YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21078
KARAR NO : 2014/4433
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istemiş ise de; HUMK’nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Davalı temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.820,00TL’sını geçmesi gerekir.
Somut olayda temyize konu edilen miktar 485,00-TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Davacı temyizine gelince; Davacı, davalı işyerinde hasta bakıcı olarak çalıştığını, banka kartlarının işveren tarafından alınıp kendilerine ücretlerinin eksik olarak elden ödenmesi ve 10 işçinin kartlarını istemesi üzerine davalının 11.3.2011 tarihinde kendilerini kovmak suretiyle iş akitlerini haksız olarak sona erdirdiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ve 9 arkadaşının zam istediklerini, ancak hemen veremeyeceğini beyan etmesi üzerin toplu olarak işi bıraktıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının bilirkişi raporuna göre 371,70 TL ihbar tazminatı alacağı bulunduğu ve ıslahla birlikte toplam talep ettiği ihbar tazminatı miktarı 371,70 TL olduğu, Mahkemece de hüküm fıkrasında 371,70 TL ihbar tazminatına hükmedildiği halde ıslahla artırılan 171,70 TL.na faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken 1.015,10 TL.na faiz yürütülmüş olması hatalı olup bozma nedenidir. Ne varki, yapılan bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, HMK 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerde davalının temyiz dilekçesinin reddine, hükmün (a) bendinin silinerek yerine “a- 371,70 TL brüt ihbar tazminatının 200,00 TL sinin dava tarihi olan 15.03.2011 tarihinden 171,70 TL sinin ıslah tarihi olan 10.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 24.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.