkişi incelemesi ile hizmet sürelerinin ve borçlu olmadığının tespiti ile emekli aylığının da iindirime gidilmesi işleminin iptaline, müvekkilinden fuzuli ödeme adı altında haksız yere yapılan kesintiler ile eksik ödenen maaşların yasal faiziyle birlikte ilgili kurumdan alınarak müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, davacının aylığında eksik hesaplanmış bir miktar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı Kurumun 11.10.2001 tarihindeki ek prim transferinin parite değeri olan 1.6284 alınarak ve söz konusu tarihteki prime esas asgari kazanç miktarında bir değişiklik olmaması sebebiyle yine 210,00 TL SPEK tutarı üzerinden yapılan borçlanma işleminde davalı kurumun bir zarar görmediği ve yurtdışı borçlanma tarihinde, ek prim para transferi henüz iade edilmediğinden yapılan borçlanma işlemi doğru olduğu, işlemin sağlığını etkileyen durumun, ek prim para transferinin 05.11.2001 tarihli, 791949 sayılı Kurum yazısı ile T.C. Ziraat Bankası … Kurumsal Bankacılık Şubesi aracılığıyla iade edilmesinden sonra doğduğu hususları dikkate alındığında Kurumun düzeltmek istediği 2.3263 Katsayıyı 1.600 Katsayıya indirgeme işleminin haksız olduğu sonucuna ulaşılmış ve davacının bu yöndeki davası kabul edilerek kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.

Yine davalı Kurumun düzeltmek istediği 2.3263 Katsayı 1.600 Katsayıya indirgeme işleminin haksız olduğu sonucuna ulaşıldığından; bu işleme dayanak olarak çıkartılan borçtan davacının sorumlu olmadığı ve davacının emekli aylığının düşürülmesi işlemlerine bağlı olarak davacıdan fuzulü ödeme adı altında yapılan kesintiler ile eksik ödenen maaşların ödenmesi gereken ve kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı SGK tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının davasının kabulü ile, davalı SGK tarafından davacının emekli aylığının hesaplanmasına ilişkin olarak 10.08.2018 tarih, 48329912-205.02.01-E.10217459 sayılı, 205.02.01-42/233317 sayı, 19.11.2018 tarih ve 48329912-205.02.01-E.15669184 sayılı, 20.11.2018 tarihli Kurumca yapılan ve buna bağlı olarak yapılmış tüm kurum işlemlerinin iptaline, davacının 01.04.2013 tarihinden itibaren alması gereken aylığının değiştirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, bu işleme dayanak olarak çıkartılan borçtan davacının sorumlu olmadığının tespitine, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı kurum vekili; davacının yurtdışındaki 01.04.2000-30.06.2000 dönemine ait (90 gün) primlerinin 753,30 CHF ek prim olarak 11.10.2001 tarihinde 1.6284 kur üzerinden transfer edildiğini, bu borcun önceki 08.05.2001 tarihli transfer edilen primlerden tahsil edildiği için 753,30 CHF borçlanma işlemine dahil edilmeden davacıya iade edildiğini, 12.12.2005 tarih 8-29 sayılı ek genelgede açıklandığı üzere, emekli aylığı hesabında son borç ödeme tarihindeki döviz kurunun esas alınması gerektiğini, somut olayda ise 11.10.2001 tarihinde yurtdışından gelen ek primlerin borca mahsup edilmediğini, davacıya iade edildiğini, davacının emekli aylığı hesabında 11.10.2001 tarihindeki döviz kurunun esas alınmasına imkan bulunmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayda; davalı Kurumun prim transferi ve mahsup işlemi yapmasından 17 yıl, yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra ise yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra davacıya 01.04.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanırken prime esas kazancının 08.05.2001 tarihli dekontta belirtilen dolar kurunun hesaplamaya esas alınması gerekirken, 11.10.2011 tarihli dekonttaki parite değerinin esas alındığını yine yaşlılık aylığı bağlanırken primlerini ödediği 25.07.2001-15.05.2005 tarihleri arasında 1460 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının 1386 güne düştüğü gerekçesiyle yaşlılık aylığının miktarının düşürülmesine ilişkin işleminin iyi niyet kuralları ile bağdaşmaması, davacının 08.05.2001 tarihli dekonttaki dolar kuru yerine 11.10.2001 tarihli dekonttaki parite değerinin yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınmasına ilişkin işlemde herhangi bir hatasının ve Kurumu yanıltmasının da söz konusu olmaması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.

Sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından…” davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Kurumca iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bir işlem yapılmasının söz konusu olmadığını, davacı hakkında yapılan sonraki tarihli işlemin haklı ve yasal mevzuata uygun olduğunu ve buna göre davacının davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabule dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında aylık bağlama ve sonradan yapılan borç tahakkuk işlemleri sırasında hatalı hesaplama yapılıp yapılmadığı ile davacı hakkında tahakkukun yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışındaki çalışmalarını borçlanarak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacı yönünden, anılan Kanun’da yaşlılık aylığının hesaplanması yöntemi ile ilgili bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, yaşlılık aylığının hesaplanması, borçlanılan Kurum sigortalıları için geçerli olan hükümlere tabi olup bu haliyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 61 ve geçici 82 nci maddeleridir. 506 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun’a 4447 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82 nci maddesi ile, 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, yurt içinde sigortalılığı bulunmayan davacının, 17.09.1983-25.06.2000 tarihleri arasındaki İsviçre’de geçen çalışmalarını günlüğü 2 dolardan borçlanarak, prim transferi yolu ile bedelini 08.05.2001 tarihinde ödediği, tahsis talebi üzerine davacıya 01.04.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsis edildiği, ne var ki, davacı hakkında sonradan yapılan kontroller ile borçlamaya esas dönem içerisinde, prime esas kazançların davacının aylığında belirlenmesi aşamasında, ödeme tarihindeki Dolar Kurunun TL cinsinden belirlenmesi gereken oranı yerine, yüksek olan dolar Dolar/İsviçre Frangı paritesinin (oranının) dikkate alındığının fark edilmesi nedeniyle, davacı hakkında yeniden yapılan aylık hesabı ile aylığın miktar olarak fazla ödendiğinin tespit edilmesi ve 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin b bendi kapsamında yapılan işlem ile, yersiz ödeme borcunun tahakkuk ettirildiği ve bu işleme karşı eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

506 sayılı Kanun’un Geçici 82/a bendi, “ a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.

Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.

Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun’un 2422 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile değişik 61 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malûllük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20 nci maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır.

Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.

506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır.

Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden aylık hesabı yapılırken öncelikle, yurtdışı hizmet borçlanması yapmak suretiyle kazanılan hizmetlerde prime esas kazançların belirlenmesi için “borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100:20 x 30” formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazanç belirlenerek, en son borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran çalışmaların geçtiği ayın asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyecektir. Bu çerçevede prime esas kazançlar belirlendikten sonra 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96. maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70’den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının : 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL’den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir.

Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Kanun’un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir.

4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12’de biri üzerinden (OYK X ABO/12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir.

Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96 ncı maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 96 ncı maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35’inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir.

1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır.

2-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Kanun’un geçici 89 uncu maddesine göre 4447 sayılı Kanun’un ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz.

Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanun’lar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir.

Eldeki davada ise, davacı hakkında, öncelikle aylıkta dikkate alınan 1479 sayılı Kanun kapsamında geçen 25.07.2001-31.05.2005 tarihleri arasındaki sigortalılığın kabul edilmesi ile, prim transferi ile yurt dışı borçlanması karşılığında elde edilen hizmetler bakımından, prime esas kazançların belirlenmesi aşamasında, ödeme tarihindeki kurun esas alınması ile bulunacak oran üzerinden A1 ve A2 aylığının prime esas kazançlarının belirlenmesi gerektiği hususu ile davalı Kurumca davacı hakkında sonradan yapılan işleminde de 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesi hükümlerinin uygulanarak borç tahakkuku yapılması karşısında, kurumca yapılan tüm işlemlerin yerinde ve yasal gereklilik olduğunun anlaşılması nedeniyle, davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.