YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10618
KARAR NO : 2023/6979
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/97 E., 2015/666 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/97 Esas, 2015/666 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ihbarda bulunulması gerektiğine ve re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılan adına sahte olarak izinsiz işe gelmeme ve işe geç kalma tutanakları düzenlediği, sanığın suça konu belgeleri Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/237 Esas sayılı dosyasına delil listesi ekinde sunduğu, katılanın bu durumdan şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturmada tanığın imzasının bulunduğu tutanaklardaki imzanın tanığa ait olmaması sebebiyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; suça konu belgeleri düzenlediğini ancak tanığın rızası doğrultusunda yerine paraf attığını belirtmiştir.
3. Tanık A.Ç, firmada taşeron işçi olarak çalıştığını suça konu belgeleri imzalamadığını beyan etmiştir.
4. Dosya içerisinde bulunan söz konusu belgelerin sanık tarafından tanık yerine de imza atılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmıştır.
5. Mahkemece iddia, savunma, ilgili cevabi müzekkereler ve tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiştir.
6. Suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Özel belgede sahtecilik suçunun belgenin kullanılması eylemi ile oluşacağı gözetildiğinde somut olayda suça konu belgelerin 07.12.2012 tarihinde hep birlikte Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/237 Esas sayılı dosyasına ibraz edilmiş olması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığı, ancak belge sayısının aynı Kanun’un 61 inci maddesindeki temel cezanın belirlenmesinde nazara alınması gerektiği gözetilmeden olayda uygulama yeri bulunmayan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2. Suç tarihinin suça konu belgelerin Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/237 Esas sayılı dosyasına delil listesi ekinde sunulduğu 07.12.2012 olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 25.06.2012, 26.06.2012 ve 27.06.2012 olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuş.
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/97 Esas, 2015/666 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2023 tarihinde karar verildi.