YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13000
KARAR NO : 2023/525
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/838 Esas 2022/996 Karar
HÜKÜM/KARAR : Red – Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/408 Esas 2022/96 Karar
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili …’ in eşi müteveffa … ‘in davalının görev yapmakta olduğu Hacettepe Üniversitesinde tedavi gördüğünü ve ameliyat olduğunu, teşhis, tedavi ve ameliyatlarda hata yapılması neticesinde vefat ettiğini, eşinin ve çocuklarının müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, acı ve üzüntü içinde yaşadıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik … için 500 TL, … için 500 TL, … için 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatına, … için 75.000 TL manevi tazminat, … için 75.000 TL ve … için 100.000 TL manevi olmak üzere toplamda 252.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine olan iddia ve beyanların tamamına itiraz ettiklerini, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müvekkilinin dava konusu teşhis ve tedavi süreçlerinde Hacettepe Üniversitesi’ ne bağlı ve üniversitenin personeli olarak hastayı gördüğünü, hasta ya da yakınlarıyla bir sözleşmesi olmadığını, hastanın teşhis ve tedavisinin Hastane’ nin farklı bölümlerinde gerçekleştirildiğini, davanın idari yargıda Hacettepe Üniversitesi’ ne karşı açılması gerektiğini, kamu personeli statüsündeki doktor aleyhine doğrudan tazminat davası açılamayacağını, davanın esas yönünden de reddi gerektiğini, hemotoloji bölümündeki tüm teşhis ve tedavilerin gerekli ve doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…davalının doktor olarak çalıştığı adı geçen hastanenin, sağlık alanında kamu hizmeti sunmak amacıyla kurulmuş bir devlet hastanesi olduğu, kamu tüzel kişisi niteliğindeki devlet hastanesinde çalışan doktorun teşhis ve tedaviye yönelik tıbbi işlemlerinden kaynaklanan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’ nun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2/1-b maddesi gereğince, idare aleyhine tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılması gerektiği, doktorun kişisel kusuruna dayanmayan ve hizmet kusurundan kaynaklanan iddialarla ilgili doğrudan dava yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığı” gerekçesiyle davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; doktorun vermiş olduğu zararın hastaya gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle ve gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklanan ihmali hareketleri sonucunda ortaya çıkmış olduğunu, davalı doktorun haksız fiil sorumluluğunun olduğunu, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 129/5. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” düzenlemesinin yer aldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ nun 13.maddesininde “Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır” kuralının yer aldığı ve somut olay değerlendirildiğinde; davalının doktor olarak görev yaptığı hastanede mütevaffaya davalı doktor tarafından hatalı tıbbi tedavi uygulandığı ileri sürülerek bu davanın açıldığı, davalı doktorun hizmet kusurundan ayrılabilen kişisel kusurunun bulunduğunun ileri sürülmediği, davalı doktor tarafından yapılan tıbbi müdahalenin tıp kurallarına uygun olduğunun savunulduğu, davalının görevi sırasında ve görevinden dolayı davacıları zarara uğrattığının ileri sürüldüğü dikkate alındığında kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğinden davalıya karşı açılan davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Türk Borçlar Kanunu madde 49 ve devamı uyarınca yapılacak yargılama ve alanında uzman doktorlardan oluşan bilirkişi heyetinden alınacak rapor neticesinde davalının kişisel kusurunun tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma neticesinde davanın reddine karar verilmesinin yersiz olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların desteğinin hatalı tedavi sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 129.maddesi, 657 sayılı Devlet memurları Kanunu’ nun 13.maddesi
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle de davaya konu edilen olayda, davalı doktorun görevi sırasında hatalı müdahalesi iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istendiğine göre, kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.