Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/13919 E. 2023/13502 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/13919
KARAR NO : 2023/13502
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2726 E., 2023/2758 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/261 E., 2021/317 K.

Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.11.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan işleyen faizleri ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespiti ile 01.11.2020 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması için Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine 30.10.2020 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunduğunu ve Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından verilen 04.12.2020 tarihli 51171429/376026 sayılı cevap yazısı ile davacının 52 yaşını doldurduğunda yani 27.03.2025 tarihinde emekliliğe hak kazanacağının bildirildiğini belirterek yapılan hesaplama ile verilen cevabın hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğunu, müvekkilinin hak etmiş olduğu 1395 gün yani 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 19.10.2020 olduğunun tespitini ve Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 30.10.2020 tarihini takip eden 01.11.2020 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasını ve birikmiş aylıkların faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; “…davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının hem sigortalılık başlangıcını hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanması gerektiğinin tespitinin mümkün olabileceği ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1992 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 gün geriye götürülerek 30.11.1988 tarihi olarak tespit edilebileceği ile 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesinin B-C bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.05.1988 – 23.11.1989 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5450 gün prim ödeme şartı ve 51 yaş olduğunun dikkate alınmasıyla ayrıca 5434 sayılı hizmetlerinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında 2988 gün hizmetinin bulunduğu dikkate alındığında 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki yasanın hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartını da yerine getirdiği düşünüldüğünde; 03.09.1973 doğum tarihli olan davacı bakımından 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle doğum tarihinin 18.10.1969 tarihi olarak kabul edilmesine göre 51 yaşını 19.10.2020 tarihinde doldurmuş olacağının kabulü karşısında sigortalılık başlangıcının tarihinin 30.11.1988 olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 2013 yılında doldurmuş olacağı yine 5450 gün prim ödeme gün şartını toplam 11373 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre fazlasıyla tamamlamış olacağı ve fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle 51 yaşını doldurduğu 19.10.2020 tarihi itibariyle emeklilik şartlarını tamamlamış olduğu tespit edilmiş ve davacının davasının kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin hem yaş haddinden hem de sigortalılık başlangıcından indirilmesinin mümkün olmadığı, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili ise davasının tamamen kabul edilmesi ve tüm sigortalılık süresi ile beraber fiili hizmet zammı süresinin de ilavesi ile birlikte yaş haddinden indirim yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini, buna göre İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olması nedeniyle kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile “….Uyuşmazlık, 23.05.2002’den sonraki muvazzaf subaylık nedeniyle hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesine göre tahsis koşullarının belirlenmesi sırasında dikkate alınıp alınmayacağını ve davacının tahsise hak kazanacağı yaş belirlendikten sonra fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi gerekip gerekmediğine ve yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Somut olayda, 23.05.2002 tarihine kadar davacının 3 yıl 10 ay 29 gün öğrencilik, 5 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve bu süreyle orantılı olarak (1 yıl 5 ay 2 gün) fiili hizmet zammı süresi bulunduğu, 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 11 yıl 9 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (ı) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı,
03.09.1973 doğumlu davacının 52 yaşını 03.09.2025 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun’un 205/son ve 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği ve bu durumda 18.10.2021 tarihinde emekli olabileceği, tahsis talep tarihinde ve dava tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde “3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesi ile 19.10.2020 tarihi itibari ile emeklilik şartlarını tamamladığının tespitine, Kuruma başvurduğu 30.10.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak emeklilik aylıklarının yasal faizleriyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi; Kurumun, davacının yaşlılık aylığına hak kazanması için 52 yaşını doldurması gerektiğini savunarak fiili hizmet süresi zammını yaştan düşmeme biçimindeki işlemi de 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında hukuka uygun değildir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … 19. İş Mahkemesi’nin 13.10.2021 tarihli, 2020/261 Esas – 2021/317 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma kararında “….Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda, davacının 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen 1 yıl 5 ay 2 günlük fiili hizmet zammı sigortalılık süresine ilave edilmeyerek yaş şartı 53 olarak belirlenmek suretiyle, davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Yasanın ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının indirilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı 18.10.2022 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.02.2023 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi yönünde kanaate varılarak davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Yasanın ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının indirilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı 18.10.2022 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.02.2023 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin hem yaş haddinden hem de sigortalılık başlangıcından indirilmesinin mümkün olmadığı, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili ise davasının tamamen kabul edilmesi ve tüm sigortalılık süresi ile beraber fiili hizmet zammı süresinin de ilavesi ile birlikte yaş haddinden indirim yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini, buna göre İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olması nedeniyle kararın bozulmasını ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 inci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.