Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/22484 E. 2023/15 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22484
KARAR NO : 2023/15
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/99 Esas 2021/218 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu doğan maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın davalı … A.Ş. yönünden pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin davalı … yönünden kısmen kabulüne, birleşen davanın davalı … A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl dava, dava dilekçesinde; müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tedavi masrafları ve çalışamaması nedeniyle uğramış olduğu kazanç kaybı nedeniyle 4.000,00 TL belirsiz alacak niteliğindeki tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen; 25.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 34.025,43 TL’ye yükseltmiştir.

Davacı vekili berleşen dava, dava dilekçesinde; müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle zarara uğradığını, bozma sonrası hesaplanan tazminat miktarının bozma öncesi davada hesaplanan tazminattan fazla olduğunu ve ilk davayı ıslah ettiğinden fazlaya ilişkin kısmını bu ek davada talep ettiğini belirterek, 31.040,13 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsil tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının maliki olduğu aracın 4 yıllığına … Lojistik Tic. Ltd. Şti.’ne kiralandığını, ileride rücu sözkonusu olacağı için davanın şirkete ihbarı edilmesini, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı … A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı … şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, tazminat için şirkete başvurulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı …, davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.09.2015 tarihli ve 2012/55 Esas, 2015/280 Karar sayılı kararı ile; alınan maluliyet raporu, kusur raporu ve aktüer raporu usul ve yasaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak davanın kısmen kabulü ile; 34.025,43 TL maddi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi sigorta limiti ile sorumlu olacak şekilde) sigorta şirketine karşı dava tarihinden diğer davalılar yönünden 09.01.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsil tahsiline, 6.000,00 TL manevi tazminatın 09.01.20212 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek müteselsil tahsiline, davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2018 tarihli ve 2016/2629 Esas, 2018/11545 Karar sayılı ilamı ile;
“…Dava, trafik kazası nedeniyle cismani tazminat istemine ilişkindir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalı … A.Ş. vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) “Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 46. maddesinde (6098 sayılı TBK. Bedensel Zarar madde 54), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmektedir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yapılan yargılamada davacının maluliyet oranının belirlenmesi için 03.04.2013 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkalığından alınan rapora göre davacının maluliyeti % 18 olduğu ve olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 3 ay olduğu rapor edilmiştir. Mahkemece, rapora itiraz üzerine alınan 28.03.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının maluliyeti % 9 olduğu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği rapor edilmiştir. Mahkemece raporlar arasında çelişkiyi gidermeksizin Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporu hükme esas alması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3)Davalı … A.Ş. vekili cevap dilekçesine kazaya karışan araç için dava dışı … Lojistik Ticaret Ltd. ile arasında yapılmış 26.04.2010-26.04.2014 tarihleri arasında araç kiralama sözleşmesini ve ödeme planını ibraz etmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı … A.Ş.’nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak, davalı … A.Ş. ve dava dışı … Lojistik Ltd. Şti.’nin ticari defterleri istenmiş, mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, … Lojistik Ltd. Şti.’ nin kazaya karışan aracı uzun süreli kiraladığı, … A.Ş. isimli davalının aracın işleteni olmadığı belirlenerek asıl davada; maddi tazminat talebi yönünden davalı … A.Ş. yönünden pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne, 34.025,43 TL maddi tazminatın davalılar … ve Anadolu Anonim Türk Sigorta şirketinden, sigorta şirketi yönünden 01.02.2012 tarihinden, diğer davalı yönünden 09.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsil tahsiline, sigorta şirketinin sigorta limiti ile sınırlı olacak şekilde sorumlu tutulmasına, manevi tazminat talebi yönünden davalı … yönünden kısmen kabulüne, 6.000,00 TL manevi tazminatın 09.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen davada; davalı … A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne, 31.040,13 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden 01.02.2012 tarihinden, diğer davalı yönünden 09.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsil tahsiline, sigorta şirketinin sigorta limiti ile sınırlı olacak şekilde sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı … A.Ş.’nin aracı uzun süreli kiraya verdiği savunmasının gerçeği yansıtmadığını, davadışı kiralayan … isimli firmanın defterlerinin incelenmediğini, aracın fiilen teslim edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığını, kira sözleşmesinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilmediği, damga vergisinin ödenmediğini, davanın davalı … A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin yerinde olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada çok taraflı trafik kazasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi bulunan aracın sigortacısından, aracın işleteninden ve sürücüsünden kazada malul kalan yayanın maddi tazminat ve sigorta şirketi dışındaki davalılardan manevi tazminat, birleşen davada sigortacı, işleten ve sürücüden bakiye maddi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ nun 85, 89, 90, 91 ve 95 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
Dairemizin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen bozma ilamı gereğince yapılan araştırma ve dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak, davalı … A.Ş. kazaya karışan aracın uzun süreli kiraya verildiğini iddia etmiş ve her ne kadar kendi yasal defterlerini ibraz etmiş ise de aracın fiilen teslim edildiğine ilişkin belge sunulamamış, aracın fiilen teslim edildiği ispat edilememiş, yapıldığı belirtilen kira sözleşmesine ilişkin Maliye ve Vergi Dairelerine herhangi bir bildirimde bulunulduğuna, damga vergi beyanının düzenlendiğine dair de bir belge sunulamamıştır. Bu durumda davalı … A.Ş.’nin aracın işleteni olduğu kabul edilerek sorumlu tutulması gerekirken bu davalıya karşı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yerinde olmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.