Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/10378 E. 2023/13284 K. 21.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10378
KARAR NO : 2023/13284
KARAR TARİHİ : 21.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/232 E., 2023/1360 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/144 E., 2021/273 K.

Taraflar arasındaki malul olduğunun ve malulen emekliliğe hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının 2010 yılında uzman çavuş olarak göreve başladığını, görevini yaparken rahatsızlanması sonucunda askeri hastaneye sevk edilmesi üzerine, 23.01.2017 tarihli rapor ile “Hipofonksiyonel Sol Böbrek” teşhisi konularak, TSK’da görev yapamaz kararı verildiğini, ilişik kesilmesine müteakip görev süresinin de yeterli olması nedeniyle adi maluliyet işlemlerine başlandığını, ancak SGK tarafından “TSK’ da görev yapamaz kararına esas kalp hastalığının doğumsal nitelikte olması ve sandığa tabi göreve girmeden önce mevcut olduğu tıbben bilindiğinden, malullüğe ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı” gerekçesi ile maluliyet talebinin reddedildiğini, tesis edilen işlemin kanuna ve içtihatlara aykırı olduğunu, fiili olarak görev yaptığı 7 yıllık süre içerisinde birçok kez sağlık muayenesi olduğunu, göreve başlarken de dahil olmak üzere tüm raporlarında “Sağlam” teşhisi konulduğunu, davacının uzman çavuşluk görevine başlamadan önce maluliyetini gerektiren rahatsızlığının bulunduğu kesin olmamakla birlikte, bu rahatsızlığın gerek statüye girişi sırasında, gerekse statüde bulunduğu sırada yapılan sağlık kontrollerinde tıbben tespit edilemediğini, göreve başladıktan yaklaşık 11 yıl sonra TSK’ da görev yapamaz kararı verildiğini, davalı idare tarafından öne sürelen davacının uzman çavuş statüsüne girişten itibaren bu rahatsızlığın mevcut olduğu vakıasının dava konusu bakımından hukuki önemi olmadığının açık olduğunu belirterek, davacının mağduriyetine yol açan haksız ve hukuka aykırı davalı idare işleminin iptaline, özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının malulen emekliliğe hak kazanıp kazanmadığının tespitine ilişkin olduğu, Kurum tarafından davacı talebinin askerliğe elverişli değildir kararına esas alınan hastalığının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra geçen sürede oluştuğunun tespit edilemediği gerekesi ile kabul edilmediği, idari yargıda açılan davanın görev yönünden reddine karar verildiği, talebin reddi için davacı hastalığının ilk işe başlama tarihinde maluliyeti gerektirir düzeyde mevcut olduğunun ispatı gerektiği, oysa bir biri ile uyumlu adli tıp raporları ile kişide mevcut hipofonksiyone böbrek hastalığının işe giriş tarihi olan 19.04.2010 tarihinden sonra Kayseri Asker Hastanesinin 21.07.2016 tarihli raporunda ortaya çıktığının belirtildiği, ilk işe giriş tarihinde maluliyeti gerektirir hastalığın mevcut olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle davacının maluliyet koşullarının bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile “Davanın kabulü ile
1-a)Davacının malullük sigortası yardımlarından yararlandırılmamasına ilişkin Kurum işleminin iptaline,

b)Davacıya adi maluliyet aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, Kurum işlemlerinde bir hata bulunmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından, davacının askerliğe elverişli değildir kararına esas alınan hastalığının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra geçen sürede oluştuğu tespit edilemediğinden maluliyet aylığı şartlarına haiz olmadığı değerlendirilmişse de Adli Tıp Kurumu’nun birbirini teyit eden raporlarından, davacının mevcut rahatsızlığının 21.07.2016 tarihli rapor ile ortaya çıktığı, 01.11.2016 tarihinde ilişiği kesilen davacının yargılama sırasında 23.01.2017 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, her ne kadar hükümde aylığın başlangıç tarihi belirtilmemişse de davacının talebi ile bağlı kalınarak 23.01.2017 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının kararın infazı sırasında göz önünde bulundurulabileceği anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının malul olduğunun ve malulen emekliliğe hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 25, 95 inci maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı SGK Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.