Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/13024 E. 2023/13286 K. 21.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/13024
KARAR NO : 2023/13286
KARAR TARİHİ : 21.12.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/783 E., 2023/610 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/782 E., 2023/48 K.

Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Ozt Group Dış Tic. A.Ş. ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’nın davalı işveren … Akaryakıt Madeni Yağ Oto Lastik Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde 21.05.2010 – 30.04.2012 tarihleri arasında tanker şoförü olarak çalıştığını, akaryakıt yüklü tanker ile yurt dışına çıkış yapmak üzere yolda iken Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde araç üzerinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini belirterek sözkonusu olayın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini dava ve talep etmistir.

II.CEVAP
1.Davalı Öztürk Toptan Akaryakıt Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, keza dava dilekçesinde bahsedildiği gibi, vefat olayının ardından SGK’ya yapılan müracaat neticesinde soruşturma yapılmış olup çalışırken meydana gelen kalp krizi sonucu ölüm olayının 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğine karar verildiğini belirterek davacının davasının ve taleplerinin reddine verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; muris …’nın davalı işveren nezdinde çalışırken araç içerisinde kalp krizi geçirmesi nedeniyle vefat etmesi üzerine olayın iş kazası olduğunun tespitine dair mirasçıları tarafından açılmış olan bu davayı kabul etmediklerini, davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddenin 1 inci fıkrasında iş kazasının; sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada, değişik bent 17.04.2008-5754 S.K./8 mad. işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına veya hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, değişik bent 17.04.2008-5754 S.K./8. mad. bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen özüre uğratan olaydır” şeklinde tanımlandığını, murisin ölümünün araç içerisinde kalp krizi geçirmesi sonucunda gerçekleşmiş olduğundan bu olayın işin görülmesi esnasında gerçekleşip gerçekleşmediğinin meçhul olduğunu, olayın iş kazası olduğunun bir an için kabul edilse dahi işverenin kanundan doğan yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçındığını ve 4857 sayılı Kanun’un 77 nci maddesine göre “işveren işyerinde iş sağlığının ve güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemleri almak, gerekli araç ve gereçleri bulundurmak, çalışanlarına karşı iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitimi vermek zorundadır” denildiğini, yine 5510 sayılı Kanun’un 21 ve 76 ncı maddelerine göre de işverenin kusurlu olduğunu, murisin geçirmiş olduğu iş kazasından önce iş güvenliği ve iş sağlığı eğitiminin verilmediğini, işverenin işyerinde iş güvenliğini sağlamak konusunda ne kadar sorumsuzca davrandığını da gösterdiğini, kazanın meydana gelmesinde açıkça kusuru bulunan işveren hakkında 5510 sayılı Kanun’un 21/1 ve 76/4 üncü maddelerine göre işlem yapılması gerektiği kanaatine varıldığını ilave ederek, haklı ve yasal itirazlarının kabulü ile hukuksal dayanağı bulunmayan, usul ve hukuka aykırı davada davalı işverenin kusuru olması sebebiyle müvekkili kuruma atfedilecek bir kusur bulunmaması sebebiyle Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından davacıların murisinin davalı şirkete ait işyerinde uzun yol tır şoförü olarak çalıştığı, işi gereği yurtdışına giriş-çıkış yaptığı, İran’a mal götürmekte iken 30.04.2012 tarihinde vefat ettiği, ölüm nedeninin kalp krizi olduğunun Kurum evraklarında geçtiği, Kurumun müteveffa …’nın 30.04.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili olarak Rehberlik ve Teftiş … Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 24.04.2018 tarih ve 104606/07/İR/07 sayılı inceleme raporunda; sigortalı olayının 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi 1 inci fıkrası (a) bendi gereğince iş kazası olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, dosya kapsamında dinlenen tanık ifadelerinden müteveffa sigortalının davalı şirketin tırı ile İran’a giderken, gümrükte sıra bekleme esnası rahatsızlandığı, arkadaşları tarafından gümrükte bulunan sağlık ocağına hızlıca naklinin sağlandığı, ambulansla Yüksekova Devlet Hastanesine giderken yolda vefat ettiği, davacılar murisinin yaşadığı olayın davalıya ait araç ile işverence verilen görevin yerine getirilmesi sırasında meydana gelmiş olduğu 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında iş kazası sayılması gerektiği, meydana gelen olay ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne davalı işveren nezdinde tanker şoförü olarak akaryakıt nakliyesi yaptığı esnada kalp krizi geçirerek ölümüyle sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü madde kapsamında iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Öztürk Toptan Akaryakıt vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne gerekçe gösterildiğini, söz konusu ifadesinin son derece soyut ifadeler içerdiği ve ilgili kanun hükmünün somut olaya uygulanmaksızın atıf yapılmak suretiyle kullanıldığının görüldüğü, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kanun koyucu tarafından çerçeve kanun hükmünde düzenlendiğini, kazuistik bir düzenleme söz konusu olmadığını, bilindiği üzere kanun koyucu tarafından kazuistik bir düzlemde düzenlenen kanun metinlerinde en ince ayrıntılar dahi belirtilmekte olduğunu, uyuşmazlık yaşandığı takdirde hakimlere takdir hakkı tanınmadığını, ancak ilgili düzenleme kanun koyucu tarafından çerçeve bir yasa metni olarak düzenlendiğini, işçi aleyhine oluşabilecek mekan sınırlamalarını bertaraf etmek amaçlı olmak niyetiyle geniş çaplı düzenlendiğini, olayın iş kazası sayılması için meydana gelen zarar ile fiil arasında illiyet bağı olması gerektiğini, fiilin hukuka aykırı olması gerektiğini, müteveffa …’nın iş ile bağlantısı olmayan bir hadise sonucu vefat ettiğini, bu sebeple illiyet bağı olmadığını, müteveffa akaryakıt nakliyesi yaptığı esnada değil, gümrük kapısında sürüşü tamamlandığını, istirahat halinde iken kalp krizi geçirdiğini, sürücülük görevini ifa etmediğini, eski çalışan aynı zamanda istirahat halinde olduğunu, bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş kazasına ilişkin mevzuat hükümlerine bakıldığında; İş kazası 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu md.13 ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu md. 3/1-(g)’de tanımlandığını, 5510 sayılı Kanun iş kazasını; sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.” şeklinde tanımladığı görüldüğü, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalılar tarafından yapılan istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacıların murisi …’nın davalı şirket nezdinde çalışırken 30.04.2012 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.