YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14603
KARAR NO : 2023/25927
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/362 E., 2019/534 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanığın hakaret suçundan mahkûmiyetine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2023 tarihli ve KYB- 2023/98733 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı kararının hüküm fıkrasından çıkartılması ve yerine İstanbul Anadolu Kapatılan 10. Sulh Ceza Mahkemesinin (İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/36 esas, 2011/16 karar sayılı) 2009/444 esas, 2011/1055 sayılı kararının eklenmesine ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/08/2022 tarihli ve 2018/362 esas, 2019/534 sayılı ek kararı ile ek karara karşı sanık müdafii tarafından Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli kararında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı kararı tekerrüre esas alınmış ise de tekerrüre esas alınan kararın İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı kararı olduğu ve mahkemesince sonrasında düşme kararı verildiği, bu durumda kararın tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle yapılan itirazın, maddi yanılgı ve yazım hatası düzeltme içerdiğinden bahisle kabulüne dair merciii Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/09/2022 tarihli ve 2022/433 değişik iş sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektiği, somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçunun oluşacağı, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebileceği, kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerektiği karşısında,
İnceleme konusu somut olayda, mahkemece, sanığın müşteki …’na hitaben sarf ettiği sözleri nedeniyle sanık hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, kaba söz ve ağır eleştiri niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın hakaret suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesinde,
Kabule göre de;
Her ne kadar Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli kararı ile sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 karar sayılı kararın esasen İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı karar olduğu ancak bu hususun maddî hata temelli yazım hatası olduğu, sanık müdafii tarafından İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı kararına karşı yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/11/2015 tarihli ve 2008/282 esas, 2009/376 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2015/1443 değişik iş sayılı kararına yönelik Genel Müdürlüğümüzün 18/05/2016 tarihli ve 94660652-105-34-7026-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesi üzerine, Yargıtay 11 Ceza Dairesinin 24/11/2016 tarihli ve 2016/10074 esas, 2016/7833 karar sayılı ilâmı ile bozulması sonrasında, yeniden yapılan yargılamada, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2018 tarihli ve 2017/45 esas, 2018/340 sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 58/2-b maddesi uyarınca anılan cezanın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir. şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Bir nolu isteme yönelik incelemede;
Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, kanun yararına bozma adı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un ) 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun (YİBBGK) 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
YCGK’nun 25.10.1993 gün ve 260/281 sayılı kararında ise, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp, değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
İki nolu isteme yönelik incelemede;
Sanığın tekerrüre esasa alınan ilamın kanun yararına bozma yoluna gidilmesi sonucu bozulup düşme kararı verildiği, sanığın başka tekerrüre esas sabıkasının bulunduğu, infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun’un 98 inci maddesine göre bu hususta mahkemesinden karar istenebileceğinin anlaşılması karşısında kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.