YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11911
KARAR NO : 2023/10316
KARAR TARİHİ : 25.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/236 Esas, 2015/231 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma (sanık … hakkında), rüşvet verme (sanık … hakkında), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanıklardan … hakkında 16 kez, … ve … hakkında 1’er kez) kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği (sanık … hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklardan … hakkında sanık …’ya yönelik olaya ilişkin olarak ve mağdurlar …, …, …, … , …, … …, …, … …, …, …, …, … ve … adlarına sahte nüfus cüzdanları düzenlediği şeklindeki sahtecilik eylemlerinin kül halinde kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan ve rüşvet alma suçundan, … hakkında rüşvet verme suçundan), beraat (sanıklardan … hakkında …, … ve … ile sahte nüfus cüzdanı düzenleme konusunda anlaşma yaptığı ve … adına sahte nüfus cüzdanı düzenlediği iddialarıyla alakalı dört kez kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, …, …, … ve …’dan rüşvet aldığı iddialarıyla alakalı rüşvet alma suçlarından, … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanık … hakkında)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık …’nün sanıklar …, … ve …’dan rüşvet aldığı iddiasına ilişkin … hakkında rüşvet alma (3 kez), …, … ve … hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerinin Dairemizin 10.09.2014 tarihli ve 2012/12916 Esas, 2014/8086 sayılı Kararı ile onanarak kesinleştiği gözetilmeden bahse konu suçlar yönünden yeniden hüküm kurulmuş ve katılan … vekili tarafından bu hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunulmuş ise de, bu kararların hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesinin de olanaklı olmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin sanıklar … ve …’a yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasına katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın CMK’nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264. maddesi de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görüldüğünden, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; müdafiilerinin sanıklar … hakkında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ile … hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar …, … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu sanıklar hakkında mahallinde her zaman bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun Millete ve Devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, aksinin kabulü halinde, somut olayda olduğu gibi hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, “Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir” şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacağı gözetilerek, sanık … hakkında 17.12.2010 tarihli ilk hükümde rüşvet alma suçundan verilen ve Dairemizin 10.09.2014 tarihli ve 2012/12916 Esas, 2014/8086 Karar sayılı ilamıyla onanan mahkumiyet kararının bulunması ve hukuki kesintinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekmesi karşısında, TCK’nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de nazara alınarak, sanığa verilecek cezada 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen kararda verilen cezanın bu cezadan mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve sanık …’ye rüşvet verdiği iddiasıyla sanık … hakkında isnat olunan rüşvet verme suçunun da hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle rüşvet alma suçuyla birlikte değerlendirilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Sanık …’dan rüşvet aldığı şeklindeki eyleme ilişkin, hüküm fıkrasının (B) bendinde sanık … hakkında mahkumiyet kararı verildiği halde, (C) bendinin 4 numaralı alt bendinde aynı eylem yönünden beraat kararı verilerek karışıklığa yol açılması,
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanmaması,
Sanıklardan … hakkında rüşvet verme, … hakkında rüşvet alma suçlarından hüküm kurulmasına rağmen suç tarihinde yürürlükte olan TCK’nın 252/1 yerine 252/2. maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.