YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20548
KARAR NO : 2023/6802
KARAR TARİHİ : 07.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/239 E., 2016/383 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2013/239 Esas, 2016/383 Karar sayılı kararı ile sanıkların marka hakkına tecavüz suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatlerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)
54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.03.2021 tarihli ve 19-2016/377528 sayılı, düzeltilerek onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanıklar …, … ve …’ın müdafiilerinin temyiz sebepleri; sanıklar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Katılan … Hilfiger Licencing Inc. vekilinin temyiz sebepleri ise; sanıklar …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerinin hukuka aykırı olduğuna ve delillerin eksik değerlendirilerek karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.İpsala Gümrük Müdürlüğü görevlilerince, 10.07.2012 tarihinde Türkiye’den çıkış yapmak üzere gümrük sahasına gelen 34… 4926 plakalı tır, araç tescil işlemlerini müteakip sistem tarafından ihbar kaydına düşmesine istinaden X-Ray taramasına yönlendirilmiştir.
2.Yapılan fiziki muayene sonucunda araçta 4 kap içerisinde toplam 1289 adet tekstil ürününün taklit markalı olabileceği değerlendirilerek, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun (4458 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca gümrük durdurma kararı verilerek marka hakkı sahibi olan katılan şirketlerin vekilleri durumdan haberdar edilmiştir.
3.Katılan şirket vekillerinin sanıklar hakkında şikâyetçi olduklarına dair dilekçeler ve Sulh Ceza Hakimliklerince verilen elkoyma kararları dosya içerisindedir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan … Hilfiger Licencing Inc. Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 5833 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında, “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme mevcut iken; hükümden sonra 10.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) marka hakkına tecavüze ilişkin cezaî hükümler başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Buna göre 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında yalnızca mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak seçimlik hareketleri yaptırım altına alınmışken; 6769 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak eylemleri seçimlik hareketlere eklenerek marka hakkına
tecavüz suçlarının kapsamı genişletilmiştir.
Bununla birlikte 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ceza süresi yönünden, 6769 sayılı Kanun’da sanıklar lehine değişiklik yapılmamış, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma imkânı olmamış ve bu nedenle marka hakkına tecavüz suçları yönünden suç tarihinde hangi yasal düzenleme yürürlükte ise sanıklar hakkında o yasal düzenlemenin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; 10.07.2012 tarihinde Türkiye’den çıkış yapmak üzere gümrük sahasına gelen tırda 4 kap içerisinde toplam 1289 adet katılan firmalar adına tescilli markaları taşıyan taklit eşyaların ele geçirildiği, katılan firmaların sanıklar hakkında yasal şikâyet süresi içerisinde şikâyetçi olmaları üzerine sanıklar hakkında açılan kamu davalarının yapılan yargılaması neticesinde beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanıkların bu eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan seçimlik hareketlerin kapsamına girmediği anlaşılmış olup; 5237 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde;
“Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanıklara atılı eylemin kanunda öngörülen suç tarifine uymadığı değerlendirilmiş ve Mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin sonucu itibarıyla … olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanıklar …, … ve … Müdafiilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen kendisini vekille temsil ettiren sanıklar yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer verilen “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” şeklindeki düzenleme karşısında, kendilerini tek vekille temsil ettiren sanıklar … ve … ile sanık … lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2013/239 Esas, 2016/383 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların müdafiileri ile katılan … Hilfiger Licencing Inc. vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “Sanıklar …, … ve … kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve davaya Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi sıfatıyla bakıldığından; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tek vekille temsil olunan … ve … lehine 2.600,00 TL; sanık … lehine 2.600,00 TL maktu vekâlet ücretinin Hazine’den tahsiline”
ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.07.2023 tarihinde karar verildi.