Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2023/1334 E. 2023/2928 K. 26.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1334
KARAR NO : 2023/2928
KARAR TARİHİ : 26.10.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/380 E., 2022/631 K.
DAVA TARİHİ : 18.04.2018

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece … Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davalı idarenin su abonesi olduğunu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun (2634 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinde turizm belgeli yatırım ve işletmelerin su ücretlerini o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden ödeyeceğinin düzenlendiğini ancak davalı idarenin bu maddeyi uygulamayarak yüksek tarife üzerinden su bedeli tahsil ettiğini, davalı idare ile 14.04.2008 tarihinde sözleşme yaptıklarını ileri sürerek; bu tarihten itibaren fazla ödediği miktardan şimdilik 10.000,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (4736 sayılı Kanun) uyarınca, 2634 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesini uygulamadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2020 tarihli ve 2018/349 E., 2020/375 K. sayılı kararıyla; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının talebiyle bağlı kalınarak 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2020/1075 E., 2021/2367 K. sayılı kararıyla; istinafa konu kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 21.04.2022 tarihli ve 2021/9170 E., 2022/3934 K. sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesince 2634 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile turizm belgeli yatırım ve işletmelere tanınan indirimli tarifeye yönelik muafiyetin, 4736 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda 2634 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile turizm belgeli yatırım ve işletmelere tanınan indirimli tarifeye yönelik muafiyetin, 4736 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 4736 sayılı Kanun’un turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkında düzenleme içermediğini, davalı idarenin 4736 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinin birinci fıkrasına dayanarak 2634 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi hükmünü uygulamamasının açıkça taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olduğunu, 2634 sayılı Kanun’un 4736 sayılı Kanun’dan önce çıkartıldığı gibi turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkında düzenlemeler içermesi nedeniyle “özel kanun” niteliğinde olduğunu, 4736 sayılı Kanun’un “sonraki kanun” olma özelliğine sahip olmasına karşın turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkında düzenleme içermediğini, bu Kanun’da ücretsiz ya da indirimli tarife uygulanmayacak olanlar “24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanuna tâbi kuruluşlar ve özel hukuk hükümlerine tâbi, kamunun çoğunluk hissesine sahip olduğu kuruluşlar, kamu banka ve kuruluşları ile bunlara bağlı … yerleri” olarak sayıldığını, bunların içinde turizm belgeli yatırım ve işletmeler olmadığı gibi başka özel kuruluşlarda bulunmadığını, yasal düzenlemenin tamamen özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar için yapıldığını, 4736 sayılı Kanun’un açıkça 2634 sayılı Kanun da öngörülen uygulamanın ortadan kaldırıldığına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, turizm teşvik belgeli işletmeye ait su tüketim bedellerinin o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden tahsil edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre de dava konusu dönemlerde su bedelinin, en düşük tarife yerine işyeri tarifesi üzerinden tahakkuk ve tahsil edilmiş olması nedeniyle, her iki tarife arasındaki fark bedellerin davalı taraftan talepte bulunulup bulunulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).

2. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğacağı gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımlarıda kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

3. Değerlendirme
Temyize konu edilen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yapılmak suretiyle verildiği ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.