Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2891 E. 2023/6774 K. 23.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2891
KARAR NO : 2023/6774
KARAR TARİHİ : 23.11.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1965 Esas, 2022/278 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/523 E., 2021/295 K.

Taraflar arasındaki hisse devrinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı … Makine San. Ltd. Şti.’nin kurulduğundan beri %50 hissedarı iken hisselerini 07.03.2014 tarihinde limited şirket pay devir sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, ancak davalının bu hisse devrini ticaret sicilinde tescil ettirmediğini, kendisi tarafından tescil için başvuruda bulunulmuşsa da tescil yapılabilmesi için hisse devrine ilişkin şirket tarafından alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi veya kesinleşme şerhli mahkeme kararının sunulması gerektiğinin bildirildiğini, devir sonrası döneme ilişkin bağkur ve vergi borçları bulunması nedeniyle mağdur olduğunu ileri sürerek … Makine San. Ltd. Şti.’ndeki hisselerinin davalıya 07.03.2014 tarihi itibariyle devredildiğinin tespitine ve bu durumun Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin devir sözleşmesinin yapılmasının akabinde şirketin borca batık olduğunun öğrenildiğini ve davacıya bir bedel ödenmeden sözleşmeden dönüldüğünü, devir prosedürünün zaten tamamlanmamış olduğunu, daha sonra davacının şirketteki payını 11.09.2014 tarihli sözleşme ile diğer ortak Necmettin Şahin’e devrettiğini, davacının Necmettin Şahin’e de aynı taleple dava açtığını ve mahkemece davacı hisselerinin adı geçen şahsa devredildiğinin tespitine, ilan ve tesciline karar verildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kendisine ait bulunan %50 hissesine isabet eden haiz hissesini bütün aktif ve pasifleri ile birlikte bedel karşılığında davalıya 07.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devrettiği, hisse devrinin noterde düzenlenmiş olmasının ana sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline geçerli bir hisse devri yapılmadığını, devre şirket genel kurulunun onayının bulunmadığını, şirketin borca batık olduğunun öğrenilmesi üzerine ise sözleşmeden dönüldüğünü, davacıya devir bedelinin ödenmediğini, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bir başvuruda bulunmadığını, devrin şirket pay defterine de kaydedilmediğini, davacının şirketin mali yükümlülüklerinden ve borçlarından kurtulmak için bu davayı açtığını, ancak hisse devrinin ticaret sicilinde ilan edilmesine kadar davacının şirket borçlarından sorumluluğunun devam edeceğini, davacının kendi hissesini daha sonra diğer ortağa devrettiğini, bu hisse devrinin tespitine ilişkin açılan davanın kabul edildiğini, kararın kesinleştiğini ve devrin ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, dolayısıyla kesin hüküm itirazlarının olduğunu, bu şekilde her iki mahkeme kararı arasında açık çelişki oluştuğunu, dava zorunlu arabuluculuk şartına tabi olduğu halde bu şart yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dava bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacak veya tazminat istemli bir dava olmadığından arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesi uyarınca, limited şirketlerde hisse devrinin gerçekleşmesi için ilk olarak, hisse devir sözleşmesinin yazılı olması ve imzaların noter tarafından tasdik edilmesi, ikinci olarak devir işleminin ortaklar genel kurulu tarafından onaylanması gerektiği, taraflar arasında davacının dava dışı … Makine San. Ltd. Şti.’ndeki hisselerinin tamamının davalıya devrine ilişkin limited şirket pay devir sözleşmesi imzalanmış ise de, dosya kapsamından söz konusu devir işleminin şirket genel kurulunca onaylanmadığı ve şirkete bu yönde bir başvuruda da bulunulmadığı, şirket ana sözleşmesi ile dahi genel kurulca onay şartının ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla geçerli bir hisse devri bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iki ortaklı limited şirketlerde pay devri için genel kurul onayı aranmayacağına ilişkin içtihat bulunduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, mevzuatta açıkça genel kurul onayına ilişkin aksi bir tutumun ana sözleşme ile belirlenebileceğinin kabul edildiğini, ticaret siciline bildirim yükümlülüğünün davalıda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkette hisse devrinin tespiti, sicile tescili ve ilanı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanunun 595 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.