Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/23602 E. 2023/5924 K. 04.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23602
KARAR NO : 2023/5924
KARAR TARİHİ : 04.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/3236 E., 2018/488 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi

Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli ve 2016/329 Esas, 2017/113 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 20.03.2018 tarihli ve 2017/3236 Esas, 2018/488 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.08.2021 tarihli 14-2018/36365 sayılı temyiz ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Olayla ilgisi bilgileri olan tanıklar dinlenmeyerek eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, sanığın telefonu üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığına, mağdure ile ilgili uzman raporunun alınmadığına, kararın bozulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile mağdurenin annesi …’in evli oldukları ve …’in önceki eşi olan katılan … ile müşterek çocukları olan mağdurenin de velayetinin annesinde olması nedeniyle; üvey babası olan sanığın yanında kaldığı, birlikte yaşadıkları süreçte mağdurenin zaman zaman annesi … ile aralarında tartıştıkları ve bu sebeple de mağdurenin velayetini öz babası olan katılan …’ın geçirerek onun yanında kalabilmek için ne yapılması gerektiği hususunda bazı arkadaşları ile sosyal medya üzerinden yazışarak ve beraber oldukları ortamlarda da konuşarak fikirler ürettikleri, bazı senaryolar kurguladıkları, konuştukları, yazıştıkları ve kurguladıkları senaryolardan birinin de; üvey babası olan sanığın cinsel istismarına maruz kalması iddiasını oluşturmak olduğu ve bu konuşmaları yaptıkları sırada rehber öğretmen olarak çalışan ve tanık olarak da dinlenen ….’nin konuşmaları kısmen duyması üzerine bu konuyu mağdureye sorduğu, mağdurenin de kovuşturma aşamasındaki beyanlarından açıkça anlaşılacağı üzere olmayan bir hadiseyi olmuş gibi rehber öğretmenine anlattığı, rehber öğretmenin de bu hususta bir kanıt getirmesini istediği, mağdurenin bunun üzerine arkadaşları ile yaptıkları whatsapp görüşmelerinden de anlaşılacağı biçimde üvey babası olan sanığa evde bulunduğu sırada kendisine yönelik cinsel bir eylemi varmış gibi göstermek için fırsat kolladığı, olay akşamı mağdurenin annesi ile tartıştıktan sonra odasına geçtiği ve sanığın da bu tür durumlarda kendisini teselli etmek gibi bir alışkanlığının bulunduğunu bilen mağdurenin telefonunun kamerasını da açarak babasının yanına gelmesini beklediği, her zaman olduğu gibi sanığın mağdurenin yanına geldiği ve mağdurenin kendisine yönelik bir cinsel eylemi varmış gibi görüntü oluşturmaya çalıştığı ve bu kaydı da bilahare rehber öğretmenine vererek sanık hakkında esasen velayetin öz babasına verilmesini hedefleyecek biçimde iddiaya konu şikayetleri yaptıkları ve sanık hakkında bu şekilde iddianame ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık aşamalardaki değişmeyen ısrarlı, tutarlı, kararlı ve samimi olduğu gözlenen savunmalarında; üzerine atılı suçlamaları kesin bir dille reddererek mağdureye her zaman öz kızı gibi duyarlı olduğunu ve öz kızı gibi sevdiğini, her türlü sorunu ile de ilgilendiğini, kendisine yöneltilen suçlamaların gerçekle bir ilgisinin olmadığını, iddianın bir iftira olduğunu savunmuş, mağdurenin öz annesi olan … ile yine onlarla birlikte yaşayan anneannesi ve büyük babasının da bu savunmaları tamamen doğrular şekilde anlatımlarda bulundukları görülmüştür.

3. Mağdurenin öz annesi olan …’in ve aile büyükleri olan tanıkların; böyle bir olayın vuku bulmuş olmasından en ufak bir kuşkuları olsa dahi; bu şekilde sanığı tamamen doğrular bir samimiyet içerisinde beyanda bulunmalarının hayatın olağan gerçeklerine uygun düşen bir davranış şekli olmadığı değerlendirilmiştir.

4. Yine mağdurenin de yargılama sırasında öz babasıyla birlikte kaldığı dönemde özellikle ve özellikle; öz babası sanıktan şikayetçi olmaya devam edip katılma talebinde de bulunurken, mağdurenin bizzat kendisinin ilk beyanlarından tamamen rücu ederek; üvey babası olan sanığa yönelttiği suçlamaların gerçekte var olmadığını, velayet hakkının annesinden alınarak öz babasına verilmesi için arkadaşları ile kurguladıkları bir itham olduğunu ve sanığın kendisine yönelik herhangi bir cinsel eyleminin de vuku bulmadığını beyan ederek, sanığın savunmalarını teyit etmiş olması ve mağdurenin şikayetçi olan öz babasıyla birlikte olduğu süreçte yaptığı anlatımda; sanık veya öz annesi …’in mağdureye bir baskıda bulunduğundan söz etmenin mümkün olamayacağı değerlendirilmiştir.

5. Yine mağdure tarafından kurgulanarak çekilmiş olan telefon kamerası görüntüleri tarafımızca izlendiğinde de; tarafların sergilemiş oldukları davranışlar içerisinde, mağdurenin kendi elde etmek istediği sonuca matuf, kendi hedef ve amacına yönelik davranışları dışında, kendisine kurulmuş olan tuzaktan habersiz olan sanığın; doğal baba kız ilişkisi ötesine geçen ve cinsel istismar niteliğinde olduğu düşüncesini oluşturabilecek bir davranış içerisinde olmadığı gözlenmiştir.

6. Her ne kadar sanık hakkında üvey kızı olan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği ididası ile kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama toplanan deliller bağlamında; mağdurenin iddiaya temel oluşturan ilk beyanlarından tereddütsüz biçimde tamamen rucu ederek; üvey babası olan sanığa yönelttiği suçlamaların gerçekte var olmadığını, velayet hakkının annesinden alınarak öz babasına verilmesi için arkadaşları ile kurguladıkları bir itham olduğunu ve sanığın kendisine yönelik herhangi bir cinsel eyleminin de vuku bulmadığını beyan ederek iddianın dayandığı tezi tamamen ortadan kaldırmış olması ve sanığa yönelik ilk iddiaların mağdure tarafından arkadaşları ile birlikte planlanmış bir kurgu olduğunun, arkadaşları ile sosyal medya üzerindeki yazışmalarınından ve bu plan ve kurgu çerçevesinde çekilmiş telefon kamerası görüntülerinden de açıkça anlaşılması nedeniyle, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinin, olayın öz anne ve babası boşanmış mağdure tarafından çocukça duygularla planlanmış ve kurgulanmış bir durum olduğunun açıkça sabit olduğu anlaşılmış olmakla 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca atılı suçtan beraatine dair karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği kabul edilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanunu’nun 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Tebliğname Yönünden
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve dosya kapsamında yapılan araştırmada Yalova Aile Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli ve 2016/1131 Esas, 2016/999 Karar sayılı kararıyla mağdurenin geçici velayetinin babası olan katılan …’a verildiği, Yalova Aile Mahkemesinin 05.02.2018 tarihli ve 2016/1012 Esas, 2018/39 Karar sayılı kararıyla da velayetin tamamen katılan …’a verildiği ve iş bu dava kapsamında katılan …’ın sanıktan şikayetçi olup davaya katıldığı ve bu kapsamında yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu nazara alındığında, mağdure vekilinin temyiz isteminin reddini isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 20.03.2018 tarihli ve 2017/3236 Esas, 2018/488 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalova Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.10.2023 tarihinde karar verildi.