Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/8989 E. 2023/6603 K. 23.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8989
KARAR NO : 2023/6603
KARAR TARİHİ : 23.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/3 E., 2015/34 K.
SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2015 tarihli ve 2015/3 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama neticesinde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiğine, mağdurenin beyanının çelişkili olduğuna, teşdit uygulanmasının yerinde olmadığına, sanığın cezai ehliyet konusunda iki farklı rapor olduğu bu çelişkinin giderilmeden karar verildiğine ve re’sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek hususulara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Olayın gerçekleştiği tarih olan 23/06/2013 günü katılan …’nın ailesi ile birlikte Şebinkarahisar ilçesi Orman İşletmesi piknik alanında bahar şenliğine katıldığı, katılanın saat 16.00 sıralarında arkadaşı … ile birlikte piknik alanındaki tuvalete gittiği sırada daha önceden tanımadığı sanığın katılanın kolundan tutarak “senden hoşlanıyorum, benim olur musun, seni doğuran anaya kurban olayım, gülüşün çok güzel” diyerek katılanı alnından öptüğü, katılanın arkadaşı tanık … ile birlikte oradan ayrıldığı, katılanın şenlik dönüşü annesi …’ya olayı anlattığı, bunun üzerine …’nın kızına sarkıntılık yapan şahsın şenlik alanında saz çalanlardan … … olduğunu tespit ettiği ve şahıstan şikayetçi olması nedeniyle olayın soruşturma mercilerine intikal ettiği, alınan raporlarda katılanın maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismar eylemi nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu ve beyanlarına itibar edilebileceğinin bildirildiği oluşun bu şekilde gelişip sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Sanık …’ın katılan …’ya yönelik kolundan tutma ve alnından öpme şeklinde eylemde bulunması nedeniyle eylemin gerçekleştirme şekline göre katılan ve sanık arasında boğuşma veya arbedenin de yaşanmaması karşısında eylemin niteliği gereği katılan üzerinde cinsel istismar eyleminin varlığını gerektirir tıbbı bulgunun elde edilme imkanının da bulunmaması karşısında, iddia edilen suça konu eylemin niteliği ve oluş tarzı nedeniyle eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin yan deliller ışığında katılan beyanı ile sanık savunmasından birine itibar edilerek hangisinin diğerine göre daha üstün tutulması gerektiği açığa kavuşturularak yapılabileceği açıktır.
Cinsel saldırı suçunun özelliği, bu suçu oluşturan fiillerin mağdurun rızası (iradesi) dışında gerçekleştirilmesidir. Niteliği gereği cinsel suçlar genel anlamda sanıkların işlemeyi kastettiği eylemin bir gizlilik ve sukunet içerisinde işlediklerinden ortada çoğu kez maddi delil ve emarenin bulunmadığı suç pratiği açısından maddi bir vakıadır. Eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği ve söz konusu eylemde mağdurun rızasının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde eylemin icra tarzı, mağdurun eyleme olaysal olarak gösterebileceği direnç, olayın gerçekleştiği zaman ve yer ile eylem öncesi ve sonrası mağdurun davranışları, sanık ile olan ilişkileri ve olayın adli birimlere intikal şekline göre ortaya konulabilecektir.
Sanık aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek olay tarihinde katılan ile diğer insanlarla nasıl konuşmuş ise o şekilde konuştuğunu, tokalaşmanın haricinde herhangi bir fiziksel temasının olmadığını beyanla atılı suçlamaları kabul etmediğini savunmuş ise de;
Yüksek Yargıtay uygulamalarında bu nitelikte suçlarda önemli bir ölçü olarak kabul edildiği üzere mağdurun (veya mağdurun ailesinin) iffet ve onuruna ilişkin bir hususta sanığa iftira atmasını gerektirecek bir neden olup olmadığı hususudur ki somut olayda katılan … …’nın olay öncesinde sanığı tanımadığı göz önüne alındığında katılanın sanığa herhangi bir husumet beslemediği gibi katılan ve ailesi ile mahkememizce beyanlarına itibar edilen tanık …’nın da sanık ile önceye dayalı bir husumetlerinin olduğuna dair dosyaya yansıyan hiçbir işaret ve olguya rastlanılmadığı, katılanın annesinin olayı öğrenir öğrenmez durumu adli mercilere intikal ettirdiği gerçekliği ile yukarıda belirtilen doktor raporlarında da anlaşılacağı üzere katılanın ruhsal muayenelerinde normal zeka düzeyinde performans gösterip, beyanlarına da itibar edilebilecek olması göz önüne alındığında … kız olan katılanın söz konusu olay nedeniyle ilerde kendisi açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını bilip iffetini ortaya koyup yaşça kendinden çok büyük olan sanığa iftira atması için bir neden bulunmadığı, katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutarlı ve anlatımları ile olay yerinde katılan ile birlikte bulunan tanık …’nın da görgüsünün katılanın beyanıyla örtüşmüş olması göz önüne alındığında katılanın beyanlarına itibar edilerek hükme esas alınmış olup sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanığın daha önce mahkememizin 2014/59 Esas, 2014/59 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılaması sonucu, Sağlık Bakanlığı Samsun İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin 02/10/2014 tarih 433 sayılı sağlık kurulu raporuna göre sanığın işlediği iddia edilen kasten öldürmeye teşebbüs suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğu, bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nın 32/1. ve 5271 sayılı CMK’ nın 223/3-a-son maddesi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle, sanık hakkında mahkememizce 5271 sayılı CMK’nın 74. maddesi gereğince gözlem altına alınmasına karar verilerek sanığın Bakırköy Prof. Dr. Mazhar … Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki ile işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığı veya bu fiili ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda TCK’nın 32. maddesi kapsamında heyet raporu aldırılması sağlanmış, ilgili hastanenin 03/06/2015 tarih ve 3648 sayılı raporunda suç tarihinde sanığın işlediği öne sürülen fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu dolayısıyla işlediği öne sürülen suça yönelik ceza sorumluluğunun tam olduğunun bildirildiği, akıl hastalığının kişinin işlediği her fiil açısından algılama veya irade yeteneği üzerinde etkili olmayabileceği, bu nedenle sanığın malul olduğu akıl hastalığının kasten öldürmeye teşebbüs suçu açısından iradesini etkilediği, ancak sanığın işlemiş olduğu cinsel istismar suçunda, malul olduğu akıl hastalığının cinsel istismar fiili ile ilgili olarak suç tarihinde sanığın algılama ya da irade yeteneğini etkilemediği, böylelikle mahkememizce de anılı rapora itibar edilerek sanığın suç tarihinde ceza sorumluluğunun tam olduğu kanaatine varılmıştır… ” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında daha önce aldırılan Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 02.10.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda, kasten adam öldürmeye teşebbüs suçuna karşı işlediği fiillin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacak durumda olup, bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığı, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrasından istifade edebileceği belirtildiği, Mahkemece aldırılan Bakırköy Prof. Dr. Mazhar … Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinin 03.08.2015 tarihli raporunda ise suç tarihinde sanığın işlediği öne sürülen fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu dolayısıyla işlediği öne sürülen suça yönelik ceza sorumluluğunun tam olduğunun belirtilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından sanığın tüm raporları, tedavi evrakı ve dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna sevk edilip suç tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında rapor aldırıldıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2015 tarihli ve 2015/3 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.10.2023 tarihinde karar verildi.