YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9995
KARAR NO : 2023/1539
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1022 E., 2020/573 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Kabulüne/ Davanın Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/429 E., 2017/1134 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 08.08.2015 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu minibüsün içinde yolcu olarak bulunan davacıların anne ve babası olan … ve … ‘in tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş,ıslah dilekçesi ile davacı … için talebini 126.633,08 TL’ye, davacı Hannah için talebini 104.594,68 TL’ye, davacı … için talebini 71.537,08 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zararın zorunlu karayolu trafik taşımacılık poliçesi kapsamında olduğunu ve kendilerinin sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13/10/1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur” hükmünü ihtiva eden Genel Şart hükmü ile sıralı sorumluluğun düzenlendiği, aksi halde poliçe limitini aşan hallerin teminat kapsamı dışında kalacağının belirtilmesi gerektiği, oysa genel şartlarda sıralı sorumluluğun benimsendiği ve davacılar taleplerinin teminat kapsamında kaldığı anlaşılmakla davanın kabulü ile;davacı … için 126.633,08 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı … poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı … için 104.594,68 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı … poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı … için 71.537,08 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı … poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın şehirlerarası yolcu taşımacılığı sırasında meydana gelmiş olması nedeniyle zararın,zorunlu taşımacılık sigortası kapsamında kaldığını ve bu sigortanın yapılmamış olması nedeniyle de sorumluluğun Güvence Hesabına ait olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmayıp taşımacılık eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, yapılan taşıma faaliyetinin zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında bulunmaması karşısında, kazadan kaynaklanan zararın doğrudan doğruya trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, sıralı sorumluluğu düzenleyen mezkur yasal düzenlemelere yanlış anlam verilerek karayolu taşımacılık sigortasının bulunmaması durumunda sıralı sorumluluk gereği trafik sigortacısının sorumluluğunun doğacağı şeklindeki gerekçeyle karar verilmiş olmasının doğru olmadığı ve kabul şekli bakımından da kazada vefat eden davacıların anne ve babası bakımından her biri için ayrı ayrı şahıs başına 290.000 TL teminat verilmiş olmasına rağmen infazda karışıklığa sebebiyet verecek şekilde hüküm altına alınmış limit altında kalan miktarlar bakımından “limitle sınırlı olacak şekilde” karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında kararla; davanın kabulüne, Davacı … için annesi bakımından 58.400,20 TL babası bakımından 68.232,88 TL olmak üzere toplam 126.633,08 TL destekten yoksun kalma yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı … için annesi bakımından 48.234,20 TL ile babası bakımından 56.360,48 TL olmak üzere toplam 104.594,68 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı … annesi bakımından 32.985,20 TL ile babası bakımından 38.551,88 TL olmak üzere toplam 71.537,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; araç sürücüsünün eylemi, suç işlemek amacıyla araç kullanmak ise, bu nedenle de Karayolları Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte taşımadan bahsedilmeyeceği, trafik sigortasının da sorumlu tutulması mümkün değilken, istinaf mahkemesi bir sorumluluk sigortası türüne (taşıma sigortası) istisna tanıdığını, diğer sorumluluk sigortası türüne (trafik) aynı istisnayı tanımadığını, sıralı sorumluluk sözkonusu olup Güvence hesabının sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 48 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacılar Suriye uyruklu olup dosya kapsamından mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu nedenle; teminat muafiyeti bakımından gerekli araştırma yapılarak muafiyetin bulunmaması halinde davacı yana teminatı yatırması için 6100 sayılı HMK gereği süre verilip oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen kararın BOZULMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.