YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/42880
KARAR NO : 2023/6910
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/428 E., 2021/10 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği, Yargıtay incelemesinden geçen dosyalar için temyiz süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta olmasına rağmen, gerekçeli kararda temyiz süresi 15 gün olarak gösterilerek taraflar temyiz süresinde yanıltıldığından temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2013 tarihli ve 2011/433 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesi, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2013 tarihli ve 2011/433 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/2825 Esas, 2019/5254 Karar sayılı kararı ile … sanığın başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmış olduğu …isimli kişinin gerçek kişi olup olmadığının denetime olanaklı şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmediğinden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, … dolandırıcılık suçu nedeniyle, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2019/428 Esas, 2021/10 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesi, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.12.2021 tarihli ve 2021/69184 sayılı, lehe bozma sonrası yapılan yargılama ve uzlaştırma giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi gerekçesiyle hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istekleri, sanığın talebi, verilen cezayı çok bulduğuna ve indirilmesine; müdafiinin talebi, sanığa atılı suçların sübuta ermediğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, kamyon şoförlüğü yapan mağdur …, şikayetçi…ile katılanlar … ve …’ü, kendisinin çalışmakta olduğu nakliye şirketine daha iyi şartlarda şoför olarak aldırabileceği inancı yaratarak dolandırmaya çalıştığı, bu amaçla kendisini Mesut olarak tanıttığı, kullandığı telefonla şirket yetkililerini aradığı izlenimi yaratıp, mağdur, şikâyetçi ve katılanlardan işe girmeleri için gerekli olan kimlik ve sürücü belgesi fotokopileri, sabıka kaydı, ikametgah ilmuhaberi gibi belgeler ile katılan …’den sağlık raporu alması gerektiğini söyleyerek 200 TL aldığı, katılan …’den 250 TL istediği ancak katılanın üzerinde para olmadığı için daha sonra vermek üzere anlaştıkları, mağdur …’dan belgeleri aldığı, henüz para talep etmemiş ise de 13 TL’lik kontör göndermesini sağladığı, şikayetçi …’in ise 130 TL verdiği; sanığın, katılanlar… ve …’in durumdan haberdar etmesi üzerine tanık …’ın ihbarı üzerine 12.10.2011 tarihinde yakalandığında polislere …adına düzenlenmiş ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanı fotokopisini ibraz ettiği, bu suretle üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanığın aşamalardaki savunmaları ikrara yönelip olup şikayetçilerle, kendisinin de şoför olarak çalıştığı firmada işe alınmalarını sağlamak için görüştüğüne, üzerinden çıkan evrak ve parayı kendisine rıza ile verdiklerine, bu kişilerle dolandırmak amacıyla değil işe almak için konuştuğuna, paralarını geri vermek istediğine, çalıştığı firmanın yakın zamanda adres değiştirdiği için yeni adresini bilmediğine ilişkindir.
3. Sanığın savunmasında belirttiği, kendisinin de çalıştığını beyan ettiği firmanın tespitine yönelik olarak yapılan araştırma neticesinde bu isimde bir firma kaydına rastlanmadığı anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamında mağdur, şikayetçi ve katılanların zararlarının karşılandığına ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır.
5. Dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
6. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde sanığın müştekilere yönelik eylemleri bakımından ayrı ayrı ceza tayin edilmesi gerektiğine ancak dolandırıcılık suçu yönünden kazanılmış hakkının korunduğuna, gerekçeleri açıklanmak suretiyle lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkin inceleme konusu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemelerinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesine göre “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanun’un yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü uyarınca uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle yapılan uzlaştırma giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamede bu yönden düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiş; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın katılanlar … ve …’e yönelik hileli hareketlerini aynı anda gerçekleştirmesi, birbirleri ile bağlantısı olmayan mağdur … ve şikayetçi …’e ayrı ayrı hileli hareketlerde bulunması karşısında; katılanlar … ve …’e yönelik eylemi nedeniyle bir kez zincirleme şekilde dolandırıcılık, mağdur … ve şikayetçi … yönünden ise mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ile tekerrüre esas sabıka kaydı nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmaması hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek inceleme yapılmıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu, 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2019/428 Esas, 2021/10 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2019/428 Esas, 2021/10 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.